DRAGON QUEST VII Reimagined - İnceleme

Aynı oyun, yepyeni bir tecrübe…

2000’lerin başları. J-RYO’larla kafayı bozduğum, PS1 ve PS2 dönemine ait önüme gelen her J-RYO’yu sorgusuz sualsiz oynayıp bitirdiğim dönem. Önüme gelen demişken de şunu kastediyorum: O zamanlar evde internetim olmadığı için merak ettiğim oyunları indirmek gibi bir şansım da yok, o yüzden korsan abilerden ne bulabilirsem alıp direkt onu oynuyorum.

Bir gün bir kırtasiyenin önünden geçerken baktım, dükkânın dışına bir kutu koyulmuş. İçi de PS1 oyunları dolu! (Evet kırtasiye ve korsan oyun) Aralarında da Dragon Quest VII var. Dragon Quest yıllardır merak ettiğim fakat bulamadığım için bir türlü merakımı giremediğim bir seriydi o zamanlar. Ders esnasında gizlice Game Boy Color ile DQ3 oynamışlığım vardı fakat o 8-bit, artık oldukça eski sayılabilecek bir oyundu. O yüzden hemen DQ7’yi aldım ve eve koştum.

İşte orijinal DQ7 ile tanışmam da bu şekilde olmuş ve oyuna baştan sona hayran olmuştum. Her bir adada birbirinden bağımsız maceralar sunması, melankolik havası, acımasız fakat başarınca müthiş bir tatmin duygusu yaratan zorluk ayarı, hayatımda duyduğum en iyi oyun soundtrack’lerinden birine sahip olması beni mest etmişti. Çok da uzun bir oyundu bu arada, 100 saatten fazla sürüyordu bitirmesi.

Sadece bir J-RYO olarak değil, oyunculuk hayatımın da en önemli oyunlarından biri haline gelmişti DQ7. Beni serinin amansız bir hayranı haline getiren, bütün yan oyunları dahil hepsini oynattıran oyun da tam olarak budur. Hatta koleksiyonculuğa başladıktan sonra en çok para vererek aldığım orijinal oyunlardan biri de gene bu oldu, halen daha da koleksiyonumun en değerli parçalarından biridir.

Gelgelelim benim için bu kadar önemli ve kıymetli olmasına rağmen genel olarak serinin en popüler oyunlarından biri değildir DQ7 maalesef. 4 milyon gibi bir satış rakamı yakalayıp PS1 tarihinin en çok satan 25. oyunu haline gelmeyi başardı fakat serinin hayranlarını biraz ikiye bölen bir oyun oldu. Yan oyunlarda karakterleri ve müzikleri falan pek kullanılmaz. İşte bu sebeplerden ötürü Reimagined duyurulunca inanılmaz şaşırıp çok mutlu olmuştum.

Issız Adam

Farkındayım, giriş bölümünü biraz fazla uzattım ama bu oyunun benim için önemini ve değerini de paylaşmak istedim. Oyuna dönecek olursak, bilmeyen dostlar için özetlemek gerekirse en safkan haliyle sıra tabanlı bir J-RYO DQ7 Reimagined. Baş karakterimiz bütün dünyanın küçücük bir adadan ibaret, gerisinin sadece engin ve bomboş denizler olduğu dünyada, ufacık bir balıkçı kasabasında yaşayan bir genç. Fakat en yakın arkadaşı ve kralın oğlu Kiefer’le birlikte adada gizli bir tapınak buldukları gün hayatları değişiyor. Tapınaktaki her bir kaideyi, buldukları ada resimli tabletlerle tamamladıkları zaman da tablette resmedilen adanın geçmişine gidip geleceklerini kurtarmaya başlıyorlar. Böylelikle de günümüze döndüklerinde de bu adaların da yeniden ortaya çıktığını görüp aslında dünyanın bildiklerinden çok daha büyük olduğunu keşfetmeye başlıyorlar. Tıpkı çocukluğumuzda dünyanın mahallemizden ibaret olduğunu sanıp, büyüdükçe aslında ne kadar büyük ve tekinsiz olduğunu fark etmeye başlamamız gibi harika bir alegori bu.

