Tom Clancy’s Ghost Recon: Breakpoint - Kapalı Beta İzlenim

Çıkışa bir ay kala betasına hızlı bir bakış attık...

Tom Clancy’s Ghost Recon: Breakpoint çıkışına bir aydan kısa bir süre kalmışken kapalı betasıyla karşımıza çıktı. Biz de bu vesileyle bir göz atalım, bizleri nasıl bir oyun bekliyor bakalım dedik, daldık oyuna.

Hayaletler Kurtlar’a karşı…

Daha önce paylaşılan tanıtım metinleri, basın bültenleri ve videolardan da bildiğimiz üzere Auroa adlı bir adada geçiyor maceramız. Ada açıklarında bir gemi ile irtibat kesilince 32 kişiden oluşan bir Ghost ekibi olayı incelemek üzere Auroa’ya intikal ediyor. Ancak helikopterler, adanın semalarında arz-ı endam eder etmez bir saldırıya uğruyor. Oyunumuz da bu noktada başlıyor.


Betada kaza alanlarını araştırıp hayatta kalan başka ekip üyesi olup olmadığını tespit etmek, sonrasında adadaki direnişçi ekiple bir irtibat kurmak ve son olarak adadan ayrılıp ana gemimize ulaşmak ve adaya destek birimler getirmek için bir yol aramak üzere birkaç görevlik bir kısmı oynuyoruz ana hikayeden. Bu kısımda adadaki militarist grup Wolves ile uzaktan uzağa bakışırken, teknolojik aletlerin de bir kısmıyla tanışıyoruz. Bunun dışında yan görevler ve online modlar da yer alıyor.

Bu sefer bir değişiklik yapıp önce gördüğüm eksiklikler, aksaklıklar ile başlayayım. En can sıkıcı olanları grafikler ve sunucu bağlantı sorunlarıydı. Bağlantı sorunları bir nebze kabul edilebilir; ancak sayısı azımsanmayacak ölçüde grafik sorunu ile karşılaşmak nahoş bir sürpriz oldu. Karakterin bir yerlere takılıp saçma sapan hareketler yapmaya başlaması, elinizdeki silahın bir anda görünmez oluvermesi, karakterlerin siz hangi taraflarında olursanız olun belirli bir yöne doğru konuşması, kaplamaların nerdeyse Just Cause 4’teki kadar sorunlu olduğu yerler… Bütün bunlar eminim benim gibi pek çok oyuncuya da oynadığımız bu sürümün, oyunun erken kopyalarından birisi olduğunu düşündürtmüştür. Oyunun çıkışına bu kadar yakın bir süre varken başka bir ihtimali düşünmek istemem. Çünkü bu kadar kısa bir sürede bu sorunların tamamının aşılması pek mümkün değil. Dolayısıyla, Ubisoft’un bu kapalı beta sürecini aslında ağırlıklı olarak sunucu altyapıları ve çok oyunculu modları test etmek için gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Oyun çıktığında bahsettiğim sorunların büyük bir kısmını görmeyeceğimizi tahmin ediyorum.

Tatsız kısımları aradan çıkardığımıza göre artık diğer konulara geçebilirim. Oyunu diğerlerinden ayırmak için bazı yenilikler eklenmiş durumda. Bir kısmını tanıtımlarda görmüş ve not etmiştik. Çok vurgulanan şu kamuflaj olayı gibi mesela. Çatışmalar içerisinde ne sıklıkla kullanırız bilemiyorum, ama hoşuma giden detaylardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Çamura, toza toprağa bulanıp yanı başınızdan geçen birlikleri atlatmak güzel oluyor.

Yine belirtilen yeniliklerden birisi yaralanma durumuydu. Oyunun başlangıcında helikopterimiz düştükten sonra karakterin topalladığını, güçlükle hareket ettiğini görüyoruz. Sonrasında toparlanmak için yaralarını sarması gerekiyor. Bunu gördükten sonra oyunun ilerleyen kısımlarında da sık sık benzer durumlar yaşayacağımızı düşünüyoruz haliyle. Ama çatışmalarda pek de karşımıza çıkan bir durum olmuyor gibi geldi bana. Yine klasik bir şekilde yaralandıkça sağlık basmaya devam ediyoruz. Pansuman işleri daha çok yüksek yerlerden düşüp kolumuzu bacağımızı sakatladığımızda başvuracağımız bir yöntem olacak gibi görünüyor. Yine de erken konuşmuş olmayayım, belki oyunun ilerleyen bölümlerinde ön plana çıkacak bir özellik olabilir.

