Gran Turismo 7 - İnceleme

Tur bindirme, araç çevirme

Özellikle simülasyon oyunları söz konusu olduğunda oyuncuların seçeneği o kadar bol ki, kolay kolay kimsenin piyasada oynayacak oyun olmayacağını düşüneceğini sanmıyorum. Twitch yayınlarını izleyenler, özellikle kendilerine sağlam sim-rig dizen oyuncuların Iracing’i tercih ettiğini görebilirler. Asetto Corsa da keza öyle; çıkalı yıllar oldu ama arkasına öyle sağlam bir mod desteği aldı ki neredeyse her pist ve aracı kullanmak ve bunu çevrimiçi yapmak mümkün hale geldi. Bunların yanında eskisinden yenisine daha adını sayamayacağım kadar çok sayıda sim yarış oyunu var piyasada. Hatta Polyphony Digital değil de bir başka bir firma olsa eminim ki bu piyasaya yaklaşmadan önce defalarca düşünürdü. Gran Turismo içinse endişe etmeye değecek bir durum kesinlikle söz konusu değil. Çünkü sadece araba yarışı değil de otomobil kültürünün bir parçası olmuş böyle bir oyun daha yok.

Gran Turismo 7’yi ilk oynamaya başladığımda yola yanlış şeritten çıktığımı söylemem pek yalan olmaz. Oyun yüklenirken açılan sınırlı kısımda Music Rally çıktı karşıma. Music Rally oyuna yeni eklenen modlardan ve nedense oyunda o kadar önemli bir yeri var ki oyuncular her oyunu açtıklarında ya normal dünyaya ya da Music Rally moduna girebiliyorlar. Music Rally’nin kendisiyse ne yalan söyleyeyim biraz gereksiz bir içerik olmuş. Müzik bitene kadar olabildiğince çok araba geçmeniz gerekiyor. Farklı müzikler ve yarışmalar var ama gerçekten böyle bir içerik gerekli miymiş veya ana oyunun dışında her açılışta bir seçenek olarak koyulmalı mıymış inanın bilemedim. Dünya haritası dahilindeki görevler yapısında zaten araç geçmeye dayalı benzer görevler var. Ben olsam müzik rallisini ona ait bir içerik yapar geçerdim.

Dünya haritasına geldiğimizdeyse yarış oyunlarında sevmediğim, biraz da mobil oyunları andıran bir menü var oyunda. Hemen başlarında çoğu yapıya ulaşmak mümkün olmasa da aslında GT dünyası koca bir kasaba olarak lanse edilmiş. Bunun içinde hangarlar, yarışlar için bir kolezyum, eğitim alanı ve görevler için sirk çadırı gibi detaylar var. Her gün kullanıcı deneyimini nasıl daha rahat yapabileceğini düşünen bir insan olarak nasıl rahatsız olduğumu hayal bile edemezsiniz. Özellikle bundan yaklaşık 9 sene önce çıkan Gran Turismo 6 ile bu işler çözülmüşken hem de… Şehir yapısı daha eski GT oyunlarında kullanılan menülere bir göndermeymiş ama o kadar anlamsız ki... Klasik arayüzlerde aradığınıza saniyeler içinde erişebilmek büyük rahatlık. Başlarda itici gelen bu tasarımın bir amacı var ama bütün içeriği açmadan bunu tam olarak kanıksamak mümkün olmuyor.

Eğer siz de benim gibi oyun başlar başlamaz en iyi bildiği pisti açıp tanıdığı bir arabayla oyunun ne kadar tutarlı olduğunu görmek isteyen oyunculardansanız GT bu konuda sizi biraz yoracak. Oyunda bulunan 400 küsur aracın çoğu başta bizlere kapalı olarak başlıyor. Oyunda hemen hemen her şeyi açmak için Kafe’de aktif olmak gerekiyor. Kafe, oyunun menüsündeki yapılardan biri ve buradaki garip arkadaş bizlere tamamladığınız zaman yeni pistler ve yarışlar sunan görevler veriyor. Örneğin 3 tane klasik Japon arabası toplamak üzerine bir görev geliyor ve Kafe’de ödülün bu üç arabadan biri olduğu toplam üç yarış sunuluyor. Ben yarışmakla uğraşamam derseniz bu araçları satın almak da mümkün. Lakin bunu yapmanız durumunda zaten aynı yarıştan kazanacağınız aracı almış oluyorsunuz -ki araba fiyatları düşünüldüğünde bu kârlı bir durum olmuyor.