Bu arada şunu önemle belirtmek gerekiyor, DQ7 ilk kez Remake olmuyor aslında. 3DS’e de oyunun komple üç boyutlu bir Remake’i çıkmıştı ki Reimagined bu sürüme ait bazı elementleri kullanıyor, rastgele savaşların kaldırılıp canavarların haritada görünmesi gibi. Ama 3DS sürümü bir el konsoluna hapsolduğu için çok fazla insana ulaşamamıştı, o yüzden ben çok daha popüler olan klasik PS1 sürümüyle kıyaslamak istiyorum müsaadenizle.

Öncelikle Reimagined sürümü oyunu görsel açıdan tamamen yenilemiş ve rengarenk bir üç boyutlu dünya sunuyor. Yapımcı ekibin karakterlerin gerçek figürlerinden modelleyerek yaptığını belirttiği karakter modelleri gerçekten de oyuncak gibi gözüküyor. Görsel açıdan olağanüstü bu tarz çocukmuşsunuz da oyuncaklarınızla bir öykü canlandırıyormuşsunuz hissiyatını yaratıyor. Bayıldım diyebilirim. Gene PS1 orijinalinde konsolun midi sistemini kullanan müziklerse Reimagined ile yerini aynı bestelerin full senfonik versiyonlarına bırakmış. Ben oyunun müziklerine midi’yken bile hayrandım, senfonik versiyonlarıysa beni mest etti oynarken. Rahmetli Koichi Sugiyama üstadın tekrar ellerine sağlık.

Oyundaki önemli ara sahnelerse artık seslendirmelere sahip. Belli ki 2D – HD Remaster’larda yer alan ekiple çalışmışlar ki benim gibi dikkatli dinleyiciler ortak seslendirme sanatçılarını hemen yakalayacaktır. Ruff’u DQ2’deki Sanguini Elmo’yu seslendiren kişi seslendiriyor mesela, duyar duymaz fark ettim. Yıllardır bildiğim karakterleri ilk kez kendi sesleriyle duymak çok keyifli ve seslendirmeler genel olarak başarılı fakat DQ8 ve 11’deki kadar etkileyici bir seslendirme performansı olduğunu söyleyemem.

Ada sahillerinde bekliyorum

Görselliği ve sesleri aradan çıkarttığımıza göre gelelim artık en önemli kısma, yani oynanıştaki yeniliklere. Savaş sisteminden başlayacak olursak, orijinal DQ7 en klasik sıra tabanlı savaş sistemini kullanıyordu. Yani ekibinizdeki herkes için bir komut seçiyordunuz, sonra oyun sizi ve düşmanlarınızı hızına göre dizerek hamleleri ardı ardına gerçekleştiriyor, böylelikle bir tur sona eriyordu. Reimagined ise DQ9’unkine hayli benzeyen bir savaş sistemini tercih etmiş ve sıra kime geldiyse hamlenizi seçip hemen gerçekleştiriyorsunuz. Öyle eskisinde olduğu gibi Heal’ı seçtim, inşallah karakter ölmeden Heal yapılır gibisinden tırnak yemelerinize gerek kalmadı yani.

Tabii bu sistem oyundaki risk faktörünü azalttığı için savaşlardaki stres miktarını ve zorluğu biraz (aslında bayağı) götürmüş. Gene DQ9 ve 11’de olduğu gibi de Worked Up sistemi eklenmiş. Şöyle ki, karakteriniz savaşlarda belirli bir darbe aldıktan ya da tur geçtikten sonra Worked Up oluyor ve sadece bu haldeyken kullanabileceğiniz bir yeteneği açılıyor. Mesela Priest’ler tüm ekibe aynı anda Heal basıp, ölenleri diriltip, bütün negatif efektleri sıfırlayabiliyor. Ya da Wizard’lar geçici süreliğine kesin olarak kritik vurmaya başlıyor büyülerinde. Her karakter ve sınıfa göre değişen bu yetenekler gerçekten de savaşın seyrini değiştirebilecek nitelikte şeyler, hatta bunları aynı savaşın içinde birkaç kere de kullanabiliyorsunuz.

