Oynadınız Mı? serimizin bugünkü konuğu NUTMEG! A Nostalgic Deckbuilding Football Manager, tam da isminin işaret ettiği gibi, nostaljisi bol bir deste toplama & futbol menajerlik oyunu. 1980’lerden başlayıp 90’lara uzanıyor, 20 sezon boyunca İngiltere liglerinde takımınızı başarıdan başarıya koşturmak için uğraşıyorsunuz. Arkaplanda birçok detayıyla da o yılları hatırlatıp nostalji duygunuza hitap etmeye çalışıyor. Bu konuda başarılı bir iş de çıkarıyor bence.
Bu arada oyunun adının anlamını merak edenler varsa, hemen o konuyu da aradan çıkarmış olalım. Nutmeg, “rakibe bacak arası yapmak” anlamına gelen bir ifade (-ki oyunda hücum organizasyonlarınızda kullanacağınız kartlardan birisi de bu zaten). Bir futbol oyunu için gayet uygun bir isim, öyle değil mi?
4-4-2 mi döver, 5-3-2 mi?
Nutmeg, farklı futbol menajerlik oyunlarında gördüğümüz gibi stat yönetimi, transferler ve maçlardan oluşuyor.
Her bir sezon 50 maç sürüyor. Yayın modunda her ay 5 maç gerçekleştiriliyor, fakat bu maçlardan sadece 1 tanesi yayınlanıyor. Sizin oynadığınız maç da yayınlanan bu maç oluyor işte. Geri kalan maçlarda dizilişi belirliyor ve taktiğe ilişkin talimatınızı (Geri Yaslan, İleri Çık vs) veriyorsunuz. Sonuç otomatik olarak belirleniyor. Maç sonuçları, taraftar memnuniyetini ve seyirci sayısını artırıp düşürebiliyor.
Oynadığınız maçta, öncelikle ilk 11’de yer alacak oyunculara ve yedeklere karar veriyor, diziliş ve talimatınızı da belirleyerek maça başlıyorsunuz. Bu noktadan sonraki hamleleri elinizdeki kartlarla yapıyorsunuz. Karşı karşıya kalınan pozisyona göre muhtemel olayları ve bu olayların gerçekleşme ihtimalini görüntülüyor, buna uygun kartı oynayıp olasılığı kendi lehinize olacak şekilde değiştirmeye çalışıyorsunuz. Elbette bu olasılıkların belirlenmesinde takımınızın ve rakip takımın oyuncularının yetenekleri de belirleyici bir rol oynuyor.
Destenizdeki kartlar 5 kategoride yer alıyor - hücum, savunma, kontrol, kalecilik ve dayanıklılık. Oynayabileceğiniz kartları belirleyen şeylerden birisi de o pozisyonda hangi kategorilerden kart oynanabileceği oluyor. Örneğin, atağa kalktığınızda dayanıklılık ve hücum kartlarıyla rakip kaleye ulaşıp gol atmaya çalışıyor, rakip hücuma kalktığında da savunma kartlarıyla onlara engel olmak için uğraşıyor, işler o noktaya kadar varırsa kalecinizin hünerlerini sergilemesi için kalecilik kartlarına başvuruyorsunuz.
Bir başlangıç desteniz bulunuyor ve zamanla bu desteyi yeni kartlarla geliştiriyorsunuz. Örneğin antreman ekibinize bağlı olarak takviye kart paketi alıyorsunuz. Antreman yaptırdığınız oyuncularınızın yetenekleri gelişirken bir de bu oyunculara bağlı ek kartlar elde edebiliyorsunuz.
Sezon başlarında konulan hedefi yerine getirebilirseniz bonus elde edebiliyorsunuz. Ayrıca sezon içerisinde de bazı hedefler konulabiliyor ve bunları yerine getirdiğinizde de ödüller elde ediyorsunuz.