Oyunda karakter sınıflarından bahsedilmiş, 4 sınıf bulunacağı belirtilmişti. Bunlara ait yetenek ağaçları olacağı da eklenmişti. Gördüğümüz kadarıyla 4 sınıftan birisini seçip orada ilerlemek zorunda değiliz, farklı sınıflara ait özelliklerde de kullanabiliyoruz yetenek puanlarımızı. Karakteri gelişiminin online modlara taşınacağını da biliyoruz. Zaten sınıfların esas kullanılacağı kısımlar da bu online modlar olacak gibi görünüyor. Online modlar demişken Gamescom’da tanıtılan 4 vs 4 modu beta sürecinde de test edilebiliyordu. Karakterimizi yeteneklerinin yanında görsel yönüyle de özelleştirmek mümkün. Bir de tabii karakter gelişiminin yanında silahlardan da bahsetmek gerek. Geliştirmelerle birlikte silahlar konusunda yeterince çeşitlilik sunuluyor.

Biraz ondan, biraz bundan....

Girişte bahsettiğim üzere, oyunun hemen başlarında Erewhon adlı bir direniş kampına gidiyoruz. Buradaki karakterle konuşuyor, alışveriş yapıyor, yeni görevler alabiliyor, ‘Bivouac’ denen kamp ateşinin başına oturup craft işlerine girebiliyoruz. Craft işleri için de, etraftan bitki ve malzeme toplamakla uğraşıyoruz tabii. Son yıllarda hemen her açık dünya oyunda karşımıza çıkan özellikler burada da kendisine yer buluyor anlayacağınız üzere.

Daha önce belirttiğim gibi oyunda ana hikâye görevlerine ek olarak yan görevler de bulunuyor. Bunların bir kısmı alıştığımız üzere falanca yere git, şunları al veya şunları yok et, filanca kişiyi kurtar vs. tarzında görevler. Bunların yanında silah görevleri bulunuyor. Bir de araştırma & soruşturma (ınvestigation) görevleri var-ki oyunu farklılaştırmak için atılan adımlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Olayların arka planını çözmek üzerine olan bu görevleri karakterlerle yaptığımız konuşmalar, topladığımız deliller yardımıyla tamamlıyoruz. “Helikopterimizi düşüren veya gemiyi batıran neydi? Adayı ele geçiren askeri birlik nereden çıkmış?” benzeri soruların cevaplarını bu şekilde buluyoruz. Ana hikâye dışında da çevreyi araştırmak, keşfe çıkmak için bize gerekçe sunabilecek şeyler olarak değerlendirebiliriz bu görevleri. Ada yeterince büyük, dolayısıyla içinizdeki kâşife yetecek kadar içerik sunulacaktır diye tahmin ediyorum:)

Hazır keşfetme konusuna gelmişken, hoşuma giden bir özelliği de belirteyim. AC Odyssey’de de olduğu gibi dilerseniz görev yerlerinin haritada otomatik olarak işaretlenmesi yerine size ana hatlarıyla (falanca gölün kuzeyinde, filanca tepenin eteklerinde) tarif edilmesini tercih edebiliyor, verilen bilgilere göre o mekânı kendiniz bulmaya çalışıyorsunuz. Bu tarz bir oynanış benim hoşuma gidiyor, dolayısıyla tercihimi bu yönde yaptım. Ama siz “beni bunlarla uğraştırmayın, verin bana görev yerini, vakit kaybetmeden gideyim, doya doya çatışayım” diyorsanız, tercih size kalmış :)

Son olarak düşmanlardan ve çatışmalardan bahsederek noktalayayım. Düşmanların belirli bir seviyesi var ve size göre çok yüksek ise reflekslerinize güvenip dalmak pek de mantıklı değil tabii. Zaten başlarda bize göre çok kuvvetli olduğu için bir gruptan kaçtığımızı görüyoruz. Çoğu çatışmaya bodoslama dalamayacağımızı söylemek de mümkün. Düzgün bir strateji ile ilerlemek, düşmanı iyi analiz edip öyle saldırmak daha akıllıca bir tercih olacaktır. Analiz konusunda elimizdeki önemli araçlardan birisi teknoloji oluyor; drone kullanımı önemli bir yer tutuyor; gerek saldırılacak yeri analiz etmek ve düşmanları incelemek konusunda gerek onlara saldırırken.

Yazılabilecek çok şey olmakla birlikte bir beta izlenimi için bu kadarı kafidir herhalde. Diğer konuları da oyun çıktıktan sonrasına bırakalım, değil mi? Tom Clancy’s Ghost Recon: Breakpoint, 4 Ekim’de çıkıyor. Bakalım betadaki sorunların ne kadarı aşılmış olacak ve bizlere keyifli saatler yaşatabilecek mi.

Başa dön
YORUMLAR
Parolamı Unuttum