Oyunda bir oyuncunun güçlü bir arabayla her yarışı temizlemesinin önündeki en büyük engel PP sistemi. Yarışların neredeyse tamamında alt veya üst bir “Power Point” limiti var. Eğer aracınız fazla güçlüyse veya istenenden zayıfsa o yarışa katılamıyorsunuz. Özellikle oyunun başında araba Japon olacak, arkadan itişli olacak, motoru arkada olacak falan derken ilk yarışlar çok kısıtlayıcı oluyor. Zamanla bu içerikleri yarışarak açıyorsunuz ancak GT araçlarına veya hayallerinizdeki o Porsche’a geçmek için biraz daha uğraşmanız gerekiyor. O arabayı almanın da sıkıntıları var çünkü dediğim gibi sınıfı ve PP’si yüzünden ödüllü yarışlara giremiyor.

Küçük kasabanızdaki içeriği açmak için yarışlara başladığınızı varsayıyorum. Şahsen oyunu hem Thustmaster T300 hem de Playstation’ın kendi DualSense koluyla deneme fırsatı buldum. En başından söyleyeyim DualSense deneyimi inanılmaz olmuş. Elbette bir direksiyonun yerini alamaz ama tetik tuşlarının tepki veriyor olması işleri o kadar çok değiştiriyor ki! Bir spor arada hissedebileceğiniz frenlerin bastıkça sertleşmesi, ABS’nin seri vurarak devreye girmesi hepsi tam anlamıyla hissediliyor. Gaz pedalı sertliği haricinde çok değişken bir cihaz olmadığı için gaza basarken öyle abartılı farklar olmuyor. Sadece eski arabalarda o pedal hissi biraz daha sert oluyor. Haptic’ler sayesinde özellikle klasik arabalarda viteslerin attığını baya baya hissediyorsunuz.

Direksiyon deneyimi elbette daha rahat ve özellikle Sports moduna girip en iyi süreleri yapan bir “Alien” olma hayaliniz varsa elinizde iyi bir direksiyon olması hep şart olarak görülmüştü. Buna rağmen ben çok iyi süreler yapan Gamepad oyuncularının olacağını düşünüyorum. DualSense’i analog kol üzerinden değil de hareket algılayarak kullanmak ve bir de üstüne tetiklerin tepki vermesinden faydalanarak aşırı hassaslıkta yarışan canavar oyuncular mutlaka çıkacaktır. Dahası Force Feedback’li direksiyonlar haricinde hissedilmeyen aracın dışa savrulmaya başlaması veya lastiklerin üzerindeki basınçları kol üzerinden hissetmek artık mümkün. Hiç direksiyon olmadan göreceli olarak doyurucu bir sürüş hissi almak mümkün yani.

Doyurucu demişken, bu arada ilk defa uzun süreli sürdüğüm bir aracı bir oyunda deneme şansım oldu ve bu sayede oyunun hissiyatı ve tutarlılığı konusunda daha tutarlı yorum yapma şansım oluyor. Oyunda şu anda da kullandığım 2015 Toyota GT86 var ve bu aracı 5 - 6 aydır kullanan bir şoför olarak söylemem gerekir ki Polyphony Digital gerçekten inanılmaz bir his çıkarmış. Stok halinde oyunda verdiği tepkiler, benim yolda yaşadığım deneyimin neredeyse birebir aynısı. Hıza bağlı olarak “Understeer’a” girdiği noktalar, aracın torque sebepli zorlanmaları, alabildiği virajlar ve motor sesi tam anlamıyla birebir olmuş. Özellikle bu aracın olduğu diğer oyunlarla karşılaştırdığımda oturma pozisyonunu da tam anlamıyla doğru yapmışlar. Forza’da, Asetto’da hep sanki aşırı kısa bir insan sürüyormuşçasına direksiyonun üzerinden yola bakmaya çalışıyorken burada duruş optimal pozisyona çok uygun olmuş. Eğer GT86’yı referans olarak alıp firmanın bütün araçları için aynı ayarda uğraştığını varsayarsak, GT 7’nin tutarlılık bakımından uzunca bir süre rakipsiz olacağını öngörmek yanlış olmasa gerek.

