Ratatan - Erken Erişim İnceleme

Rata-tata-tan…

Vaktinde Patapon serisiyle haşır neşir olanlar, serinin ardındaki isimlerin yeni oyunu Ratatan duyurulunca çok sevinmiş olsalar gerek. En azından benim için durum böyle olmuştu. Haliyle, fırsat bulur bulmaz Pataponlarımızla yaşadığımız o güzel günlere özlemimi dindirmek üzere Ratatanlarımızla yeni bir maceraya yelken açtım.

Ratatanların uzun yürüyüşü başlasın…

Ratatan, bizleri “Rataport” isimli bir adaya götürüyor. Bu adada güle oynaya yaşayan Ratatanlar, bir yandan da “The Everafter”a gitme ve orada yaşadığı söylenen “The Goddess” ile buluşma hayalleri kuruyorlar. Bu hayallerine ulaşmaları için de kendilerine rehberlik edecek bir kahramana ihtiyaçları var.

Tam olarak bu noktada siz devreye giriyorsunuz ve Ratatanlara bu yolculukta liderlik ediyorsunuz. Emrinize giren “Cobun”larla, önünüze çıkan türlü türlü engeli aşmaya ve Ratatanları hayallerine kavuşturmaya çalışıyorsunuz.

Ratatan görsel ve işitsel yönden tam da Patapon mirasını yansıtacak bir performans sergiliyor. Karakterler çok sevimli, mekanlar rengarenk. Ritim de hemen içine çekiyor sizleri. Oynanış kısmındaysa işler bir miktar değişiyor -ki bu beklenen bir şey zaten. Burada işin içine roguelike unsurlar giriyor. Bunun artıları da eksileri de var tahmin edilebileceği gibi.

Oyuna 8 farklı kahramandan birisini seçerek başlıyorsunuz. Her bir karakterin avantaj sağladığı farklı yönler var. Örneğin, Buttonda düşmanı geri püskürtme oranınızı ve aldığınız darbelere dayanıklılığınızı artırırken Nyandola hareket hızınızı yükseltiyor. Keroronpa, Cobun’larınızın dirildiklerinde sahip oldukları sağlık puanını artırıyor vs. vs. Özetle, oynayış tarzınıza uygun bir kahramanı seçip dalıyorsunuz oyuna.

Sonrasında haritada ilerlemeye başlıyor, her seferinde önce ödülünüzü seçip sonrasında o bölüme dalıyor, düşmanları alt edip ganimetleri topluyor ve bu şekilde adım adım ilerliyorsunuz.

Aralarda kasabaya dönüyor, kasaba sakinlerini ziyaret edip alışveriş yapıyor, ekipmanlarınızı yükseltiyor, karakterinizi (ve Cobunlarınızı) geliştirip önünüzdeki mücadelelere hazırlanmaya çalışıyorsunuz. Bazı görevler de alıyorsunuz burada ve bu görevleri yerine getirdiğinizde ödüller kazanıyorsunuz. Savaşlardan elde ettiğiniz ganimetleri ve kaynaklarınızı yükseltmeler veya alışveriş için kullanabildiğiniz gibi takas da edebiliyorsunuz.

Oyunun çatışma kısımları bir yandan Patapon oyunlarını anımsatan, ama bir miktar da farklılaşan bir yapıda daha önce de belirttiğim gibi. 

Cobunlarınızı peşinize takıp yürüyüşünüze başladığınızda o aşina havayı soluyorsunuz. Yine ritimle cobunlarınıza talimatlar veriyor, onları savunmaya veya saldırıya yönlendiriyorsunuz. Böylece düşmanlarınızı alt edip ilerlemeye çalışıyorsunuz. Çatışmada rüzgârı arkanıza aldığınız anlarda yapabildiğiniz özel hamleleriniz de mevcut. 

Cobunlarınız çatışma anında yere düştüğünde çok da endişelenmenize gerek yok, bir süre sonra gökyüzünden süzüle süzüle geri dönüyorlar. Ama tabii bu süre zarfında kahramanınızı hayatta tutmanız lazım. Yoksa filmi geriye sarmanız ve yeniden başlamanız gerekiyor. Haritada nasıl ilerleyeceğinizi, hangi ödülleri tercih edip hangi geliştirmeleri alacağınızı belirlemek gibi şeylerle de işin strateji kurma kısmı tamamlanmış oluyor. Genel itibarıyla zevkli bir oynanıştan bahsetmek mümkün.

Gelelim oyunun cilalanması gerektiğini düşündüğüm yanlarına. Bir zorluk dengelemesine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum şahsen. Ana düşmanların zorluk seviyesinin çok hızlı bir şekilde yükselmesi bile başlı başına bir meseleyken, normal düşmanların da bir anda kaplan kesilebildiğini görmek, çok da hoş olmuyor açıkçası :) Düşmanlar böyle kuvvetlenirken, karakter yükseltmelerimiz aynı şekilde eşlik edemiyor sanki. Bu da haliyle çatışmalarda bir denge sorunu doğuruyor. 

En azından giriş aşamasında bu sorunu aşabilmek adına “Welcome Mode” isimli bir mod tercihi sunulmuş durumda. Bu durumda her tura ek bir birim ile başlıyor, tamamladığınız her turda daha fazla token alıyorsunuz. Başarıyla tamamladığınız her bir tur da düşmandan aldığınız zararı düşürüyor. Böylece oyuna girişi kolay kılmak istemişler.

Bir de hamle süreleriyle ilgili bir sıkıntım var açıkçası. Özellikle baş düşmanlarla savaşlar esnasında, rakip hamleyi öngörüp ona göre bir adım atmaya çalışırken talimatımı vermek için haddinden fazla zamanın geçtiğini görünce canım sıkılmıyor değil. Daha seri bir şekilde oynayabilmek hiç de fena olmazdı. Gerçi kontrol ayarlarında "advanced" yerine “default” seçilerek daha az tuş kombinasyonuyla hamle yapma imkânı sunuluyor. Ama mesele 1 tuş daha az basmak değil bana kalırsa. Burada bir “aksak ritim” hissi veriyor oyun. En azından bana hissettirdiği bu.

Yine de çok eleştirmek istemiyorum. Henüz birkaç aydır erken erişim sürecinde olduğundan ve bu süreçte oyunu sürekli yeni içerikler, yeni geliştirmeler, yeni bölümlerle genişletmeye devam ettiklerinden (ve de oyuncu görüşlerine kulak verdiklerinden) çok da endişeli değilim kendi adıma. Şu haliyle doğru yolda ilerliyorlar bence.

Artılar

  • O aşina olduğumuz havayı bir kez daha solumak hoş
  • Basit bir kopya olarak kalmayıp kendine bir kimlik edinmiş olması da güzel

Eksiler

  • Zorluk dengesine bir el atsalar fena olmaz
  • Kontrolleri daha seri hale getirebilirlerse de güzel olur

Son Karar: Erken erişimdeki birkaç ayını verimli geçirdiğini söylemek mümkün. Bu da önümüzdeki döneme olumlu bakmak için yeterli gerekçeyi sunuyor bize. Eğer ritim kaybetmez ve bu şekilde devam ederlerse, tünelin sonunda bizleri güzel bir oyun bekliyor gibi görünmekte.

YORUMLAR
Parolamı Unuttum