Observer İnceleme - Bir Cyberpunk Resitali

Cyberpunk ile korkuyu güzelce yoğurunca ortaya böyle bir şey çıkıyor işte

İleride elbette teknoloji acayip gelişecek, şu an hayal olduğunu düşündüğümüz şeylerin gerçekleştiğini göreceğiz. Mesela kafalarımızın içinde yaptığımız her şeyi kaydeden bir çip olacak, birileri de yine vücutlarına eklenmiş olan bir başka teknoloji sayesinde bu çipe bağlanıp bölük pörçük anılarımız arasında gezinti yapabilecekler. Hah işte o günün geldiğini görecek kadar yaşarsak baştan söylüyorum, ben kimsenin beynine falan bağlanmam kardeşim! Şu oyunda bile milletin hafızasında dolaşacağım diye başım döndü, bir de gerçeğiyle uğraşamam. O teknoloji varsa ben yokum, baştan söylüyorum.

Yıl 2084, yani oyunda da birkaç yerde bir kopyasını bulacağımız 1984 romanına bir atıfla başlıyoruz. Beşinci Polonya Cumhuriyeti’nde, Chiron adında bir şirket adına çalışan özel dedektif Daniel Lazarski rolündeyiz. Cyberpunk denince akla gelen ilk film olan Blade Runner’ın baş kötüsü Roy Batty’i canlandıran Rutger Hauer oynamış bu rolü. Seçim son derece manidar, çünkü aynı Blade Runner gibi cyberpunk’ın en güzel örneklerinden birini sunuyor Observer.

Hikaye boyunca bolca kan ve ceset peşinizi bırakmayacak

Karanlık ve yağmurlu sokaklar, karanlığın içinde göz alıcı parlaklıkla dikkat çeken neon ışıkları ve insanlara yeni bir hayat vaat eden vücut eklentileri. Herkes durumdan mutlu mesut yaşarken günün birinde nanophage isminde bir dijital veba ortaya çıkmış ve Büyük 2047 Vebası denilen dönemde vücut eklentili yüz binlerce kişi ölmüş, hükümet çökmüş ve Chiron şirketi uyguladığı politikalarla bir anda ülkenin lideri konumuna yükselmiş. Lazarski de bu şirkete bağlı olarak çalışıyor ve sahip olduğu eklentiler sayesinde ister canlı, ister ölü diğer insanların zihinlerine sızıp suçları çözebiliyor. Kendisi bir Observer, yani Gözlemci.

Oyuna başladığımızda kendimizi Krakow’un en kötü yerlerinden birinde, en düşük seviyeli vatandaşların yaşadığı bir muhitte buluyoruz. Şimdi ufacık bir ayrıntıya girmek istiyorum çünkü oyun dünyasının karanlığını, sunduğu o bunaltıcı atmosferi anlayabilmek için bunu bilmek önemli:

Bu veba olaylarından sonra vatandaşlar üç gruba ayrılmış ve C Sınıfı vatandaşların bölgelerini terk etmeye hakları yok. B sınıfı bölgelere ancak vize ve çalışma izni sayesinde geçebiliyor, A Sınıfı bölgelere ise adımlarını bile atamıyorlar. Beyinlerindeki çiplerde hem vatandaşlık bilgileri, hem de kişisel verileri saklanıyor ve kanun adamları bu verilere diledikleri zaman erişebiliyorlar. Biz de bir kanun adamı olarak tam olarak bunu yapıyoruz, bu vatandaşların bizden bilgi saklayabilme gibi bir lüksleri yok.

Bir oyunda Commodore 64 olur da benim gözümden kaçar mı?

İşte bizi bu düşük seviyeli bölgeye sürükleyen şey oğlumuz Adam’dan gelen bir yardım çağrısı ve “hayvan bağlasan durmaz” denilebilecek bu yerde Adam’ın dairesine girdiğimiz saniyeden başlayarak ipler kopuyor. Olayları çözmek için ipuçlarını takip edip, bazı kişilerin zihinlerine girerek anıları arasında cyberpunk’ın dibi olarak nitelendirebileceğim bir yolculuğa çıkıyoruz.

