Toplantı Notları - #OyunumaDokunma

Oyunlara ve oyun platformlarına ne olacağını konuştuk

Tam da sessiz sakin bir ay geçirdik diye düşünürken ay sonuna doğru ülkemizin oyun gündemine bomba düştü: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın talebiyle dijital oyunlara yönelik bir yasal çerçeve oluşturulması için düğmeye basıldı. Yapılması istenenler arasında faaliyet gösteren dijital oyun platformlarının Türkiye’de temsilci ataması, talep edildiği takdirde “sakıncalı” bulunan içeriklerin platformdan kaldırılmasının sağlanması, platformların istenen her tür veriyi BTK’ya sunmakla yükümlü olması gibi maddeler yer alıyordu. Bunlara riayet etmemenin cezasıysa %90’a varan bant daraltma olacaktı.

Siz de, biz de biliyoruz ki %90 bant daraltma demek aslında bu platformların Türkiye’de yasaklanmış, kullanılamaz hale gelmiş olması demek.

Haliyle ortaya bir anda çıkan bu haber hepimizi sarstı, sonuçta bu satırları okuyan sizler gibi bizler de öncelikle birer oyuncuyuz ve oyun oynama hakkımıza müdahale edilmesinin tamamen karşısındayız. Ama olayın iç yüzünü öğrenmek, neyin söylenti neyin gerçek olduğunu anlamak da işimizin bir parçası.

TOGED’in (Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği) de bu konuda devreye girdiğini duyunca biz de toplaşıp Oyungezer’in kurucularından, aynı zamanda TOGED Danışma Kurulu Başkanı olan Tuğbek’le oturup konuştuk. Tuğbek’in Multiplayer kanalında Orhun ve Tunca ile yaptığı söyleşiyi ve ayrıca BasKonuş programında Batuhan ve yine Orhun'la yaptığı söyleşileri de izlemenizi öneririz mutlaka.


Eser: Bir kere böyle bir yasa tasarısı bir anda ortaya çıkmış olamaz. Bu iş ne kadar önceye kadar gidiyor ve nasıl hiç kimsenin haberi olmadı mesela, ben öncelikle onu merak ediyorum.

Can: Evet, özellikle sosyal medyada “Madem biliyordunuz, neden söylemediniz?” falan diyen çok gördüm. Ben de özellikle bunu merak ediyorum.

Tuğbek: Elbette bir anda ortaya çıkmadı. Bu yasa tasarısı yeni ama fikir yeni değil. Bu girişimin fitilini ateşleyen gruba Multiplayer'la konuşurken ‘anti-gaming grubu’ diye bir isim takmıştım. Ankara’da çok uzun zamandır var olan, aralarında akademisyenlerin, pedagogların, bürokratların, eğitmenlerin, gazetecilerin ve bunun gibi bir sürü insanın olduğu bir grup bu. Oyunların çok zararlı olduğunu ve yasaklanması gerektiğini iddia ediyor ve yıllardır buna dair ciddi bir lobi faaliyeti yürütüyorlar. Bu yasa tasarısı yıllardır şekillenen bu faaliyetlerin sonucu. Gizli saklı da değil. Oyun sektörünü yakından takip edenlerin ulusal basında çarşaf çarşaf, kongrelerde, zirvelerde, etkinliklerde düzenlenen oturumlarda, yapılan yayınlarda, sunulan makalelerde izlerini ve gelişimini görebileceği bir süreç.

Eser: Buna “komplo teorisi” diyenleri gördüm, “Yok artık anti-gaming lobisi mi ahahah” diyenleri de, Don Kişot benzetmesi yapanları da. Bunu diyenlerin gidip ufak bir Google araması yaptıklarında gördükleriyle ne yapacaklarını merak ediyorum aslında :) Oyunların zararlarından, çocukları ve gençleri nasıl zehirlediğinden bahseden yüzlerce yayın, haber, video ve seminer var; yapıldı, yapılıyor. Hatta şimdi bu konu gündem oldu ya, “oyunlar beni mahvetti”, “oyun bağımlılığım yüzünden okula gidemedim” diyen, bazılarının yüzü sanki suç işlemişçesine sansürlenen gençler boy göstermeye başladı röportaj videolarında. Yani bence bu girişimi desteklemek için algı çalışması da hız kazandı gibi.

Tuğbek: Bir komplo teorisi olamayacak kadar açık bazı şeyler. Daha da bariz olarak meclis komisyon tutanaklarına bakabilirsiniz, burada milletvekilleri onlara ulaşıp onları ikna etmek için konuşan insanları ve ne argümanlarla geldiklerini gayet detaylı anlatıyorlar.

