Ridley Scott’ın Marslı’sını ilk izlediğimde çok keyif almış yerde ve gökte filmi sığdıracak yer bulamamıştım. Onun yazarı Andy Weir Artemis ile hafif tökezlemiş, sonra yine çok iyi eleştiriler alan Project Hail Mary’yi yazarak sahalara sağlam bir dönüş yapmıştı. Kitap imkânsız bir görevle uzaya yollanan “zoraki astronot” Ryland Grace’in hem çok tanıdık hem de çok acayip macerasını anlatıyordu. Herhalde Ryan Gosling role karakterin ad, soyadı baş harfleri aynı olduğu için seçilmemiştir ama tüm yeteneğini sergilediği bu role çok iyi oturduğu da kesin. Oraya geleceğim yeniden.
2021’de çıkan kitabın film hakları hemen satın alınmış ve yönetmen koltuğuna da Christopher Miller ve Phil Lord ikilisi oturtulmuştu. Ben filmi bu ikilinin yönetmiş olmasını çok önemsiyorum, çünkü animasyon kökenli yönetmenlerin oradaki komedi zamanlamasını buraya aktarışları gerçekten çok iyi. Gosling’in her bir mimiğini hissettiren doyurucu görüntü yönetmenliği ve fiziksel oyunculuğu belli ki yönetmen ikilinin hassas tercihlerinden ötürü böyle. Her ne kadar fragmanlarda ayan beyan gösterilse de ben çok sürpriz bozmamak adına konuya çok derinlemesine girmiyorum. Sadece Grace’in öykünün bir noktasında bir yoldaşı olduğunu bilmeniz yeterli. Rocky isimli bu yoldaş karakter öykünün de ana mihenk taşını oluşturuyor. Kıyas yapmayı sevmesem de benzer yapıda olduklarından dolayı ben bu filmi Marslı’dan daha duygusal ve içine girilebilir buldum açıkçası. Orada ağırlıkta olan sürekli olarak gelen yeni problemleri çözme dinamiği burada da var ama çok ön planda değil. Burada daha sıcak ve samimi, hatta çoğunlukla da komik bir şekilde insan doğasının yalnızlıkla ve dostlukla olan tehlikeli raksı anlatılmış. İzleyiciden büyük kabul bekleyen bazı bilimsel tutarsızlıkları görmezden geldiğinizde, elde harika bir ahbap komedisi var ve cidden iyi işlenmiş.
İşin dramatik yanına geldiğimizdeyse film süresi boyunca ve ötesinde beni derin düşüncelere sevk etti beklemediğim şekilde. Yalnızlıkla ve pesimizle örülü çağımızda iyimser kalabilen ve özlenen insani sıcaklığı beklenmedik bir yerden veren film, “etrafımıza ördüğümüz duvarlar” duvarlar metaforunu hem mecazi hem de cismani olarak bolca kullanıyor. Grace’in ölümle arasında yalnızca uzay gemisinin duvarları varken, insanlarla arasındaki duvarlar belki kilometrelerce kalınlıkta. Kitapta daha derinlikli işlenebilen bu mevzu ve diğer pek çok tema filmde mecburen biraz daha yüzeysel kalsa da filmin de yükseldiği ve kitabın önüne geçtiği yerler yok değil. Özellikle görselliğine çok emek harcandığı belli olan yapımı en büyük perdede izlemek cidden bir zevk. Hakeza müzikler de insanın ruhunu yükselten türden. Kişisel hiçliğimizin uzayın sonsuz hiçliğiyle başa baş gidebildiğini gözler önüne serebilmesi bile bence büyük başarıdır ve tam bu noktada Rosling’in diğer filmlerinden alıştığımız o kırılgan hallerinin burada çok iyi çalıştığını da belirtmekte fayda var. Yoldaşı Rocky’nin de hem sunumu hem de yaratımı o çok özlediğimiz sinemanın gerçekçi dokusuna uyan şekilde, o da benim kalbimi çalmayı başardı gayet. Sandra Hüller’in de bu ilk Amerikan yapımında diğerlerinden rol çaldığını belirtmem gerek, kendisini daha çok görmek istiyorum şahsen.
Uzun lafın kısası, yılın ilk iddialı büyük yapımı olan PHM belki boyundan büyük işler başarmıyor ama uçsuz bucaksız varoluşun içinde yalnızca küçük bir zerre olan insanın hayal gücü, empati ve azimle neler başarabileceğini tekrardan hatırlatıyor. -Ki bu bile içinde yaşadığımız karanlık zamanlarda bulunmaz bir nimet. Önümüzdeki yıl isminin Oscarlarda anılacağına kesin gözüyle bakıyorum. Teknik dallar ve yüksek bir ihtimal Gosling’i adaylar arasında görürsek şaşırmayın, Eren demişti dersiniz. Sinema salonunda iki buçuk saatlik çok keyifli bir yolculuk arayanlar başlarını gökyüzüne kaldırabilir rahatlıkla, çünkü yalnız değiliz.
Zira orada bir yerlerde, başka birileri de yukarı bakıp yalnız olmadığını hissediyordur eminim ki…

Editörün Notu: Kendine has esprili anlatımı ve keyifli oyunculuklarıyla süresini hiç hissettirmeden akıp gidiyor Hail Mary. Tabii filmi izledikten sonra “Hail Ryan Gosling!” de diyebilirsiniz pekâlâ.
Filmin Notu: 4 / 5
Yönetmen: Phil Lord, Christopher Miller
Oyuncular: Ryan Gosling, Sandra Hüller, James Ortiz
IMDB Notu: 8,6



















