Halo Infinite - İnceleme

Sonsuzluk, ve ötesine!

Halo ile ilişkim hep inişli çıkışlı oldu. Serinin hayranı biri olarak milletin ayılıp bayıldığı Halo 3’ü, özellikle hikayesinde yaptığı bazı şeyler yüzünden “serinin en iyisi” olarak düşünemiyorum mesela. Halo 2’yi daha çok seviyorum dürüst olayım, oyunun Halo evrenini genişletmesi, yeni karakterlerle daha ilginç bir noktaya bürünmesi ve o cliffhanger sonu gerçekten de harika bir devam oyunu yapıyor Halo 2’yi.

Ama Halo 2’den daha fazla sevdiğim bir Halo oyunu varsa, o da kesinlikle Halo: Combat Evolved’dur. Çocukluğumdan beri PlayStation oyuncusu olan benim, 2007’de (evet, çok da uzak değil) eve ilk defa bilgisayar aldığımızda oynadığım ilk “Xbox” oyunu olması, devam oyunlarını oynayabilmek için Xbox almak istemem ve tabii ki de bunların sonucu olarak beni Xbox tarafına çeken oyun olması yetiyor sevmem için. Beni Xbox tarafına çekecek kadar sevmemin sebebiyse çoğunuzun tahmin edebileceği o meşhur Silent Cartographer bölümü ve Installation 04’e ilk inişimiz. Her ne kadar 2007’de açık dünya oyunları artmış olsa ve Half-Life 2 adında devasa bir şey var olsa da o döneme kadar sadece PS1 ve PS2 sahibi olmuş olmam ve PC’min de bayağı kötü olmasından dolayı 6 yıllık oyun benim üstümde çok büyük bir etki bırakmıştı. Özellikle o Silent Cartographer bölümünü oynadığımda “Keşke bir Halo’yu istediğimiz gibi gezebildiğimiz bir Halo oyunu yapsalar” diye düşündüğümü net hatırlıyorum. Ve 14 yıl sonra bu isteğime sonunda kavuştum.

YİNE Mİ AÇIK DÜNYA OYUNU?

Şimdi biraz oturup gerçekçi olalım. Halo yıllardır aynı kafada devam eden bir seri. Her oyun 10-15 bölümden oluşuyor, siz de iyi ya da kötü bu bölümleri tamamlayıp sona ulaşıyorsunuz. Tekrar oynanabilirliği de oyunun çoklu oyuncu modlarının yanı sıra bölümlerdeki toplanabilirler (özellikle Skull’lar) için tekrar oynama ve zorluğu arttırıp başarımların peşinde koşmaya dayalı. Klasik, eski kafada bir oyun mantığı. Bu mantık da üzerine yenilik konmayınca, bir de hikâyede ne yapılacağı bilinmeyince Halo 5’te yaşını göstermeye başlamıştı. Haliyle de açık dünyaya gitmek en basit çözümlerden biriydi Halo Infinite için.

Ama öyle “Hadi açık dünya olsun” diyerek olmadığını da biliyoruz hepimiz. Şükür ki 343 Industries de bunun farkında olsa gerek, çünkü hem hikâye açısından mantığa oturtmuşlar hem de oynanış açısından gereksiz hissettirmemişler. Mümkün olduğunca hikâye hakkında az spoiler vermeye çalıştığımdan hikayedeki mantığının “İnsanlığın son şansı” diyerek geçiştireceğim. Oynanış açısından da açık dünyada yaptığınız her şeyin vakit öldürmektense her şekilde yardımcı olması yeteri kadar iyi bir teşvik olduğunu söyleyebilirim.

Halo Infinite’de artık her açık dünya oyununda görmeye alıştığımız “Kule Ele Geçirme” görevleri hızlı seyahatlerin yanı sıra, istediğiniz silahı ve aracı almanız için de kullanılıyor mesela. Etrafta topladığınız Mjolnir Kasaları çoklu oyuncu modu için yeni boyalar ve takılar açıyor. Asker kurtarma görevleri, ufak yan görevler gibi şeyler de yeni silahlar ve araçlar kullanabilmeniz için Valor puanı veriyor. Oyunu tabii ki de bunların hiçbiriyle uğraşmadan da bitirebilirsiniz, ama bulunan etkinliklerin hepsinin oynanışı daha da eğlenceli bir noktaya taşıması vaktinizi boşa harcıyormuşsunuz gibi hissettirmiyor. Ha ama isterseniz TES IV: Oblivion tanıtımında söylenen “Şu dağı görüyor musunuz? Oraya tırmanabilirsiniz.” olayını da gerçekleştirebiliyorsunuz. Oyunda bir yere gidebileceğinizi görüyorsanız oraya gidebiliyorsunuz bir şekilde. Bunun sayesinde de hem toplanabilir eşyaları bulmak bir hayli zorlayıcı olmuş, hem de oyunun her köşesine Easter Egg sıkıştırmayı becermişler.