İşin görsel kısmına gelemedim bile. GT 7’nin araç modelleri açıkça söylemem gerekirse bir yarış oyununda gördüğüm en iyi modeller olmuş. Özellikle tampon kamerasından giderken araçlara fazla yaklaştığımda detayları incelerken kaza yaptığım çok sayıda an oldu. Pistler ise tek bir tonda değiller. Özellikle GT7 için yenilenen veya tekrar düzenlenen pistler adeta göz kamaştırırken, GT Sport’tan çevrilenlerde bariz bir detay eksikliği var. Oyunla birlikte gelen dinamik gün değişimi her pist için mevcutken hava durumu değişiklikleri ne yazık ki bütün pistler için geçerli değil. Lakin olduğunda da tam oluyor ama. Aynı iddia edildiği gibi belirli yerlerde su birikintileri oluşabiliyor ve bu sürüşü ciddi anlamda olumsuz yönde etkiliyor. Yarış esnasında sırf bu birikintiler yüzünden ideal yarış çizgimden çıkıp, göletlerin olmadığı rotalara yöneldiğim çok oldu. Neyse ki 90 pist arasından sırıtan bölüm sayısı son derece az. Farklı pistler ve onların varyasyonlu rotaları derken yarışmak için bolca güzel alan bulacaksınız.

Eğer Playstation 5 sahibiyseniz oyunda Ray-Tracing (Işın-İzleme) kullanabiliyorsunuz ancak burada ciddi bir “ama” var. Yarış esnasında ışın izleme sistemi çalışmıyor bunun yerine fotoğraf modunda ve tekrarlarda bu görsel kaliteye ulaşmak mümkün. Yarışların kendisiyse 4K 60 fps olarak çalışıyor. Işın izleme kısımlarının olduğu tekrarlardaysa kaçınılmaz olarak performans kaybı oluyor. Değişken hava şartları ve gün değişimi yüzünden Işın-İzleme burada harikalar yaratabilirdi. Oynanış esnasında olmaması benim için ciddi bir hayal kırıklığı oldu.

Öte yandan normalde bu tarz şeylerle uğraşmam ama fotoğraf modu harika olmuş. Oyunda içinde Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda ülkeye ait önemli noktalarda fotoğraf çekimi yapmak mümkün oluyor. Işın-izleme sayesinde araç sahneye öyle bir oturuyor ki, oyunu bilmeyen biri gerçekten aracın orada olduğuna inanabilir. Yapımcı ekip ülke ülke gezip önemli mekanların resmini çekmiş ve sonrasında bu resimlere ışık ve üç boyutlu alan tanımlamış. Bu sayede inanılmaz gerçekçi sahnelerin içinde aracınızı istediğiniz yere koyabiliyorsunuz. Türkiye için özellikle Asyalı turistlerin tercih ettiği Peri Bacaları mekân olarak seçilmiş. Ayrıca Kapalıçarşı’dan bir fotoğraf ve nedense Kayseri’de alakasız bir cadde var fotoğraf modu için. İnanın bana Kayserili arkadaşlarım bile bu sokağın tercih edilmesinin arkasındaki nedeni bilmiyorlardı. Dünyanın en sıradan ve çirkin sokağı resmen ya!

Menü üzerindeki yapılar arasında çok sayıda yeni içerik de var bu arada. Örneğin ben aracıma modifikasyon yapmak üzere doğrudan GT AUTO’ya girdim. Burada üzülerek belirtmem gerekiyor ki, seçenekler öyle aman aman fazla değil. Her araba için 2-3 spoiler, bir tane yanlık ve birkaç gövde seçeneği var. Oyunda totalde 420 araba olduğunu düşünürsek ortaya çıkan rakam kötü değil aslında ama sizin de benim gibi takıntılı olduğunuz bir araç varsa bu seçeneklerin sınırlı olması sizleri de biraz hayal kırıklığına uğratabilir. GT AUTO’da motor bakımı, yağ değişimi gibi önemli işlemler de yapılabiliyor. Bu sayede eğer ikinci el bir araç almanız veya aynı aracı çok kullanmanız durumunda olası performans kayıplarının önüne bu bakımlarla geçebiliyorsunuz. Elbette gerçek bir araba tutkunu aracını uzun süre kirli bırakmaz. GT Auto’nun temizlik servisi sayesinde yarışlara parlayan bir araçla da girmek mümkün oluyor.

Eski oyunlarda araç aldığımız galeri artık üç parçaya bölünmüş durumda. İkinci el dükkânı geri gelmiş ve bu sistem biraz daha çevrimiçi içeriğe entegre edilmiş. Örneğin oyuncular belirli araçlara fazla abanırsa o araçlar “satılmış” olacak. Satılan araçların yerineyse ertesi gün yeni araçlar geliyor. Siz yarışıp para biriktirirken almak istediğiniz 911 GT3’ün satıldığını görmeniz gayet olası. Özellikle fiyat- performans araçları anında gidiyor. O yüzden hazırda para tutup iyi bir araca denk gelir gelmez harcamak daha mantıklı. Daha güncel bir araba satın almak isterseniz de iki seçeneğiniz olacak. Brand Central’da markalar aynı bayi açmış gibi o dönem güncel olan araçlarını satıyorlar. Nispetten eski 4-5 yıllık araçlar da var ama burada 2015 öncesi bir araca denk gelmek oldukça zor. Eğer bulunması daha zor bir araç arıyorsanız her seferde 6 aracın çıktığı Efsanevi Otomobiller kısmı var. Burada da çok ilgi gören araçların tükenmesi söz konusu. Zaten burada rakamlar fazlasıyla uçuk olduğu için bu nadir araçları para biriktirip almak gibi bir durum çok olası değil. Cebinizi doldurup, olan iyi araçlardan birini kapacaksınız burada mecburen.

