ABD, İşletim Sistemlerine Yaş Koruması Ekleyecek Bir Yasa Üzerinde Çalışlıyor

Karanlık zamanlar resmen başladı

Maalesef ülkemiz günden güne daha büyük bir yasaklar ülkesi haline geliyor. Lakin aynı Türkiye gibi dünyanın geri kalanı da kendini kaybetmiş durumda. İddialara göre ABD, önemli bir yasa tasarısını meclisten geçirmek üzere.

Gaming on Linux'un haberine göre Temsilciler Meclisi'ne gelen yeni yasa tasarısı, Windows, Linux ve MacOS gibi işletim sistemlerine yaş sınırı getirmeyi öngörüyor. "Parents Decide Act" isimli yasa geçerse, işletim sisteminin kurulumunda bile yaş doğrulaması uygulanması ggerekecek.

Tabii ki bu korkunç tasarının altında çok daha küçük harflerle yazılan ve çok daha korkutucu şeyler var. Örneği yasa tasarısı meclisten geçerse, işletim sistemi topladığı bilgileri "üçüncü parti uygulamalarla" paylaşabilecek. Örneğin CapCut size yaşınızı sormak yerine bu bilgiyi direkt olarak sisteminizden alabilecek. 

Bu yaş doğrulama sistemlerini aşmanın birden fazla yolu olsa da buradaki asıl problem devletlerin artık kişinin kimliğine kadar karışıyor olması. Şahsen artık gerçek bir Black Mirror bölümünde yaşıyormuş gibi hissetmeye başladım...

YORUMLAR
omrkcmn
22 Nisan 2026 09:17

Şimdi;

haber oldukça abartılı ve karamsar bir tonda yazılmış. Öncelikle şunu belirtmek gerek: dijital ortam uzun süre "her şeyin özgürce yapılabildiği bir alan" olarak algılandı ve bu algı işin ipinin kaçmasına yol açtı. Şu an gidilen nokta berbat; zamanında alınması gereken önlemler ancak şimdi alınmaya başlanıyor. Mesele aslında bu. Siz mikili film sitesine girmiyorsunuz diye 10 yaşındaki çocuk girmiyor değil. İş zıvanadan çıktı. 

"Çocukları aileleri denetlesin" demek kolay, ama kimse kimseyi 7/24 izleyemez — böyle bir şey mümkün değil. Dolayısıyla sistemsel bir çözüm arayışı kaçınılmaz hale geldi.

Kimlik üzerinden birey takip sistemlerine gelecek olursak bu bambaşka bir konu: sürekli övülen, hatta idealize edilen Batılı teknokratik aklın özü budur: her bireyin benzersiz bir dijital kimlikle sisteme entegre edilmesi, bu uzun yıllardır arzulanan bir proje. Bunu bugüne kadar frenleyen şey, anayasal güvenceler ve veri koruma mevzuatı biçiminde somutlaşan hukuki duvarlardır. Birkaç yıl içinde bu duvarların da yıkkılacağı öngörülebilir bir senaryo aslında. Epstein dosyasında bütün insanlık onuru ayaklar altına alındı. Gazze'de, Myanmar'da, Doğu Türkistan'da batı susarak duvarları yıkmaya başladı.

GDPR'ın bizzat AB tarafından çıkarılmış olması bu tezle çelişir gibi görünse de aslında onu doğrular: Batılı yönetici sınıf, kontrolün tamamen elden çıkmasından ve meşruiyet krizinden korktuğu için düzenleyici çerçeveler üretmek zorunda kaldı. GDPR bir özgürlük manifestosu değil, sistemin kendini yeniden meşrulaştırma aracıdır. Nihai hedef değişmez: bireyin ne düşündüğünü, ne tükettiğini, neye yöneldiğini görünür kılmak.

"Peki Çin'in sosyal kredi sistemi ne olacak? Rusya yasaklar ülkesi falan?" itirazı burada haklı bir sorudur, ancak cevabı tezi çürütmez, güçlendirir. Çin ve Rusya bunu açıkça uygulayabiliyor çünkü Batılı meşruiyet çerçevesinin dışında, jeopolitik olarak bağımsız bir devlet olarak hareket ediyor; kamuoyu baskısından, uluslararası yargı mekanizmalarından ve sivil toplumdan korkmuyor. Batı'da benzer bir sistem bugün açıkça uygulanamaz — ama "yaş doğrulaması", "çocuk koruma", "terörle mücadele" gibi meşrulaştırıcı söylemler üzerinden parça parça, katmanlı biçimde inşa edilebilir. Parents Decide Act tam da bu inşanın bir tuğlasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu "modern", "çağdaş" zihniyetin bir parçası. İsterseniz buna modernizm deyin, isterseniz çağdaşlaşmak deyin — fark etmez. Yasaklar ülkesi derken bazı şeyleri göz ardı etmemek gerek. "katmanlı inşa süreci". Siz x kişi gelince güllük gülistanlık bir ülkeye evrileceğimizi sanıyorsunuz...

 

Gerçekleri göz ardı ederseniz, elinizde kalan tek şey "karanlık", "distopya" gibi tabirler olur. Korkmaya gerek yok.

Parolamı Unuttum