Zaten oyunu gerçek anlamda eşsiz kılan şey de bu yolculuk sekansları. Aslında daha önce de bu tür hafızaya sızmalı oyunlar oynadık. Daha geçenlerde yayınlanan Get Even’da da buna benzer bir mekanik vardı, hafızadaki parça parça anılar farklı biçimlerde cisimlenmiş halde karşımıza çıkıyordu. Ama Observer bunu bir, yok yok, on adım ileri taşımış ve bunun ne kadar korkutucu, ne kadar iç boğucu ve ne kadar baş döndürücü bir deneyim olabileceğini göstermek istemiş. Bu sahneleri size nasıl tarif edebilirim diye düşünürken en iyi yolun anlatmaya çalışmak yerine göstermek olduğuna karar verdim, oyundan kaydettiğim şu ufak videocuk birisinin beyninde dolaşırken karşılaşabileceklerinizin minicik bir kısmı (videoda spoiler yok, ama ben hiçbir şey görmek istemiyorum, sürpriz olsun diyorsanız geçebilirsiniz)

Manyak bir şey, değil mi? Minicik bir kısmı derken abarttığımı sanmayın. Herkesin beyni farklı, imgeler farklı, hatta aynı beyin içinde dolaşırken karşılaştığımız sekanslar bile farklı. Bir adım sonra başınıza ne geleceğini tahmin etmenizin imkanı yok. Ama şunu da söylemem lazım ki bu kısımlar insanın hem gözünü, hem de beynini gerçekten yoruyorlar. Genelde her oyunda epilepsi uyarısı yapılır ama bu tür bir rahatsızlığınız varsa bu oyunu oynarken ekstra dikkatli olmanızı önereyim.

> Observer'ın geliştiricisi Bloober Games ile röportaj

Oyunun ana hikayesi lineer biçimde ilerliyor çünkü bulduğumuz ipuçları zaten günlüğümüzde de gördüğümüz gibi bizi bir sonraki hedefe yönlendiriyor. Ama oyunun içinde minik yan hikayeler ve bunlara bağlı başarımlar da var. Örneğin bodrumda duyduğunuz seslerin peşine düşebilir, bulduğunuz bilgisayarlarda oynayabileceğiniz With Fire & Swords oyununun git gide zorlaşan bölümlerini geçmeye çalışabilirsiniz. Var ya, o oyuncuk tam deha işi olmuş, resmen bayıldım. Ama o oyun bile aslında Bloober Team’in özenerek yarattığı bu dünyanın daha inandırıcı olmasına katkı sağlayan unsurlardan biri.

With Fire & Sword oyun içinde oyunun en güzel örneklerinden biri

İşte oyunun başarısı da burada yatıyor zaten. Observer ismindeki bu tuvale atılmış olan her bir fırça darbesi dünyaya merak uyandırıcı bir hava kazandırıyor; başlarda karşılaştığınız apartman görevlisinin halinin sebebini merak ediyorsunuz, hayallerde gördüğünüz beyaz geyiği, dövme dükkanının sırrını, kapının arkasından konuştuğunuz ama ailesine şiddet uyguladığı belli olan adamın neden böyle davrandığını… Burası C sınıfı vatandaşların, hayattan bir beklentisi kalmamış, bazıları akıl sağlıklarını yitirmiş insanların yaşadığı bir yer. Ama hepsi de buraya ait ve incelediğiniz her şey sizi Krakow’un bu lanetli apartman kompleksine daha da yakınlaştırıyor. Bu gerçekten büyük bir başarı. Lazarski ile birlikte hem kendimizin, hem başkalarının akıl sağlığının sınırlarına gitmek, zihnin cehennemi andıran karanlık koridorlarında dolaşmak sürükleyici bir deneyim. Zaten bu kısımlarda oyun tür olarak korkuya iyice yaklaşıyor; bebek ağlamaları, bağırış çağırışlar gibi ses efektleri atmosferi iyice zenginleştiriyor. Oyun için cyberpunk ve korkunun güzel bir harmanı diyebilirim.

Observer’ın sadece bu hafıza sızma kısımlarından ibaret olduğunu düşünmeyin. Krakow içinde Lazarski olarak oynadığımız kısımlarda dedektiflik yeteneklerimizi konuşturuyor ve sahip olduğumuz farklı “görüş yetenekleri” sayesinde suç mahallerini inceleyebiliyoruz. Bunlardan biri nesneleri araştırmamızı sağlarken, diğeri bize biyolojik kaynaklar hakkında bilgi veriyor. Yani bir kan damlasının kime ait olduğunu, kan grubunu öğrenebiliyor; cesetteki yaraları neyin açmış olabileceğini tespit edebiliyoruz. Hatta bu görüşleri kullanmanızı şart koşan birkaç yer var, gerçek hayatla halüsinasyonu ancak bu şekilde birbirinden ayırabiliyorsunuz. Bir de gece görüşü yeteneği var ama bunu tek bir yer dışında kullanmaya gerek olmuyor.