Bu açık dünyanın eğlenceli kılınabilmesi için de sadece klasik bir Halo oynanışı yetmiyor maalesef. Halo Infinite’in oynanışı özünde Halo: CE ve Halo 3’ü andırsa da özellikle silahların kullanımı ve vuruş hissiyatı bir hayli iyileştirilmiş. Düşmanların zayıf noktalarına nişan almak her zamanki gibi önemli, ama özellikle bolca zırh giymiş Brute’lar ve Hunter’larla kapışmak gerçekten birer mini-boss dövüşü havası veriyor. Normal zorlukta bile hazırlıksız yakalanırsanız ağzınızı çok güzel kırabiliyorlar. Çevrenizdeki silahları, ekipmanları, patlayıcıları iyi kullanmanız; her ihtimale hazırlıklı olmanız gerekiyor. Normal boss dövüşleri de serinin en iyileri diyebilirim. Çoğunu öyle paldır küldür dalarak öldüremiyorsunuz, dediğim gibi çevrenizi iyi kullanmanız gerekiyor. Ayrıca bazılarının da farklı mekanikleri oluyor yenebilmeniz için. Bu sefer böyle üstünde durmuş olmaları gerçekten hoşuma gitti.

Ama Halo Infinite’in diğer Halo oyunlarına kıyasla olan en büyük farkı oynanışın hızının artmış olmasından geliyor. Bunun da en büyük sebebi oyuna yeni eklenen kanca mekaniği. Evet, düşmanların nerede olduğunu gösteren dart sensörü, sizi gelen hasarlardan koruyan bir duvar ve Halo 5’te direkt mekanik olarak bulunan, istediğiniz yöne hızla kaçmanızı sağlayan iticiler de ekipman olarak bulunuyor Infinite’de. Fakat bunların hiçbiri Halo’nun oynanışı kanca gibi tamamen değiştirmiyor. Bu kancayı oyunda ağacından yerdeki silahlara kadar katı olan ne varsa tutturup kendinize çekebiliyor ya da ona doğru kendinizi çekebiliyorsunuz. Oyunun açık dünya olduğunu da hesaba kattığımızda bu mekanikle yapabileceğiniz şeylerin sınırı ekipmanlar ve sizin hayal gücünüz oluyor artık. Shotgun’ınızdaki son mermiyi kullanıp uzakta gördüğünüz roketatarı kendinize çekip üstünüze doğru çullanan Brute’e roket mi yağdırırsınız, tepenizde sinir bozucu derecede uçan Banshee’ye kancayı takıp içindeki Elite’i aşağı mı atarsınız size kalmış.

Bu bahsettiğim “katılık” olayının sadece kanca değil, atılabilen tüm ekipmanlar için geçerli olduğunu da belirtmemde fayda var tabii. Mesela bossun sürekli görünmez olduğu bir dövüşte etrafa dart sensörü atarken yanlışlıkla biri bossun üstüne geldi, bu da haliyle işimi bayağı kolaylaştırmıştı. Tüm bunları fark ettiğimde de bu oyunu neden bu kadar sevdiğimi anladım. Çünkü bu oyun istediğim açık dünya Halo oyunu olmasının yanı sıra, bir yandan da en sevdiğim açık dünya – sandbox oyunu olan Breath of the Wild’dan acayip şekilde esinlenmişti bariz bir şekilde. Evet, bu benzetmeyi duymaktan sıkılmışsınızdır diye tahmin ediyorum ama cidden oyunda yapabileceğiniz şeyler tıpkı BotW gibi ekipmanların ve sizin hayal gücünüzle sınırlı.