Gülhis: Sanırım insanlar ‘’Oyunlara karşı olan birileri vardı ve bunu uzun zamandır biliyorduk’’ kısmını ‘’Böyle bir yasa hazırlandığını biliyorduk’’ olarak algılamış. Bu yüzden ‘’Nasıl bize haber vermezsiniz?’’ diyor da… Yani o ilk bilgiye hepimiz sahiptik diye düşünüyordum ben. Bugüne kadar sektörün içinde olup da Eser’in bahsettiği haberlerden birine bile denk gelmemiş olamaz insanlar. Ama sanırım bu haberleri yapanların ne kadar derin olduğunu, kendi kendine konuşan birkaç kişi olmadığını görmek herkesi şaşırttı.

Tuğbek: Tabii, yani böyle oyun karşıtı bir lobileşme hep vardı. Mesela biz bu yasanın kokusunu ilk kez Sabah’da çıkan bir haberlerle aldık. Ama bir yasa hazırlığı olduğunu görüştüğümüz herkes reddediyordu. Bir taslak yazıldığınıysa önceki hafta bir oyun şirketinden duyduk. Duyar duymaz da ne olup bittiğini öğrenmek için hemen devreye girdik ve o ana kadar sektörden kimseyle görüşülmediğini öğrendik.

Eser: Yani Türkiye’de oyunlarla ilgili bir yasa hazırlığı yapılıyor ama bundan ne oyuncuların, ne sektörün önde gelen isimlerinin, ne de derneklerin haberi var, bu mudur? Oyun şirketinden gelen o duyum olmasa bu tasarıyı Meclis’e geldiği zaman bir anda öğrenecektik ve her şey için çok geç olacaktı diye anlıyorum ben.

Tuğbek: Meclisten geçene kadar duymayacağımız kısmına katılmıyorum. İlla ki haberimiz olacaktı. Geç haberimiz olmasının sebebi Aile Bakanlığı ve CHP’nin bir yıla yakındır birbirinden habersiz olarak yaptığı hazırlıkları devlet içinde de paylaşmamış olması. Yani bu oyunlardan birinci derece sorumlu bakanlıklarla dahi paylaşılmamış. Bunu diğer bakanlıklarla görüştükleri noktada bize gelmemesi, basına sızmaması kaçınılmaz, nitekim de öyle oldu. Biz mümkün olan en kısa sürede hem BTK yöneticileri hem Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcımızla oturup detaylıca konuştuk, maddelerin üzerinden geçip gördüğümüz teknik sorunları ilettik.

Gülhis: Cidden haber çok hızlı yayıldı, o kadar hızlı yayıldı ki DW haberi çıkar çıkmaz bir şey demeyen herkese, ‘’Sen niye konuşmuyon?? Yasadan yana mısın sen ha??’’ muamelesi çekildi. Bilemiyorum, belki de yeni gümrük düzenlemesi konusundaki acımız taze olduğu için de bu panik havası oluştu ama mesela biz hâlâ Discord’un yasını tutuyoruz. Ki Discord çat diye kapandı, aynı şey Steam’in başına gelmez mi?

Eser: Bence gelebilir, gelirse de kimse ‘Aaa bunu hiç beklemiyorduk’ demeyecektir herhalde.

Can: Hatta tam aksine, hepimizin korktuğu şey o bence şu noktada.

Tuğbek: Şu an yasa nezdinde mevcut düzenleme de buna izin veriyor. Ülkenin herhangi bir şehrindeki, herhangi bir ilçesindeki bir savcı BTK’ya resmi yazı göndererek Steam’i kapatın derse BTK birkaç saat içinde kapatmakla yükümlü. Yani zaten o risk her zaman var. Ama bunun olması için savcıları ikna etmek gerekiyor, bir savcı da somut bir suç unsuru olduğunu görmeden bunu keyfi olarak yapmak istemiyor. Zaten bu yasayı getirmek istemelerinin sebebi bu.

Eser: Yani bir bakıma ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiş oluyoruz. “Şu an da istesek kapatırız, ama yasalaştıralım ki kapatma belli kurallara tabii olsun” denmiş oluyor sanki.

Tuğbek: Ben ölüm ile sıtma benzetmesini sevmiyorum. Böyle deyince sanki eski sistem çok daha kötüydü bu daha iyi gibi algılanıyor. Biz daha çok eşşeği verip katırı almış oluyoruz. Bundan sonra daha çok kapatma talebi gelir, ama bunlar daha makul bir süreçle işler. Çünkü bunun tebligatı var, cevap verme süresi var, ceza sonrası geçen süresi derken dört ila altı ayı bulur %90 kapamalara gelmek. Ama artık savcı ikna etmek, suç oluştuğunu göstermek zorunda olmayacak kimse.

