Luna Abyss - İnceleme

Kanlı Ay’ın böylesi

Video oyun sektörü emekleme dönemlerini aşarken sahnesini şenlendiren janrlar da iyiden iyiye kemikleştiği için inovasyon bu janrları birbirlerine karıştırarak yapılır oldu. Ben de her sene onlarca oyun bitirdiğimden, halihazırda bilip, görüp, çokça tecrübe ettiğim şeyleri “güzel ama tekrar” yapan oyunlardan ziyade bu tarz yeni karışımları hatırlar oldum. Tanıdık formüllerin iyi uygulamaları bile artık uzun süre format yememiş bir Windows kurulumu gibi şişen oyun dağarcığımın karanlık klasörlerinde kaybolup gidebiliyor. İlginç karışımlar ise, hele de o karışım akıllara daha da kazıyan etkili bir sanat tasarımıyla servis edildiyse yerlerini daha kalıcı kılıyorlar. Luna Abyss de hiç beklemediğim bir şekilde bunlardan biri oldu.

Kırmızı! Beyaz! En Büyük? Luna Abyss?

Eser’in “sana bir tane Bullet Hell vereyim mi?” demesinden önce varlığından bile haberdar olmadığım oyun, pek çok güzel fikirler barındırıyor ve bunları bir araya getirirken sadece ve sadece düşük bütçesinin kurbanı oluyor. Lakin işin bu kısmını anlatmadan önce hikayesine ve evrenine kısaca bakıp sahneyi oyunun bahsine hazırlamak lazım. Oyunda Fawkes isimli bir mahkûm rolündeyiz. Kendisi 9999 günlük bir hapis cezasına çarptırılmış ve bir uzay hapishanesinde kalan günlerini sayıyor. Aylin isimli robotik gardiyanı, Fawkes’ın bilincini Ayın derinliklerindeki Abyss isimli terkedilmiş, cehennemi yapıdan kayıp teknolojileri bulup getirmesi için oraya göndermeyi teklif ediyor.  Fawkes’un da işi mi var, kabul ediyor elbette. O bu tip keşif gezilerine gidecek, Aylin de karşılığında hapis kalacağı günlerin sayısını eksiltecek. Elbette mevzu bu kadarla kalmıyor ve daha ilk görevden meşguliyetimiz basit keşif gezileri olmaktan çıkıyor.

Oyunun evreni ve hikayesi “Grimdark” kurgu alt türüne mensup. Grimdark adı üstünde bir janr olduğu için ışığın soluk beyaz(ve karanlığı aydınlatmakta başarısız) olduğu, gölgelerden gölge beğendiğimiz umutsuz bir atmosfer içindeyiz. Ancak özellikle eşsizliğini garipliğiyle dengeleyen karakter tasarımlar sağ olsun, Luna Abyss yer yer tuhaf kurguya da yakınsıyor. Etrafta bulduğumuz notların bünyesinde destekleyici görev yaparken Luna Abyss dünyasını açıkladığı anlatı, kendine bu ilginç tasarımlı karakterleri lokomotif yapıyor. Bir kafa ve uzun bir boyundan ibaret gibi görünen Aylin, yokluğunda bile hükmüyle hükümdarlığının kesinliğini hissettiğiniz All-Father, erkek sesli ama kadın/örümcek bedenli birtakım başka Abyss sakinleri bu karanlık dünyada harika seslendirmelerle nefes alıp veriyorlar. Oyunun tuhaflığıyla gizemi, benim gibi oyun oynarken pek olduğu yerde duramayan birine bile, hele de aksiyon odaklı oynanışa rağmen metin okutmayı başardıysa demek ki buradan bir artı puan alması lazım.

PC’de Saros bulamayanları böyle alalım

Oynanışa geçecek olursak, oyun kendisini bir Bullet Hell yapımı olarak lanse ediyor olsa bile oyunun bu yönü sadece burun farkıyla en baskın yönü konumuna gelmiş. Zira oyun kimi taraflarıyla Doom’a benziyor, başka birtakım yönleriyle de Metroid Prime’ı hatırlatıyor. Mesela oyundaki dört silahtan bir tanesi başta aldığımız ve nispeten az hasar veren standart silahımızken, bir tanesi de sonda aldığımız seyrek kullanılabilen alan temizleyici. Kalan iki silah ise, biri pompalıya biri keskin nişancı tüfeğine benzediği yerde spesifik düşman tiplerinin farklı renklerdeki kalkanları aşmakta özelleşmiş. Silahların şarjör ve cephaneleri değil, ısınma oranları var. Bir silahı biraz kullanıp başka bir taneye geçtiğimizde veya onunla ateş etmeyi bıraktığımızda soğumaya başlıyor. Bu, farklı kalkan tipleri detayıyla farklı mobilite opsiyonlarını da işin içine kattığımızda oyunun tıpkı Doom gibi sürekli silah değiştirerek çatışmayı ön plana çıkardığı anlamına geliyor. Nişan işini ise isterseniz manuel yapabilseniz bile tıpkı Metroid Prime’da olduğu gibi hedefe kilitlenerek hallediyorsunuz. Ha tabii bunu tavsiye etmiyorum çünkü oyun manuel nişan etrafında tasarlanmamış; bir yandan nişan alayım, bir yandan üzerime gelen düşman ateşinin arasında bale yapayım demek işi zorlaştırıyor.