Açık dünyanın tek büyük problemiyse oyunu düzeltmek için bir yıl ertelendikten sonra bile Co-Op modunun eksikliği olsa gerek. Yani evet, hikâyede tek olmanızın bir mantıklı açıklaması var ama Halo dediğimiz seri her zaman Co-Op’uyla ön plana çıkan ve en eğlenceli anları yaşadığınız modlardan birisi. Böyle bir özgürlük tanıyan sandbox oynanışa sahip açık dünya oyunda Co-Op’un en azından çıkışında olmaması üzücü. En azından üç-beş ay sonra tekrar dönmek için mantıklı bir sebebim olacak “Başarımları temizlemek” dışında.

MASTER CHIEF, KİŞİLİĞİNİZ SIZIYOR EFENDİM

Peki tüm bu mekanikleri nasıl bir hikâyeye oturtmuşlar diye merak ediyorsanız haklısınız, çünkü Halo 5’in yarattığı o kaostan sonra nasıl toparlanacak diye düşünüp durmuştum ben. Herhangi bir şekilde spoiler vermeden kısaca özetlemem gerekirse “Bir şekilde, birazcık akla mantığa oturan bir şekilde toparlamışlar” olurdu herhalde. Halo 5’in (ve haliyle Halo Wars 2’nin de) sonrasında geçen olayları oyun içinde anlatarak, Cortana ve Banished olaylarını belki biraz üzücü, belki de biraz sinir bozucu bir şekilde olsa halletmişler. Ama dürüst olayım, eğer seriye ilk defa giriyorsanız ya da daha yeniyseniz zevk alma ihtimaliniz serinin hayranlarına kıyasla bayağı düşük.

Ancak ilginç bir şekilde Halo Infinite’de benim en çok ilgimi çeken şeyin hikâye ilerleyişinden daha çok Master Chief’in karakter gelişimi oldu. Genellikle soğuk, görev adamı ve lider olarak portrelenmiş bir karakter malumunuz Master Chief. Halo Infinite’e de böyle başlıyor haliyle, fakat oyunda ilerledikçe Echo-216 ve The Weapon ile etkileşimleri sayesinde bazen ilerleme hızında problemlere yol açsa da değişiyor. Genellikle bayağı alıştığımız klişelerden sonra Halo’da iki karakterin varlığı hem oyuna hem de Master Chief’e ayrı bir tat katmış gerçekten. Ayrıca yıllardır yaşadığı ve kaybettiği şeylerden sonra Master Chief’in artık “düz süper asker” olması gerçekten sıkıcı olmaya başlıyordu. Bir de bunun üstüne açık dünyadaki asker kurtarma görevlerini yaptıkça, çevredeki askerlerin ve uzaylıların Master Chief hakkında söylediklerini dinleyince insan daha da bir gaza geliyor.

Karakter seslendirmeleri de bir o kadar başarılı. Master Chief’in seslendirmeni Steve Downes yine az işle güzel bir performans sunmuş ama asıl yükü oyunun geri kalanındaki seslendirmenler taşımış. Önceki oyunlarda da Cortana’nın seslendirmesini yapan Jen Taylor, yine önceki oyunlarda olduğu gibi Doktor Halsey’nin, bir de üstüne yeni yapay zekâ hologramımız “The Weapon”ın seslendirmesiyle üç farklı performansla kesinlikle yıldızlardan biri olmuş. Diğer yıldızsa kesinlikle Grunt’ların seslendirmelerini yapan ekip. Echo-216 ve The Weapon’ın oyunun ciddiyetini kıran diyalogları bir yana, Grunt’ların savaş esnasında söylediklerini dinlemek acayip eğlenceli olmuş her zamanki gibi. Siz orada Elite’leri, Jackal’ları temizledikten sonra Grunt’ın tekinin “Evet Master Chief, sonunda ikimizin kalacağını biliyordum!” demesi ya da Propaganda Kuleleri’ndeki “Ya Master Chief şu kuleleri patlatıp durma, işsiz kalacağım senin yüzünden” demesi durduk yere güldürüyor.

İNİŞLİ ÇIKIŞLI BİR İLİŞKİ

Halo Infinite’in hikâye modu çıkmadan yaklaşık bir ay kadar önce de çoklu oyuncu modu “Beta” etiketi altında çıkmıştı malum. Ama hepimizin de tahmin ettiği üzere bu bir betadan daha çok, hikâye modundan önce çıkarıp suyu test etmekti. Çoğunuzun oynadığını tahmin ediyorum, hem Xbox’a hem de PC’ye çıkmış olmasının yanı sıra bir de ücretsiz olması birçok insanı cezbetmiştir haliyle. Ama yine de bahsetmek lazım bazı şeylerden.