Eser: Bu çoğu büyük platformu ilgilendiren bir şey ama tabii herkes daha çok Steam tarafına odaklanmış durumda. Valve bu konularda biraz başına buyruk sonuçta, öyle “Tabii hemen temsilci yolluyorum” falan demesi zor. Daha şunun şurasında Türkiye’yi ayrı bir bölge olmaktan çıkarıp MENA’ya ekleyen, TL ile oyun satın alımını durduran, tepkileri de umursamayan bir platformdan bahsediyoruz. Sence bu yasa üzerinden %90 daraltma görmemiz ne kadar sürer :)

Tuğbek: Temsilci de yollamayacak zaten, Türkiye’den bir kişi veya şirketi, bu bir avukatlık veya danışmanlık bürosu olabilir, temsilcisi olarak atayacak. Steam’in bunu başka ve bize de benzer birden fazla ülkede zaten yaptığını biliyoruz. Tasarıya son dakikada yerli yaş derecelendirme sistemi falan eklerlerse Steam’in bunu kabul etmesi zor, Gabe’e git arayüz değiştir, katalog düzenle, kurallarını baştan belirle diyemezsin. Gabe seni sallamaz. Ama şu an gördüğümüz tasarıda istenen yaş derecelendirme ve ebeveyn denetimi gibi özellikler zaten Steam’de var. Temsilci istemelerinin sebebi de tebligat yollayacak bir adres olsun elimizde, bir bilgi falan lazım olursa size ulaşalım gibisinden.

Eser: Peki biz bu durumda ne yapabiliriz, hadi her şeyi geçtim, düz vatandaş olarak soruyorum. Öylece oturup kuzu kuzu bekleyecek miyiz, yoksa sosyal medyada ses çıkarmak bir işe yarar mı?

Tuğbek: Şimdi önümüzdeki en büyük risk yasaya son dakikada bir şeyler eklenmesi. Bizim yapılacak bir değişikliği öngörmemiz mümkün değil çünkü o artık siyasi kanattan gelir, oyun sektörünün oralara erişimi yok. Kimin ne yapacağını da bilemezsin. Bunu engelleyebilecek tek şey şu an gençlerin verdiği tepki. Yani ‘’Aman gençler oyununa dokunulmasın istiyor, biz buraya onları daha da kızdıracak bir şey koymayalım’’ dedirtebilmek lazım. Ama bu bahsettiğim oyun karşıtı gruplar bunu zorlayacaktır, bundan eminim.

Eser: Gençlerin verdiği tepki diyoruz da aslında verilen tepkilerin de bir şeyleri değiştirmeye yetmediğini biliyoruz bir yandan :) Yurtdışı alışveriş meselesinde en son 30 euro sınırının da kaldırılacağı ortaya çıktı, güya büyük tepki oluştu. Sonuç? Hiçbir şey değişmedi, söylenen tarihte sınır kalktı, Amazon gibi devler bu kanuna tabi olmayan kitap gönderimini bile kaldırdı. Bunda da geri adım atılacağını hiç sanmıyorum şahsen.

Gülhis: Tabii, çünkü böyle konuşunca sadece halihazırda var olan ve gayet makul bazı sistem özelliklerini yasalaştırmak istiyorlarmış gibi geliyor kulağa ama hepimizde geçmiş tecrübelere dayanan bir güvensizlik var. Discord konusunda da sektör standardı bir iletişim platformu olduğunu anlatmaya çalıştık zamanında. Başaramadık. Ya da daha kötüsü; biz anlattık ve anladılar da ama kimsenin umrunda olmadı öyle sektör standardı falan…

Tuğbek: Discord’u ayrı bir yana koymak lazım, bir sohbet uygulaması ve sosyal medya olarak görüldüğünden bu yasaya tabi değil. Yani Meta’ya ne yazılmışsa Discord’a da o yazılacak, o yüzden bende geri geleceği umudu hiç yok maalesef.

Ama tepkilerin işe yaramadığı hissine de kapılmamak lazım. Önce neye yaradığını anlamalıyız. Kitlesel tepkiler anlık olarak büyük dertlerin önünü kesmeye yarar ama uzun vadede sonuç getirmez. Yani bugün gençlerin verdiği tepki kamu nezdinde büyük tepki buldu ve bu yasayı durduracak, erteleyecek, yumuşatacak etkileri yarattı. Yasa ve politika yapıcılar “Biz burada hata mı yapıyoruz?” diye sorguluyor.