Oyunun Metroid Prime’a tek benzediği yer hedefe kilitlendiğimiz bir çatışma modeli barındırması değil bir de zira oyunun ufaktan bir Metroidvania damarı da var. Bir kısmını dövüş içinde de kullanabildiğimiz, ulaşım/mobilite odaklı güçler kazanıp bunlarla önceden aşamadığımız engelleri de aşıyoruz. Ancak bunların opsiyonel alanlarda kullanımı çok kısıtlı olduğu, ayrıca ilerlediğimiz bölümlerle geri dönüş imkanları limitli olduğu için oyuna gerçek bir Metroidvania demek mümkün değil. “Ya şurada bir opsiyonel geliştirme görmüştüm, yeni aldığım güçle artık ona ulaşırım, gideyim de alayım” dediğimiz yerler epey kısıtlı. Etrafı dikkatlice ararsanız çoğu şeyi geri dönmeye gerek kalmadan yol üstünde buluyorsunuz.

Kadı kızından nameler

Oyunun problemli diyebileceğim noktası, en başta biraz kıvamını geç bulması. Luna Abyss hem düşük bütçeli olduğu hem de aksiyona odaklandığı için uzun bir oyun değil, olmasına da gerek yok zaten. Ancak savaşların mekaniksel derinlik ve çeşitlilik açısından basit kaçmayı bırakıp keyif verir asgari noktaya varması kendi oyun süresine oranla biraz uzun sürüyor. Nitekim başlarda pek keyifli gelmemişti bana. Oyunda dört tane ana Boss dövüşü var, bunların ilkine vardığım noktada, yani başında 2-2,5 saat geçirdikten sonra “e bu oyun epey keyifli oldu şu an?” dedirtti ve oradan sonra daha büyük oturumlar haline, bana verdiği keyfe şaşırarak oynamaya başladım.

Not: Oyun standart zorlukta fazla kolay, o yüzden ya üçüncü ya da maksimum zorlukta oynamanızı tavsiye ediyorum. Ben maksimumda girdim, 1-2 yerde biraz kafa kaşıttı ama geneli epey keyifliydi.

Oyunun bir başka kusuru da birincil kişi kamerasının oyunun Bullet Hell yapısıyla çakışabilmesi. Malum Bullet Hell, dört bir yanı dalga dalga işgal eden düşman ateşinden doğru pozisyon alarak sıyrılmak üzerine kurulu bir alt tür ve bu yüzden karakterinizin kapladığı yerin bütünüyle farkında olmak önemli. Luna Abyss birinci kişi kamerası kullandığı ve Bullet Hell ile FPS kamerasını birleştiren Doom the Dark Ages’in aksine sık kullanabileceğiniz bir defansif opsiyon barındırmadığı için “değmez sanıyordum değdi” anları illaki yaşanıyor. Bunun yanında bir başta dediğim gibi bütçenin küçüklüğüne verdiğim eksileri var. Mesela oyunun silahları sesli-görsel geribildirimlerini tarafında çok başarılı değil hem tok değiller hem de ses efektleri bence birbirlerinden yeteri kadar ayrışmıyor. Bunun yanında 4 silah oyunun süresine göre bence bir tık az kalmış. Diğerleri gibi yine kendi mekaniği ile gelen beşinci bir silah daha olsa tam kıvamında olurmuş.

Tasarım tarafını bir kenara koyup teknik cepheye baktığımızda Luna Abyss’in az biraz cila eksikliğinden mustarip olduğunu görüyoruz. Oyun zaten bir Unreal Engine(5 değil 4) oyunu olduğundan alan geçişlerinde takılma görmek artık beklenildik ancak Luna Abyss alan geçişlerinde takılmayı geçtim direkt durup yükleme yapıyor. Asset Streaming işini pek iyi çözemedikleri belli. Bunun dışında oyun “RTX kartlara özel” isminde bir ayar sekmesi barındırsa bile bu sekmenin altı ben oynarken boştu. DLSS muhtemelen çıkış günü veya sonrasında eklenecektir ancak ben bu yüzden kullanamadım. Bunu da normal şartlar altında çok önemsemem ama oyunun standart TAA implementasyonu o kadar kötü ki 4K altında çözünürlüklerde acayip bulanık görünüyor. Hatta 4K’da bile netliği ancak “idare eder” denebilecek seviyede. Umarım DLAA ve FSR4 Native AA seçenekleri eklenir de oyun düşük seviye sistemlerde de asgari netlik seviyesine kavuşur.

Luna Abyss hem hikayesini hem oynanışını, “umarım iyi satar da yapımcısına daha ilkinin eksiklerini kapatacak bir devam oyunu yapmak imkânı tanınır” diyecek oranda beğendiğim bir oyun oldu. Ortamda Boomer Shooter bolluğu var ancak çoğu Luna Abyss’in yaptığı gibi anlatısına özen göstermiyor veya Luna Abyss’teki gibi Bullet Hell kırması değil. Akranları arasında bu iki özelliği ile kendini göstermeyi başardığı için denemenizi tavsiye edeceğim ama firmadan daha iyilerini temenni edeceğim bir oyun olmuş.

SON KARAR

Arcade FPS sevenlere oynanış tarafında bekledikleri, hikâye tarafında beklemedikleri kadarını verecek bir yapım.

Luna Abyss
İyi
7.5
Artılar
  • Sanat tasarımı yer yer karşınıza çok iyi sahneler çıkarıyor
  • Oynanış tam kıvamını bulduğunda epey keyifli bir hale geliyor
  • Karakterler çok ilginç, seslendirmeleri harika
  • Anlatısı merak uyandırıcı


Eksiler
  • Çok değil bir silah daha olsaymış iyiymiş
  • Oyunun kenar yumuşatma implementasyonu epey kötü
  • FPS kamerası yer yer düşman ateşinden kaçmayı zorlaştırıyor


YORUMLAR
Parolamı Unuttum