Hepsinden önce çoklu oyuncu modunun oynanış açısından gerçekten başarılı olduğunu söylemem lazım. Silahların hissiyatının iyi olduğundan zaten bahsettim ama harita tasarımlarını da biraz övmem gerek. Halo 5’i ilk haritalarından sonra genellikle Forge’dan yapılmış, birazcık “meh” haritalar doldurmuştu ve pek bir mantık yoktu haritalarda. Halo Infinite’deyse haritalar genellikle klasik “Üç Koridor” yapısı düşünülerek tasarlanmış ve hepsi de bir şekilde farkını hissettiriyor. Fakat Big Team Battle’ı seven biri olarak söylemem lazım ki maalesef bu farkı BTB haritalarında hissedemedim ben. Sanki üç BTB haritası da birbirinin devamı gibi. Umarım biraz daha çeşit gelir.

Problemleri de yok değil tabii. Oyun modlarının azlığı onlardan biri. Daha doğrusu oyun modlarının playlistlerinin azlığı desem daha doğru olur, çıkış dönemi için yeteri kadar mod var aslında. Yine Halo 5’te bu problemi yıllar önce çözmüş olmalarına rağmen çıkışında Hızlı Oynama, Botlarla Antrenman, Big Team Battle ve Rekabetçi Arena’yla geldi Halo Infinite.Halo 5’te İSTEDİĞİNİZ oyun modunun rekabetçi versiyonunu oynayabiliyorken Halo Infinite’de rastgele oyun modları arasında dönüp durmak biraz yorucu. Neyse ki ben bu satırları yazarken Fiesta, Slayer, SWAT gibi oyun modlarının playlistleri oyuna eklendi ancak şu an bunların eklenmiş olması bu problemleri yaşamadığımız gerçeğini değiştirmiyor.

Ve tabii ki en büyük problem hepimizin farkında olduğu şu tuhaf Battle Pass ilerleme sistemi. Günümüzde çıkmış bir çoklu oyuncu oyunda, hele ki ücretsizse Battle Pass sistemi de kaçınılmaz oluyor zaten. Hatta dürüst olayım, Master Chief Collection’da yapılan Battle Pass denemesinden sonra Halo Infinite’inki için de bayağı umutluydum. MCC’deki en güzel yanlardan biri olan kalıcı Battle Pass mantığını tutmalarına sevindim ama geri kalanında maalesef ki bayağı tuhaf bir sisteme gitmişler bu sefer.

Oyunda oynama şeklinize göre seviye atlama diye bir şey yok, tamamen günlük ve haftalık görevleri yapıp yapmamanız önemli Infinite’in Battle Pass sisteminde. Ne bileyim, mesela bir maç aşırı iyi oynadınız, tüm takımı taşıdınız ve galibiyet mi getirdiniz? Siz, takım arkadaşlarınız, hatta rakip takım bile aynı tecrübe puanını kazanıyor sırf “1 maç tamamla” görevini yaptığınız için. Dürüst olayım benim hoşuma gitmişti en başta. İyi oynayan ya da oynamayan herkesin oyuna dahil olabilmesi için güzel olduğunu düşünmüştüm, fakat sonra birkaç maç acayip iyi oynayıp da ödüllendirilmediğimi hissetmek canımı sıkmaya başladı. Verilen tecrübe puanının da çok az olduğunu belirtmekte fayda var tabii. Şimdilik buna da günlük en azından bir Battle Pass seviyesi atlamayı garantileyecek şekilde maç tamamlama görevleri ekleyip yara bandı misali çözüm ürettiler ve ilerleyen aylarda düzgün bir şekilde yapacaklarını söylediler ama önceki paragrafta da dediğim gibi, bu sorunların yaşanmadığı gerçeğini değiştirmiyor bu.

Eğer PC tarafında şimdiden hilecilerin belirmesini de bir kenara koyarsak (her oyunda beliriyorlar malum) oyunun çoklu oyuncu modu hakkında diyebileceğim şeyler bu kadar aslında. İki tane topluluğu dinleyerek ve planlarına da uyacak şekilde düzeltebilecekleri problem dışında gerçekten de aşırı büyük bir sorun yok. Aynı dönemlerde çıkan diğer çoklu oyuncu modu odaklı oyunların yaşadığı problemleri ve Halo’nun da bir yıl ertelendiğini düşünürsek aslında bayağı normal bir şey ama yine de insan 2021 yılında aşırı büyük problemleri olmayan oyun oynayınca bir şaşırıyor.