Ama büyük bir zafer kazanılsa bile, ki bence yasanın ertelenmesi bile büyük bir zafer olur, bu iş burada bitmeyecek. Asıl mesele ses çıkartmaktan çok oyunlara karşı olanlarla uzun vade mücadeleyi verebilecek sivil, akademik mekanizmaları yasal yollarla kurabilmek. Dernekler, birlikler, seminerler, kongreler, fuarlar… yapılabilecek o kadar çok şey var ki.

Biz zaten bakanlıkla görüşüp teknik konularda bilgilendiriyoruz. Çünkü asıl niyet oyunları kapatmak olmasa bile yasayı hazırlarken öyle bir madde yazarlar ki orada oyun platformlarının uyum sağlayamayacağı bir şey gözden kaçar. O otomatik olarak kapatmayla sonuçlanır. Ama oyun geliştiriciler olarak bizim bakanlıkları, oyunların hiç de sanıldığı kadar zararlı olmadığına ikna etme şansımız yok. Derler ki tabii “malım kötü” demeyeceksiniz. Bunu söylemesi gereken akademisyenler ve gençler.

Ama halihazırda yasa taslağında, yazılım düzeyinde saat sınırlanması, derecelenmemiş oyunların katalogdan çıkarılması gibi teknik sıkıntı yaratacak konular var biz bunları zaten çözebiliyoruz.

Gülhis: Şimdi platformlarda zaten derecelendirme sistemleri var, ebeveyn denetim seçenekleri de var. O zaman bu yasa işleri nereye götürmeye çalışıyor diye sorguluyor insan. Mesela yerli derecelendirme yapmasınlar da PEGI ya da ESRB derecelendirmesi istesinler. E bu derecelendirmeler parayla? Üstelik web sitelerinde bir fiyat tablosu da yok, iletişime geçiyorsunuz, onlar size oyunun büyüklüğüne göre fiyat kesiyor. En son UK bazlı bir dernek 2014’te bu konuda bir girişimde bulunduğunda en düşük ücret 260 Euro’ymuş. ESRB fiyatları daha da yüksek. E o zaman evde bir başına yaptığın bir bulmaca oyununa birdenbire 13 bin TL masraf çıktı. Ama işte bir derecelendirmesi yoksa da direkt +18 olarak işlem görmesi muhabbeti var.

Tuğbek: Yetkililerle bu durumu biz de paylaştık, üzerine çalışacağız, düzelteceğiz dediler de ne yapacaklarını bilemiyoruz. Eğer düzeltmezlerse yine bütün platformların kapanmasına gidebilecek bir konu bu. Üstelik hangi derecelendirme sistemini nasıl kullanacakları da yönetmelikle belirlenecek ve bu ne olacak biz de bilmiyoruz henüz. Aman PEGI'yi şart koşmayın dedik konuştuğumuzda, çünkü mesela Apple iOS Store'da PEGI yok, Apple'ın kendi sistemi var. Bir liste yapıp hangi sistemlerin kabul edileceğini belirtin. Ama kalkıp da “PEGI yoksa kaldıracaksınız” derlerse mobil oyunların hepsi gider. Apple kalkıp da 100.000 oyundan PEGI mi isteyecek bizim için? O yüzden derecelendirme dışı olanlar için de +18 kabul edilsinler, ama sistemden çıkarılmasınlar diyoruz. Çünkü bu cidden bütün platformların başını yakacak bir şey.

Gülhis: Üstüne bir de şu ana kadar değinmediğimiz temsilcilik konusu var ki ben bu konuda hala endişeliyim. Çünkü bu iletişim iki taraflı olursa yürür. Şu anda Türkiye’de zaten distribütörü, ofisi, PR şirketleriyle anlaşması olan oyun şirketleri var mesela biliyoruz. Ama Steam’in mesela bırakın böyle bir girişimini, bir iletişimi olduğunu dahi hiç duymadım ben şu ana kadar.

Tuğbek: Zaten bu taslaktan çıkabilecek tek engel temsilcilik atanması. Ben açıkçası temsilcilik atanması noktasında pek sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum, çünkü bir avukatlık bürosuyla anlaşmasına bakıyor sadece. Ama sosyal medya şirketleri tarafında da da bu iş böyle başladı, sonra ofis açma zorunluluğu falan geldi. Bizim görüştüğümüz oyun platformlarının hiçbiri temsilcilik fikrine kapalı değil, temsilcisini atamış olanlar dahi var. Bugün hiçbir oyun platformu için böyle bir temsilci atamak zerre sıkıntı değil. Bir platform temsilci atamazsa bunun sebebi elini verip kolunu kaptırmaktan korkması olur. Başka ülkelerde yaşadılar bunları, bu böyle naif başlar, sonra sansür talepleri, kullanıcı bilgilerinin keyfi paylaşılması, ofis açmaya zorlanması gibi tolerans gösteremeyecekleri yerlere gelir. Adam ileride bunun nereye gidebileceğini bilemez ki. Bu yüzden kamunun talebi sadece muhataplıktan ibaretse oyun platformlarına bu işin saçma yerlere gitmeyeceğinin güvenini vermeleri gerekiyor. O zaman herkes atar temsilcisini.

