Dizi İnceleme - Fallout 2. Sezon

Sezon iki değil sezon bir buçuk

Fallout’un ilk dört bölüm itibariyle beni pek memnun etmemiş olan 2. sezonu geçtiğimiz günlerde finalini yaptı ve “Son kertede resmin tamamını görünce daha memnun ayrıldın mı?” derseniz “Evet” diyebilirim. “Daha memnun” ayrıldım. Diziyle alakalı bazı şikayetlerim yazarların konuyu götürdüğü yer itibariyle kendi kendilerini imha ettiler. Ters köşe olmasını umduğum bazı şeyler gerçekten de ters köşe çıktı, parçalar fena birleşmedi vesaire. Ancak ikinci sezon yine de benim için ilkinin altında kaldı çünkü bence dizi sekiz bölüm için fazla yavaş bir tempo ilerleyip ekran süresinin içini ikinci yarıda doldurmaya başlayabildi. Üzerine yine bir “arkası yarın” finali yapıldığı için doyurucu bir seyirlik de olamadı açıkçası.

Dizinin kendini affettirdiği noktaları açalım, Robert House’un kontrol manyağı katı bir otokrattan, tam anlamıyla olmasa bile bir bakıma cazibeli bir psikopata kayan portresi, izlemesi keyifli olsa bile benim görmek isteyeceğim bir portre değil. Ancak bunu söylerken rolün altından muhteşem bir performansla kalkan Justin Theroux’un hakkını yememek lazım, bu House da izlenesi bir House olmuş. House’un Büyük Savaş ile alakası çerçevesinde ilk bölümlerde gidileceği sinyal verilen yere gidilmeyip, sağ göstererek sol vurulması güzel. Bunu beklemiyordum, beklemediğim için başta yaşadığım paniği güzel sildi attı. Tatmin etmeyen nokta, yine portre ediliş şekline ek olarak karakterin ekran süresi: Kendisini hem az görüyoruz hem de gördüğümüz sahnelerin çoğu 200 yıl öncesine “flashback” sahneleri. Yani New Vegas’tan bu yana göremediğimiz, özlem gidermek istediğimiz House da finalin arkası yarın çektiği şeylerden biri.

Dizinin Fallout evrenini taşıdığı önemli iki daha çatışma daha ortaya atıldı ve bu iki çatışmayı da hem de bir tanesini tam göbeğinde keserek, üçüncü sezona atmaları benim tadımı kaçıran diğer önemli şey. Dizi prodüksiyonları uzun formdaki bu anlatı türünü Streaming platformları elinde daha prestijli hale getirmek yolunda coşturuluyor malum. Yapım süreçleri uzadığı için de yüksek profil dizi sezonları yıllık olarak çıkamıyor. Fallout için de durum böyle, dizinin ikinci sezonuna kavuşmamız neredeyse iki sene sürmüş. Üstüne kalkıp, sadece sekiz bölümlük bir sezon çekmek, sanki daha uzunmuş gibi ilk dört bölümde düşük bir tempoyla konuyu ilerletmek, sonra birden coşup, biri New Vegas’ta biri Fallout evreni genelinde iki büyük çatışmanın pimini çektikten sonra “arkası yarın” demek beni bu sezonla alakalı sinir eden en büyük şey. Yapımcı ve senaristlerin düşmesi çok kolay olacak bazı tongalara düşmemelerini, hatta düşecek gibi yapıp seyirciyi kandırmalarını takdir ediyorum. Lakin böyle iki yılda bir alacağımız yapımı uzun süren sezonlardan birini üçüncü sezonda patlayacak olayların kurulmasıyla geçirmiş olmaları benim finalden doyumsuz ayrılmama sebep oldu. Bir de Deathclaw’ların Strip’te ne iş var, iki cümle bir şey söylersiniz be kardeşim? Ta Novac’in yanındaki taş ocağından nasıl kalkıp geldi de yuva yaptı oraya bu hayvanlar? Oyundaki sonlardan birini “canon” seçip oradan devam edesiniz yok onu anladık da hayvan haşatı bari açıklasaydınız?

Editörün Notu: Seyir zevki yerinde olsa bile “Bunu saymayız bir daha bekleriz” denecek bir sezon olmuş maalesef.

Not: 3.5 / 5

Yayınlandığı Platform: Prime Video

YORUMLAR
Parolamı Unuttum