Sınıflardan bahsetmişken, oyunun sınıf sistemi de bayağı değişmiş. Moonlighting denen sistem sayesinde aynı anda 2 tane sınıf seçebiliyor, iki sınıfın da yeteneklerini ve büyülerini aynı anda kullanıp aynı hızda geliştirebiliyorsunuz. Böylelikle oyunun orijinalinde anormal seviyede kasma isteyen sınıf sistemi çok daha katlanılabilir bir hale gelmiş. Şahsen kasmaktan nefret eden biri olarak PS1 döneminde en fazla Paladin, Pirate, Sage gibi Intermediate seviye sınıfları anca kullanabilmişken Reimagined’da Hero, Druid, Champion gibi Advanced sınıfları bile kullanabilmek çok keyifli oldu. Ayrıca eskisinden farklı olarak her sınıf değiştirmek istediğinizde Alltrades Abbey’e gitmenize de gerek yok artık. Tek tuşla direkt sınıf ekranını açıp istediğiniz değişiklikleri yapabiliyorsunuz.

Ada vapuru yandan çarklı

Zaten Reimagined sınıflar konusunda olduğu gibi genel olarak oyuncunun çok fazla elinden tutan, hatta bunu biraz da abartan bir oyun olmuş. Eskiden zindanları boss savaşı da dahil tek seferde oynamak gerekirken Reimagined’la beraber her zindan girişine ve boss savaşının öncesine tüm ekibinizi otomatik olarak iyileştiren kayıt noktaları koyulmuş mesela. Öyle eskisi gibi mana puanlarımı boss’a kadar saklayayım gibi bir derdiniz yok yani, en dandik düşmanlarda bile yapıştırın gitsin. Ayrıca dünya haritalarında ve zindanlarda belirli aralıklarla yenilenen kaynak noktaları var. (Gene DQ9’da olduğu gibi) Oyunun PS1 versiyonunda Phial gibi mana yenileyici eşyalar o kadar kıymetli ve pahalıydı ki kullanmak zorunda kaldığım zaman içim kan ağlayarak kullanırdım. Buradaysa çantam tamamını beleşten topladığım, her birinden neredeyse 100’er tane olan iyileştirme eşyalarıyla dolu oldu. Bir diğer büyük yardım, DQ’lerde bir karakteriniz öldüğü zaman eğer Zing gibi dirilme büyüleriniz ya da Yggdrasil Leaf gibi über nadir ve pahalı diriltme eşyalarınız yoksa ölen karakteri kiliseye götürüp çok ciddi bir para ödemeniz gerekiyordu. Reimagined’daysa ölen karakter savaş bittiğinde 1 HP ile diriliyor otomatik olarak. Ya seride 40 yıldır devam eden “Ekip ölünce paranın yarısı gider” kuralı bile kaldırılmış yahu, o kadar diyeyim size.