Eser: Ama hadi diyelim bu yasa tasarısında gerçekten de oyuncuların ve sizin görüşleriniz dikkate alındı, abartı şeylerden kaçındılar, hatta temsilci konusunda bile açık kapı bıraktılar. Yine de bu platformların üzerinde tabiri caizse kılıç sallanırken “kazandık” demek fazla iyimserlik olacak gibime geliyor.

Gülhis: Ayrıca ben şirketlerde ülke olarak ‘’Abi hiç bulaşmayalım daha iyi’’ gibi bir izlenim yarattığımızı düşünüyorum. Mesela kitap ve dergiler hâlâ gümrük vergisinden muaf ama Eser’in de dediği gibi Amazon US ve DE Türkiye’ye satışı kapatırken hiç ne gümrükten geçer ne geçmez bakmamış belli ki. Aman toptan kapatalım da başımız yanmasın demişler. Amazon’un uğraşmadığı yerde Steam neden uğraşsın?

Tuğbek: Zaten ne olursa olsun duruma asla kazandık bitti gözüyle bakmamak lazım. Bugüne kadar bu yasanın gelmemiş olması büyük bir zafer. Bu yasanın bin beteri on sene önce gelmiş olsa direnecek gücümüz bugünkü kadar olmazdı. Ama biz izin verirsek bu çember yavaş yavaş daralacak. Yani önümüzdeki asıl risk bu. Bu yasanın kendisiyle böyle çok ağır bir şeyler gelmiyor ama anti-gaming gruplar burada durmayacak ki. İstedikleri sertlikte yasa çıkartamamış olacaklar. Seneye tekrar deneyecek, sonra tekrar deneyecek, biz oyunlardan zevk alamaz hale gelene kadar bunu zorlayacaklar. Yani biz bu bir haftadır gösterdiğimiz tepkiyi bir ay, bir sene, 3 sene sürdürmezsek çember adım adım daralacak.

Gülhis: Bizim gümrük muhabbeti gibi yani. O da gayet makul sınırlarla başlamıştı, şimdi 1 liralık alışveriş bile gümrük müşaviri gerektiriyor.

Tuğbek: Aynen, biz cidden organize olup hep birlikte çalışıp bunun önünü kesersek bu çemberin daralmamasını sağlayabiliriz. Çünkü “o” yasa bu yasa değil. Ama seneye ne olur bilemeyiz. Çünkü dediğim gibi bu insanlar 10 senedir bunun üzerinde çalışıyor, baskı yapıyor. Ve bu böyle gizli gizemli bir şey değil yani Eser de söyledi, Google’da aratınca haberler, yazılar zaten ortada. Ama hani diyelim bu yasa böyle çıktı ve sıkıntılı bir şey de yok. Oh rahatladık artık oyunları rahat bırakalım demeyecek kimse.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim ki ben bunu bakanın yüzüne de söyledim. Bizim zaten oyun sektörü olarak çocukları korumak gibi bir görevimiz yok, bizim görevimiz ebeveynlere çocuklarını korumak için doğru araçları vermek. Bizim tek sorumluluğumuz bu. Ama işte karşıdaki arkadaşlar bizden daha çok çalışıyor ve artık öyle bir noktaya geldik ki illa ki bir şey çıkaracaklar. Şu noktadan sonra önemli olan çıkanın ne olacağı ve yasa çıksa da çıkmasa da bu konunun peşini bırakmamamız.

Can: Valla taze bir ebeveyn olarak hak verdim dediğine. Ki ebeveynler çocuklarını korumayı öğrenemedikten sonra bir şekilde bir yerden yine patlak verir illa. Oğlan artık 5 yaşına geldi bizim, o yüzden aktif olarak kullanmaya başladım ve bir sürü platformda bu konuda tonla önlem alındığını net bir şekilde görüyorum sürekli. Neredeyse hepsinde görebiliyorsun ne oynadı, ne yaptı, ne kadar kullandı diye.

Eser: Ebeveyn olarak hak verelim vermesine de, mesela bu mekanizmalar Roblox’ta da yok muydu? Vardı ama kimse “E hadi bunu kullanmayan aileleri eğitelim” demedi. Bunun yerine ‘çaaat’ diye kapandı, yani dolaylı yoldan da olsa oyuncuları cezalandırmak daha kolay geldi. Olması gerekenin ne olduğunu biz biliyoruz ama uygulaması gerekenler uygulamıyor sonuçta.