İşin bir de transfer boyutu var tabii. Her ay albümünüzün transfer sayfalarında yeni oyuncu kartları beliriyor. Gözde oyuncuları keşfetmek için işe gözlemci de alabiliyorsunuz. Transfer Pazarı’nda takımınıza (ve de bütçenize uygun) olduğunu düşündüğünüz oyunculara teklif götürüyor, başlangıç maaşına, bonus ödeme miktarına, ilk 11’de oynatma vaadinde bulunup bulunmayacağınıza karar verip teklifinizi yapıyor, teklif kabul görürse de oyuncuyu takımınıza transfer etmiş oluyorsunuz.
Bir de takımdan göndermek isteyecekleriniz olacak elbette. Satmak istediğiniz oyuncuları transfer listesine koyuyor ve teklif gelmesini bekliyorsunuz. Burada bir pazarlık durumu söz konusu değil, teklifi kabul ediyor veya reddedip yeni teklifler bekliyorsunuz.
Kadronuzu bu şekilde geliştirerek daha güçlü bir takım haline gelmeye ve rakiplerinizi alt edip önce sıralamada üst sıralara sonra da üst liglere ulaşmaya çalışıyorsunuz.
Her sezon sonunda mevcut takımınızla mı devam edeceksiniz yoksa yeni bir takımın başına mı geçeceksiniz, buna karar verip yeni sezona doğru yol alıyorsunuz.
Takım ürünlerini satacağınız bir alan da bulunuyor. Kupalardan flamalara, bereler ve tişörtlerden anahtarlık ve rozetlere çeşit çeşit ürünü satışa sunup kulübünüz için ek gelir kaynağı oluşturmaya çalışıyorsunuz. Stat geliştirmeleriyle de taraftar memnuniyetini artırmak, daha iyi idman sahaları oluşturmak vb. mümkün hale geliyor.
Bütün bunların toplamında da keyifle vakit geçirebileceğiniz bir oyun çıkıyor ortaya.
80’lerde çocuk olmak…
Oyunun nostaljik havası hemen her detaya yansımış durumda. Panolar, bilgisayar, telefon, faks, albümler, arada bir göz attığınız haberler… Leydi Diana’nın Prens Charles’ın evlilik teklifini kabul etmesi, Elton John suikastı, Rocky 3 film müziği Eye of the Tiger’ın teklisinin çıkması ve daha birçok haberle o yıllara dair hafızamızı tazeliyor, kimi zaman tebessümle kimi zaman hüzünle hatırlıyoruz o günleri.
Ama bana göre nostaljiyi en çok besleyen şey tam da oyunun kendisi, bir kart oyunu olması. Futbol kartları toplayan, o kartlarla türlü türlü oyunlar oynayan çocuklardık bir zamanlar. İşte Nutmeg de o zamanları hatırlatıyor, o oyunları oynadığımız günlere götürüyor bizi.
Oyunun güzel yanlarından birisi de Türkçe desteğiyle gelmesi. Yerelleştirme konusunda iyi bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim.
Her bir sezonun ortalama 1,5 saat kadar sürmesi de bir başka güzel yanı. Böylece bir oturuşta sezonu bitirip kalkabiliyorsunuz. Ama o kadarla kalmayıp devam etmeniz de ihtimal dahilinde. Vaat ettiklerini yapmış, “bir tur daha” dedirten bir oyunla çıkmışlar karşımıza.
Eksi olarak değerlendirilebilecek yanları yok mu, var. Mesela bazı istatistiki bilgilere ulaşmak çok da mümkün olmuyor. Ayrıca konulan bazı hedeflere ulaşmak neredeyse imkânsız (bazılarında da başarısız olmak imkânsız). Yine de bunlar sizi oyundan koparacak şeyler değil. Sunduğu güzel şeyleri düşününce, bunlar da göz ardı edilebiliyor bence.
Uzun lafın kısası, Nutmeg nostaljisi bol, keyifli bir futbol menajerlik oyunu. Birkaç ufak dokunuşla çok daha iyi bir hale geleceğine de şüphem yok. En azından demosuna bir göz atın derim. Demosunu oynadıktan sonra daha fazlasını isteyebilirsiniz.




