Peki oyunun bu kadar yardımcı olması neye sebep oluyor? Maalesef oyunun en büyük eksisine: Oyun anormal derecede kolay arkadaşlar. Yani DQ serisine yakışmayacak kadar kolay. Düşmanların gücü aşağı çekildiği gibi bir de bahsettiğim destekler eklenince DQ serisinin şanına yakışmayacak bir zorluk seviyesinde düşmüş Reimagined. Size durumu şöyle anlatayım: Ben oyunun demosunu normal zorlukta oynarken aşırı kolay geldiği için şüphelenmiş fakat belki oyunun başı olduğu için böyledir diyerek bozmamıştım. Fakat oyunun tam sürümüne geçince Hard moda aldım ve oyun gene aşırı kolay oldu. Öyle ki bütün savaşları Auto Battle’a aldım, bir kere bile grind yapmadım, ona rağmen birkaç savaş haricinde ekipçe bırakın ölmeyi, ölmenin kıyısına yaklaştığım savaş bile olmadı; boss savaşları da dahil. Maalesef bu durum bana göre bir oyun için en önemli şeylerden biri olan sınanma ve başarım duygusunu bayağı götürmüş. Savaşlarda karakterlerimi yönetmeme gerek kalmadı, sadece taktik ve ekipman menajerliği yaptım diyebilirim. Bir oyunun en azından “ZOR” modunun bu kadar kolay olmaması gerekiyor. DQ3 HD Remake’in zor moduna laf etmiştim, bu ona rahmet okutur yani o derece.

Tabii hakkını teslim edeyim, Reimagined’ın yaptığı çok da güzel değişiklikler var. Bana göre artık temelli olarak tarihe karışması gereken rastgele savaş mekaniği yerine canavarlar haritada dolaşıyor ve onlara silahınızla vurarak savaşları başlatıyor, istemiyorsanız da dokunmadan kaçabiliyorsunuz. (Gene DQ9’da olduğu gibi) Ama daha da güzeli, eğer saldırdığınız canavar sizden çok daha düşük bir seviyeyse sizi hiç savaşla uğraştırmadan anında öldürüp ganimetleri de kazanabiliyorsunuz. Oyunu gereksiz savaşlardan kurtaran bu müthiş mekanik için yapımcı ekibi alnından öpüyorum. Ayrıca standart canavarların çok daha kuvvetli versiyonları olan, bir boss savaşı tadında “Vicious” canavar savaşları eklenmiş orijinalinde yer almayan.

Tamamen opsiyonel olan bu savaşlar hem keyifli hem de ekibinizde kullanabileceğiniz ve farklı yetenekler veren (düşmanın size verdiği hasarın aynısını alması gibi) Monster Heart’lar düşüyor. Yukarıda bahsettiğim şekilde çift karakter sınıfı sistemi de (Moonlighting) ekip planlaması ve yönetimine de büyük keyif katmış. Pek çok yeni ara sahne, post-game içeriği ve büyük sürprizler de mevcut fakat oyunu ilk kez oynayacak arkadaşlara spoiler olmaması adına susuyorum.

İncelemeyi sonlandırmadan önce oyunun 1-2 eksisine daha değinmek isterim. Oyunda tempo sıkıntısı var arkadaşlar ve kimi zaman tempo gereğinden fazla dibe vuruyor. Mesela Alltrades Abbey görevinde ekibiniz kandırılıyor (kaçışınız yok) ve bir süre hiç büyü ve yeteneğiniz olmadan dümdüz oynamak zorunda kalıyorsunuz. Ama bu süreç o kadar uzuyor ki, bir noktadan sonra sadece Attack’ı seçerek dümdüz savaşmak zorunda kalmak artık baygınlık getiriyor. Benzer şekilde zerre savaş ve aksiyon olmadan, sadece karakter konuşmalarını okuyarak ilerlediğiniz bir ada sekansı var ki bir noktadan sonra acayip sıkıyor. Bu sekanslar orijinalinde de böyleydi fakat Reimagined’ta biraz elden geçirilmesini beklerdim doğrusu. Fakat hakkını teslim edeyim, yazımı iyi bir oyun DQ7. Yıllar önce oynarken fark edemediğim pek çok hoş nüansı Reimagined oynarken fark ettim ve hoşuma gitti. Eklenen yeni sahnelerle de eskisine oranla karakterlere çok daha derinlik katmayı başarmışlar. Özellikle baş karakterimiz ve Maribel arasındaki kimya çok sempatik.