ZETA HALO’DA GÜN DOĞUMU İZLEMEK

Teknik açıdan da Halo Infinite, en azından Xbox Series X tarafında gayet tatmin edici. Görsel açıdan yine bir yıllık ertelenmenin artılarını görüyoruz ama yine de bu oyunun Xbox One’a da çıktığı gerçeğini değiştirmediğinden aşırı yeni nesil bir şey gördüğümü söyleyemem. Bazı mekanlar, özellikle Forerunner temalı mekanların ışıklandırmaları inanılmaz güzel görünüyor ama. Oyunun tasarım olarak Halo’nun özünü korumuş olması ve Halo 5’te gerçekçilik adına tercih edilen bazı kararların gitmiş olması da mutlu etmedi değil. Açık dünyada da harita tek seferde yükleniyor, görüş alanı bayağı bir fazla ve buna rağmen 60fps’i neredeyse mükemmel şekilde sunuyor olması tatmin edici. 120fps moduysa her ne kadar çoklu oyuncu tarafı için gayet iyi çalışsa da hikâye kısmında stabil bir şekilde sunamadığından pek önerebileceğim bir versiyon değil Series X için. Xbox’ın VRR (FreeSync özellikli monitörlerde) desteği olmasına rağmen Microsoft stüdyosunun bunu desteklemeyen bir oyun yapması biraz can sıkıcı.

Seslendirmeye değinmiştim önceden ama oyunun müziklerinin de genel olarak harika olduğunu ayrıca bir paragrafta belirtmek istedim. Ori ve Immortals: Fenyx Rising’in bestecisi Gareth Coker, Starbound’ın bestecisi Curtis Schweitzer ve Death Stranding, What Remains of Edith Finch gibi oyunların orijinal bestelerine eşlik edip, Eastward’u da besteleyen Joel Corelitz üçlüsü gerçekten oyunun atmosferini yakalayan; gerek klasik Halo parçalarının yenilenmiş hallerini, gerekse kendi orijinal işlerini başarılı bir şekilde bestelemiş. Zeta Halo’da bir dağın tepesine tırmandığınızda “Zeta Halo”nun çalması, ağaçlık bir alandan geçerken “Through the Trees”in hafif hafif gelmesi gerçekten hoş dokunuşlar olmuş. Genel olarak ses efektleri, özellikle düzgün bir hoparlör ya da kulaklık kullanıyorsanız aşırı iyi. Battle Rifle’ın üçlü atışındaki tok ses, Spartan Core aldığınızda gelen ses efekti çok ama çok tatmin edici.

Günün sonunda Halo Infinite’den bu kadar memnun ayrılacağımı düşünmüyordum. Bu yıla girerken beklentimin en az olduğu, hatta yine hayal kırıklığı yaşayacağımı düşündüğüm tek Xbox oyunuydu Halo Infinite. Ama hem çoklu oyuncu tarafında hem de hikâye modunda beklentilerimi çok rahatlıkla aşmış bir oyun oldu. 343 Industries’in bu kadar bekleyişin üstüne bir de ertelenme girince her ne kadar birkaç problemi de olsa sonunda çoklu oyuncusu da, hikâyesi de başarılı bir Halo oyunu yapmış olması tüm ekibi rahatlatmış olsa gerek herhalde. Şimdi merak ettiğim tek bir şey kaldı: Bundan sonrası ne olacak?

SON KARAR

Bunu dediğime ben de inanmıyorum ama 343 Industries gerçekten başarmış bu sefer. Seneyi güzel kapatmamı sağladılar, helal olsun.

Halo Infinite
Gandalf!
9.0
Artılar
  • Eğlenceli sandbox oynanış
  • Silahlardan ekipmanlara kadar her şeyi kullanması tatmin edici
  • Halo 5’in hikâyede çıkardığı problemler toplanmış
  • Açık dünya gerçekten taze bir tat olmuş
  • Master Chief’in karakter gelişimi gerçekten tazelemiş
  • Çoklu oyuncu haritalarının neredeyse hepsi mükemmel


Eksiler
  • Hikâye modundaki Co-Op eksikliği hissediliyor
  • Battle Pass ve ilerlemesi genel olarak problemli
  • Harita ve oyun modu playlistleri sayısı az


YORUMLAR
Parolamı Unuttum