Gran Turismo her zaman motor sporlarını öğrenmek isteyen oyuncular için harika bir başlangıç noktası oldu ve burada da durum farklı değil. Viraj alma, erken frenleme ve ağırlık merkezi değiştirerek dönme gibi temel işlemleri lisans derslerinde öğrenmiş oluyorsunuz. Baştaki dersler temel teknikler üzerine olsa da yaklaşık 3-4 senedir Sim Racing ile ilgilenen benim bile faydalandığım eğitimler oldu. Hiçbir şey olmasa bile pratik oluyor sonuçta. Gran Turismo’da ilerleyen her oyuncunun bir noktada bu eğitimleri tamamlaması gerekiyor zaten. Çünkü yarışlar bir süre sonra araç tipi ve motor tarzı gibi kısıtlamaların da ötesinde özel lisans tipleri de gerektirebiliyor bazı yarışlar için.

Bunun haricinde kolay yoldan para kazanmak isteyen oyuncular için eğlenceli görevlerin bulunduğu sirk çadırı şeklinde eklenmiş bir görev kısmı da var. Burada genelde çoğu kolay, belirli süre içinde araç geçmece veya bir segmentte süre yapmaya dayalı çokça içeriği bulmak mümkün.

Oyunun kopyasının erken gelmesi nedeniyle deneyemediğim tek içerik GT Sport kısmı oldu. Çok oyunculu içerikleri oynayabilmek için bol oyuncu olması gerekiyor zira. Eğer içerik Sport’daki gibiyse “Benden iyi süren vardır” korkusunu yenerek bu modu denemenizi şiddetle tavsiye edeceğim. Oyunda süre sistemi var ve benzer süreleri yapan oyuncularla eşleştiriliyorlar. Sizler de hızlı oyuncuların sizi sıkıştırma derdi olmadan dişinize göre rakiplerle yarışırken kendinizi geliştiriyor olacaksınız.

Gran Turismo 7 başta yavaş başlasa da neden özel bir oyun olduğunu oyunculara kısa sürede hatırlatıyor. GT serisi oyunları en hızlı arabayı alıp, Monza’da tur atmanın ötesinde bir amaç taşıyor. Arabalar ve arabalara dahil her şeyi yücelten, onlara bir ilahmışçasına biat eden oyuncular için yapılmış bir ürün var karşınızda. Oto galerilerinde bile saatlerce sizi oyalayacak içerikler mevcut. Her mağazanın dükkân sayfası, tanıtım videoları ve son derece detaylı modeller derken buradaki içerik neredeyse hiç bitmiyor. Onlarca yarış kazanıp, bir süper arabaya sahip olmak, onu modifiye etmek falan derken herhalde oyundaki zamanımın büyük çoğunluğu arabalara bakarak geçmiş olabilir.

Eğer arabaları seviyorsanız, onları saatlerce izleyip, en küçük detayları hakkındaki videoları ezberlediyseniz Gran Turismo 7 aradığınız oyun olacak. Son dönemde kaybolmaya başlayan bu araç kültürünü yeniden canlandıran bu harika eseri ne olur kaçırmayın.

SON KARAR

GT 7 bir yarış tutkununun sahip olabileceği en iyi yarış oyunlarından biri. Uzun süre oynayacağıma eminim ama biraz daha kullanıcı dostu olsa efsane bir oyun olurmuş.

Gran Turismo 7
Çok İyi
8.0
Artılar
  • Araç modelleri ve fizikleri inanılmaz!
  • Gün değişimi çok iyi yapılmış
  • Pist sayısı gayet tatmin edici
  • Eğitim içerikleri muhteşem
  • Sport modu e-spor ihtiyacını rahatlıkla karşılar.
  • DualSense desteği muhteşem


Eksiler
  • Menü ve içerik açma sistemi çok hantal
  • PP sistemi oyunu çok yavaşlatıyor
  • Her pist eşit seviyede detaylı değil


YORUMLAR
Parolamı Unuttum