Doom 2016'da Neler Olmuştu?

Seri nasıl yenilendi, beraber bakalım.

Serinin 23. yılında Doom yeni bir oyunla, ama aslında hikâyeyi başa sararak karşımıza çıkmıştı. Serinin reboot kararı yerinde bir hamleydi. Aradan o kadar uzun zaman geçmişti ki, ilk oyunu oynayanların torunları ekran başındaydı artık. (Şaka şaka, hemen celallenmeyin, ben de o gruptayım sonuçta :)) Hikâyeyi yeni baştan başlatırken bazı detaylar eklenmiş, bazı değişiklikler yapılmıştı. Böylece Doom tarihçesi bu oyunla birlikte yeniden yazılmış ve genişlemiş oluyordu.

Doom 2016

Senaryo aslında bildiğimiz o eski senaryoydu işte. İsimsiz askerimiz işgal altındaki Mars üssünü kurtarma görevini üstlenir ve olaylar gelişir :) Ama bahsettiğim o değişiklikler ve eklemelerle ilkinden farklı bir hikâye sunulmaktaydı.

Cehennem’e doğrudan bir kapı açılmıştır ve Dünya’daki enerji krizini çözmek için oradan enerji çekilmeye çalışılmaktadır. İşin merkezinde de kadim bir uygarlıktan kalan teknolojiler ve bilgi birikimi ile inşa edilmiş Argent Tower vardır. Bu kule sayesinde Cehennem’e gidilip gelinebilmektedir -ki nitekim pek çok kez gidilip gelinmiş, bazı iblisler ve orada keşfedilen bazı kadim eserler incelenmek üzere getirilmiştir. Getirilenlerden birisi de meşhur Doom Slayer’ın (ve onun meşhur Praetor Suit’inin) içinde bulunduğu bir lahittir (Oyuna başladığım sahne de Doom Slayer’ın uyanış sahnesidir). Yine işler ters gider, üs iblis istilasına uğrar, bir de üstüne üstlük Cehennem’in kapıları açılır. Tahmin edilebileceği üzere bu pisliği temizlemek görevi, isimsiz askerimiz Doom Slayer’a düşer.

Doom (2016)

Yeni Doom ile tanıştığımız bazı karakterlerin de hikâyede önemli rolleri bulunmakta. Mesela UCA çalışanlarından Olivia Pierce aslında bütün bu olayların kilit noktası ve hikâyenin ilerleyen kısımlarında da baş düşmanımız oluyor. Kendisi Mars’taki Argent tesisinde Biokimyasal Araştırma Birimi’nin başında yer alıyor. Tesisteki işgalin ardından iblislerle iş birliği yapıp Cehennemin kapılarını açıyor. (Pierce’ın bu dönüşümünde Cehennem’e dair sapkın inançlarının da etkisi büyük). Sonrasında kendisi de bir iblise, Spider Mastermind’a dönüşüyor. Doğal olarak Doom Slayer’ın gazabının hedefinde yer almaktan kurtulamıyor.

Bir diğer önemli isim ise Samuel Hayden. UAC’in Başkanı Hayden, UAC’in Mars’taki üssünde Argent enerji araştırmaları projelerini yürütüyor. Vaktinde kendisine beyin kanseri teşhisi konup birkaç aylık ömrü kaldığı açıklanınca, zihnini devasa bir mekanik vücuda naklettiriyor. Cehenneme ilk keşif birliği giderken ona öncülük eden de Hayden oluyor. Doom Slayer’ı bulup getiren ekip de bu ekip. Hayden oyunda Doom Slayer’a yardımcı olmakla birlikte, Cehennem’in kapılarını tamamen kapatmak konusunda fikir ayrılığına düşüyorlar. Hayden, insanlığın gelişebilmesi için Cehennem’deki kaynaklara ihtiyaç duyulduğu fikrinde. Bu nedenle de Doom Slayer’ı bilinmeyen bir yere ışınlıyor; daha sonra görüşeceklerini de belirterek.

Ve yine tahmin edebileceğiniz üzere, hikâyenin bundan sonraki ayağı bizleri Dünya’ya taşımaktadır. Yani Doom Eternal’a…

Başa dön
YORUMLAR
egesgt
22 Mart 2020 20:21

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

Parolamı Unuttum