4 ada sorunu

Gelelim herkesin en çok eleştirdiği kısma. Zaman kısıtından mı yoksa başka bir sebepten mi bilmiyorum ama oyunun orijinalinde yer alan toplam 4 ada ve görev bu sürümde yer almıyor maalesef. Bu da ciddi bir içerik kaybı demek. Normalde bu adalarda bulduğunuz tabletler de haritada çok alakasız yerlere serpiştirilmiş ve benim gibi orijinali oynadıysanız “Aaa bu tablet ne alaka burada?” diyebilirsiniz. Oyunculardan ciddi eleştiri alan bu eksikliği daha sonra DLC ile halledeceğiniz duyurdu yapımcı ekip fakat öykünün normal akışında yer alması gereken bu kısımlar nasıl eklenecek, cidden merak ediyorum.

Hatırlarsanız önceki HD – 2D Dragon Quest Remake’leri için “Oyunların nihai sürümleri kesinlikle bunlar” demiştim. Ama aynı şeyi Reimagined için söyleyemeyeceğim. Neden derseniz, klasik PS1 sürümüyle Reimagined versiyonu açıkçası birbirinden çok farklı tecrübeler sunuyorlar çünkü. İkisinin de ayrı güzellikleri var. Orijinal PS1 versiyonu, zaman zaman biraz abartsa da yüksek zorluğu ve riskli savaş motoruyla klasik ama oldukça rafine bir DQ tecrübesi sunuyordu. Oldukça da melankolik, hatta zaman zaman karanlık diyebileceğimiz bir havası vardı. Reimagined sürümüyse daha modern oyuncu kesimi için tasarlanmış, bu yüzden de serinin mirasına uymayacak kadar kolaylaşmış, daha pozitif ve renkli bir oyun. Ayrıca oynanışa renk katan, hatta keşke PS1 sürümünde de olsaydı dediğim pek çok geliştirmeye de sahip. Çok uzun saatler boyunca da keyifle oynadım, öyle direkt bir negatif hava yaratmak istemem.

Bu saydıklarım Reimagined’ın çok kaliteli bir oyun olduğu gerçeğini kesinlikle değiştirmiyor. Sadece orijinalinden oldukça farklı bir tecrübe sunduğunu kabul etmek gerekiyor ki adı üzerinde, “Reimagined” zaten. Benin için çok özel şeyler ifade eden bir oyuna yepyeni bir gözle bakabilmek de muazzam oldu. Gerçekten keşke diyebileceğim tek şey de gereğinden fazla kolay olan zorluk ayarı. Muhafazakarlığıyla nam salan bir serinin belki de en modern halkası diyebiliriz Reimagined için. Orijinalini oynamış olun ya da olmayın, türün hayranı iseniz kesinlikle tecrübe etmeniz gereken bir oyun.

SON KARAR

Reimagined klasik DQ7’nin yerini almaktansa oyuna yepyeni ve daha modern bir pencereden bakma fırsatı sunarak yepyeni bir tecrübe sunuyor ve serinin başarılı oyunları arasına konumlanıyor. Keşke gereğinden fazla kolay kaçan zorluk ayarı biraz daha yukarı çekilip eksik kalan içerikler de eklenseymiş.

DRAGON QUEST VII Reimagined
Çok İyi
8.0
Artılar
  • Görsel açıdan harika
  • Moonlighting ile sınıf sistemi çok daha keyifli hale gelmiş
  • Ekstra sahneler ve Vicious canavar dövüşleri çok keyifli
  • Orijinalinde yer almış olmasını isteyeceğim oynanış geliştirmeleri mevcut


Eksiler
  • Zor modu bile aşırı kolay
  • Tempo bazen gereğinden fazla düşüyor
  • Oyunun orijinalinde yer alan 4 ada ve öykü gitmiş.


YORUMLAR
Parolamı Unuttum