Tuğbek: Biz bir de böyle lobi yapan, çok gelişmiş ve güçlü tüketici STK'ları olan, kendi içinde birliği çok güçlü bir sektör de değiliz ya; o yüzden çok açık hedefiz. Yani prim yapmak isteyen, kendi PR’ını yapmak isteyen insanlar için de saldırması çok kolay bir sektörüz.

Ya birkaç sene önce mesela oyunlarda İslamofobi diye bir şey uydurdular gördünüz. Hiç de altı dolu olan bir şey değildi. Birileri kendi reklamını yaptı orada ama biz bunlara karşı kendimizi savunamıyoruz. Yani neyse ki oyuncular ilk defa bu konularda çok ciddi bir ses çıkartıyorlar. Bir de şu var, eğer Türkiye'de mobil oyun sektörü çok büyük ekonomik başarılar sağlamış olmasaydı biz cidden 5 sene önce gitmiştik. Şu an bizi koruyan en önemli şey bu mobil oyunlarda gördüğümüz ekonomik başarılar, onların sayesinde bir aman ihracatımız, dövizimiz, yatırımımız gitmesin düşüncesi de koruyor bizi.

Gülhis: Şimdi ben burada başka bir konuya geçmek istiyorum, o da şu: Yasanın sızdırılan, bizim gördüğümüz kısmında ‘’oyun dağıtıcısı’’ diye bir tabir var ve bir erişim sayısı belirtilmiş sınır olarak. Elbette ilk akla gelen Steam, Epic falan ama mesela senin dediğin gibi Apple Store’u, Google Play’i falan da kapsıyor bu yasa, ama belki GOG da var, itch.io da var, ne bileyim, yakın zamana kadar Blizzard oyunları sadece Battlenet’ten alınıyordu mesela, şirketlere ait launcher’lar var… Bunlar da yasadan etkilenecek mi?

Tuğbek: Şimdi bir trafik rakamı belirleyecekler. O rakam ne olacak bilemiyorum şu an ama sonuç itibariyle günde belli bir sayının üzerinde oyuncunun kullandığı platformlar bu yasaya tabi olacak. Bunun içine EA, Ubisoft falan eklenmesin diye de mücadele veriyoruz çünkü onlar hayatta kıllarını kıpırdatmazlar böyle bir şey için. Öbür yandan Türkiye'de halihazırda yayıncılık ofisi olanlar ‘’Ya biz bunu zaten yapıyoruz, temsilcimiz var’’ gözüyle bakıyorlar olaya.

Can: Bu arada sosyal medya üzerinden bazı Türk oyun geliştiricileri ulaşmayı başarmışlar Valve’a ve "Haberiniz var mı?" diye sorduklarında "Evet, gördük ve yakından takip ediyoruz" cevabı almışlar. Onlar da farkında yani şu an. Ama tam olarak kim ne cevap verdi, şu an onu söyleyemiyoruz anladığım kadarıyla, değil mi?

Tuğbek: Yani şu noktada tabii size bile isim veremiyorum :) Sonuçta şirketler durumu kendileri yönetmek, kendileri duyurmak isteyecektir ama birçoğu temsilcilerini atamaya da başladı. Haberi olmayan, bu konu üzerinde olmayan bir platform olduğunu düşünmüyorum.

Eser: Gözden kaçan bir şey de var sanırım, sonuçta özellikle de PC tarafında Steam’i, Epic’i, atıyorum Ubisoft Launcher’ı falan cezalandırmak, bant daraltmak vs oyuncuları “oyunlardan koruyacak” bir kalkan olamaz ki. Bu sefer de son yıllarda ülkemizde azalmaya başlayan korsan oyunculuk süper tırmanışa geçer, oyunu Steam’den oynamayız da indirerek oynarız. Bunun önüne geçilmesi zaten mümkün değil. Bunun yol açabileceği diğer tehlikelerden haberdar mı ki mesela BTK?

Tuğbek: Biz bunu BTK’ya söyledik zaten. Aile çocuğunu denetlemiyorsa çocuk da zaten bu platformların hiçbirini kullanmaz, gider korsandan indirir. Bence bir çocuğa gelebilecek en büyük zarar bilgisayarına veya kullandığı cihazlara virüs bulaşması. Hele ki mobil oyun indiriyorsa, telefonu hacklenirse o telefonda mesajlaşma yazılımları da var, kamerası da var, galerisi var. Çocuğun başına gelebileceklerin haddi hesabı yok. Ciddi denetimler uygulayıp çocukları korsana iterseniz çok daha büyük sorunlarla karşılaşabilirsiniz, asıl iş o zaman çocuklara zarar verebilecek yere gider. Yani bizim, çocuklarımızın oyun oynadıkları platformların resmi platformlar olduğundan emin olmamız lazım. Çünkü buralar ailenin denetleyebileceği ve çocukların kötü yazılımlardan uzak kalabileceği yerler.