Bunun gibi anında Game Over ekranıyla karşılaştığınız kısımlar olmasa da olurmuş

Gelelim madalyonun pek de parlak olmayan yüzüne. Observer aslında cyberpunk hikaye anlatımında örnek gösterilen bir oyun olmanın kıyısından dönmüş desem yeridir. O güzelim hikaye, o güzelim anlatım yer yer araya giren “bir yaratık tarafından kovalanma” sahnelerince sekteye uğratılmış. Bu çeşitli korku oyunlarındaki mekaniğin aynısı, ortada bir yaratık var, ona görünmeden ilerlemeye çalışıyorsunuz ama sizi görürse dibinizde bitip kafanızı eziveriyor. Game over. O sahnenin başından başlıyor, birkaç kez daha kafayı ezdiriyor, sonra da o kısmı bir şekilde geçiyorsunuz. Bunun oyuna herhangi bir şey kattığını söylemem mümkün değil, bence saklambaç oynamamıza hiç gerek yoktu.

Sonra bir de oyundaki her kapıyı, her dolabı fareyle tutup yavaş yavaş açma, şalterleri yavaş yavaş döndürme şeysi var. Ben bunu kullanan oyunlara gerçekten gıcık oluyorum, gamepad ve analog kol ile nispeten çekilir olan bu mekanik fare eşliğinde tam bir işkence halini alıyor. Hele bir yerde radyo düğmesi çevirip kanal aradığımız bir bölüm var ki düşman başına. Kapının fare düğmesine tıklayınca açılması ile farenin sol düğmesine basılı tutarken ileri doğru ittirerek açılması arasında ne his, ne heyecan olarak hiçbir fark yok benim için. Aksine oyunu temposunu düşüren bir mekanik ve Observer’a yakıştıramadım.

Bazı yerlerde gerçek ile halüsinasyon arasındaki çizgi iyice silikleşiyor

Bunun dışında minik bir şikayetim daha oldu, maalesef sonlara doğru oyunun biraz sıkıcılaşmaya başladığı bir kısım var. Örneğin koşamadığımız, sadece ağır ağır hareket edebildiğimiz bazı yerler mevcut (orman sahnesi gibi). Bunlar sanki oyun biraz daha uzasın diye konmuş gibi ve buralarda öf pöf demeye başladığımı fark ettim. Neyse ki bunlar çok da uzun sürmüyor ve asıl sona ulaştığınızda oyun tempoyu geri kazanıyor ve karşımıza ardı ardına sürprizler çıkararak maçı son anda kurtarıyor. Bakalım siz de “ben böyle olacağını tahmin etmiştim” derken ters köşe olacak mısınız?

Oyunun çizdiği gelecek portresi karamsar, ama gerçekleşmesi imkansız değil. Bu bir bakıma cyberpunk’ın da güzelliği; “yüksek teknoloji, düşük yaşam” her an gerçekleşebilecek, hatta bazıları için gerçekleşmeye başlamış bir kavram. Observer’ın bu gelecek kurgusuna kendi dokunuşunu yapması ve oyunu oynarken bir yandan da bu tür bir geleceğin yansımalarını kafanızda sorgulayabilmeniz oyunun en büyük başarısı. Cyberpunk sevmeyenlere belki ağır gelebilir, ama kalanlar için keyifle hatırlanacak bir deneyim olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bastırılmış anılar çok farklı şekillerde görselleşiyorlar

Artılar:

  • Ortamlar cyberpunk havasını son derece başarılı biçimde ekrana taşımış
  • Rutger Hauer gerçekten usta bir oyuncu, yaşadığı karmaşık duyguları hissedebiliyoruz
  • Ana hikaye merak uyandırıcı, nasıl sonlanacağını görmek için sabırsızlandırıyor
  • With Fire & Swords süper keyifli ama çok zor bir oyun
  • 210 nolu odada artık anılar iyice deliriyor, o sekans özellikle çok etkileyici

Eksiler:

  • Yaratıktan saklanma kısımları oyunun geneline pek uyum sağlayamamış
  • Ne gerek var fareyle ağır ağır dolap açmaya
  • Hafıza sekansları fazlaca baş döndürücü, bazı oyuncular için rahatsız edici olabilir
NOT: 8.3

Son Karar: Birkaç kusurunu görmezden gelmeyi başarırsanız son zamanlarda oynadığınız en iyi cyberpunk korku oyunuyla karşılaşacağınızın garantisini veriyorum. Bloober Team bugüne kadarki en iyi işini ortaya çıkarmış. 

Başa dön
YORUMLAR
Parolamı Unuttum