Eser: Hayır bir de bu platformlar bizim parasını vererek satın aldığımız oyunlarla dolu. Neden kalkıp da korsana muhtaç kalalım ki bir anda? Benim mesela Steam’e erişimimin kısıtlanması Steam’i değil mülk sahibi olarak beni cezalandırmak demek olmuyor mu? “Apartman yöneticisi kurala uymamış, o zamana kadar kendi evine giremezsin” demek gibi bir şey olacak bu.

Tuğbek:: Bunu da söyledik. Bunu sosyal medyayla kıyaslamayın, Instagram’ı kapatmaya benzemez bu dedik. “İnsanların mülkünden ve milyarlarca dolarlık mülkten bahsediyorsunuz, bunu elinden almış olursunuz” dedim. Orada da “Kapatmıyoruz ki, %90 kısıtlıyoruz” kozu var ellerinde :) Yine de bunu çok açık belirttik, insanların mülküyle, mülk hakkıyla oynamış olacaksınız diye. Yetkililer bu yasayla işin oraya hiçbir zaman gelmeyeceğini düşünüyor, onu gördüm. Bir yerleri kapatacaklarını, %90’a getireceklerini falan düşünmüyorlar. Zaten tasarıda da “Bu ceza verilir” demiyor, “yapılabilir, edilebilir” diyerek hareket alanı bırakmışlar kendilerine.

Eser: O maddeleri oraya boş yere eklememişlerdir, bu %90 meselesi tepemizde Demokles’in kılıcı gibi sallanacak kesin. Ama mesela oyunları hangi kriterlere göre değerlendirecekler, orasını da bilmiyoruz değil mi?

Tuğbek: Bize gösterilen yasada oyunun değerlendirilmesi, oyunun içeriğine yönelik bir karar alınması diye bir şey yok ama benim de zaten en büyük korkum son dakikada böyle bir şey eklemeleri. Yoksa şu an ebeveyn denetimi diyor, yaş derecelendirme diyor, temsilci diyor. Bunlar yabancı olduğumuz şeyler değil. Ama tabii şöyle de bir ihtimal var, hani bu olay cuma günü patladı ve ortalık karıştı ya. Biz salı günü görüştüğümüzde bakana yürek yiyerek şunu söyledim: “Sosyal medyayı komple yasakladınız, kimsenin sesi çıkmadı. Oyunları yasaklama niyetini ortaya koyduğunuz anda ortalık karıştı. Ne kadar tepki aldığınız gördünüz, değil mi?”. Belki de taslakta öyle bir şey vardı ama salı günü bize gelene kadar bu tepkiler üzerine bir şeyleri çıkarmış olabilirler. Oldu mu, olmadı mı bilemem ama bizim gördüğümüz taslakta böyle bir şey yok diyebilirim.

Ha ama bunu da son dakikada torba yasaya bir şekilde sokmaya çalışacaklardır diye düşünüyorum, bunun kulisini yapıyorlar çünkü.

Eser: Bir yandan şunu düşündüm, hani bu saydıklarımızın kulisini yapıyorlar diyoruz ya… Karşı tarafın da elinin armut toplamaması lazım aslında. Orada bunun kulisini yapan akademisyenler varsa bizim tarafta da oyunların ne kadar sağlıklı olduğunu anlatan, çocuk ve gençlerin gelişimindeki katkılarına odaklanan bir şeyler olması işe yaramaz mıydı?

Tuğbek: Aynen öyle. Hani 5 milyondan fazla oyuncu var diyoruz ya, bunların da çoğu üniversite öğrencisi. Yani en büyük etkiyi yaratabilecek kitle bu, ama golü de yine akademi çevresinden yiyoruz. Bu konularda illa ki sosyoloji, pedagoji okuyan oyuncular var, hocaları var, çevreleri var. Şu an en büyük dertlerimizden biri bu. “Oyunlar şiddete iter, bağımlılığa iter, kumara iter” diye diye, yıllardır kafalara vura vura kabul ettirdiler. Bizim bu algıyı kırmamız şart. Oyunlar şiddete itmez, bağımlılığa itmez, kumara itmez. Bizim de bunları makaleleştirmemiz lazım. Özellikle üniversitedeki gençlerimiz hocalarıyla konuşsalar, çalışmalar yapıp tezler yazsalar, seminerler düzenleseler… Ne kadar güzel olurdu. Unreal Engine’nin bilmemnesi üzerine zaten tezler var, birileri de “Oyunlar çocukları kumara iter mi?” diye tez yazıp bunun yanlışlığını göstersin mesela.

Eser: Neyse en azından biz kendi makalemizi yazmış olduk, değil mi? Bilimsel geçerliliği olmasa da kaç kişiye ulaşsak kârdır :)


NE OLDU (OKUMAYA ÜŞENENLER İÇİN ÖZET)

29 Ocak’ta DW Türkiye’nin haberleştirmesiyle yayılan yasa tasarısı ‘’oyun dağıtıcısı’’ ve ‘’oyun sağlayıcısı’’ adları altında, içinde Steam ve Epic Games gibi devlerin de bulunduğu oyun şirketlerini yasal yaptırımlara tabi tutacaktı.

  • Torba yasada şu anda ne var?

Yasa tasarısının, Tuğbek:’in TOGED’le birlikte 3 Şubat’ta gördüğü versiyonunda oyun sağlayıcısı şirketler için temel olarak oyunlara yaş derecelendirmesi getirme, ebeveyn kontrolü sağlama ve Türkiye’de temsilci bulundurma gereklilikleri şart koşuluyor. Bu temsilcilik gerekliliği sadece bir ofis kurarak değil, distribütör aracılığıyla, bir avukatlık şirketiyle anlaşarak ve benzeri yöntemlerle de sağlanabiliyor.

  • Bu yasa tasarısı ne zaman ortaya çıktı? Kimlerin haberi vardı?

Yasa tasarısı yeni fakat arkasındaki fikir maalesef hiç de yeni değil. Çok uzun süre boyunca oyunların algılanan zararı üzerine konuşan (ki bu konuda yazılan makaleleri ve hazırlanan haberleri illa ki görmüşsünüzdür) ve bu konuda bir şeyler yapılmasını isteyen insanların varlığını biliyoruz. Fakat böyle bir yasa tasarısının hazırlandığını hep birlikte öğrendik.

  • TOGED, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’yla ne konuştu?

TOGED yetkilileri 3 Şubat’ta randevuyla görüştükleri bakanlık görevlilerine oyun sektöründen isimler olarak yasanın uygulanamaz gördükleri kısımlarını ve olası bir kısıtlanma halinde hem sektör çalışanlarından hem de oyunculardan neden şu anda olduğundan da büyük bir tepki göreceklerini belirttiler.

Bu maddeler arasında Steam vb. şirketlerin yazılımsal olarak oyun süresini kısıtlamasının mümkün olmayacağı, istenen birçok özelliğin donanımlarda bulunduğu, yaş derecelendirme sistemlerinin kısıtlamaları gibi maddeler vardı.

  • Daha önce de başımıza benzer olaylar geldi. (Bkz. Discord) Bizim sesimiz boşuna mı çıkıyor?

Hiç de bile! Aksine, Tuğbek: bile yaptıkları görüşmede gördükleri taslağın makullük seviyesine şaşırdığını, alınan tepki üzerine taslakta hiçbir görüşme yapılmadan değişikliklere gidilmiş olabileceğini belirtiyor. Fakat bunun bir ‘’zafer’’ olmadığını, bu süreç sırasında ve sonrasında da en az oyunlara karşı lobi yapan kesim kadar istikrarlı ve ısrarcı olmamız gerektiğini söylüyor.

  • Peki ya şimdi?

Biz oyuncular ses çıkarmaya devam edeceğiz, orası öyle! Fakat zaman oyuncuların, oyun sektörü çalışanlarının, akademisyenlerinin ve öğrencilerinin birlik olma zamanı. Bu sadece sosyal medyada ses çıkarmak olarak değil; çıkarılan içeriklerle, akademik çalışmalarla, makalelerle, seminerlerle desteklenecek bir ses çıkarma olmalı. Oyunlar bizim, kaptırmamak için elimizden geleni ardımıza koymayacağız.

YORUMLAR
Atlas Estrella
10 Şubat 2026 22:30

Mesela Steven Spielberg'in "Ready Player One" filminin finalinde oyuncuların oyunlardan/sanal dünyalardan biraz uzaklaşıp, gerçek insanlarla, gerçek dünyayla haşır neşir olmaları tavsiye ediliyordu. "Biraz ara verin bakiyim şu oyunlara. Biraz çıkın, temiz hava alın." mesajı veriliyordu. Belki de oyunlarla bu kadar çok vakit geçirip, gerçek dünyayı unutmak o kadar iyi bir şey değildir.

Parolamı Unuttum