Desperados III - İnceleme

Eski dostlarla vahşi batıya dönüş

Durun bir güzelce bakayım suratlarınıza… Sen John Cooper olmalısın değil mi? Babana da benziyorsun zaten, aynı sima, aynı kararlılık. Sen Kate O’Hara’sın ve yine her zamanki gibi çok alımlısın. Adamım Doc McCoy! Keskin nişancı yeteneklerinden hiçbir şey kaybetmemiş gibi görünüyorsun, yanılmıyorum inşallah. Hmm sen şu yeni gelenlerdensin, dur bakayım neydi adın… Hah, Hector. Hector Mendoza! Sen de hoş geldin. Şu vuducu teyzemiz de Isabelle Moreau olmalı. Tüm ekibi bir arada görmek çok güzel lan! Eskisiyle, yenisiyle, hoş geldiniz Desiderolar!

Cooper… John Cooper

Pyro Games’in birbirinden güzel üç Commandos oyununun ardından 2001 yılında Spellbound aynı türü vahşi batıya taşıyarak karşımıza Desperados isminde enfes bir oyun çıkarmıştı. 1881 yılında geçen oyunun başrolünde kelle avcısı John Cooper vardı. Ona eşlik eden isimlerse Kate O’Hara, Doctor McCoy ve Sam Williams’tı. O oyunda Cooper ‘eski dostlarını’ bir araya toplamıştı ama bu dostluklar ne zaman, nerede, nasıl başladı kısmı muallaktı.

D1

Desperados III işte tam da burada devreye giriyor çünkü Mimimi’nin bu yeni oyunu aslında ilk Desperados’un da öncesini anlatıyor. Bu sefer 1870’lere geri dönüyoruz. Hatta daha bile öncesine, çünkü oyun John Cooper ve babası James Cooper ile açılış yapıyor. Ufaklık John eline tabanca almamış, daha bıçak fırlatmayı bile bilmeyen bir çocuk. Görevler arasındaki birkaç geri dönüş sahnesiyle (daha doğrusu bölümleriyle) John Cooper’ın küçükken neler yaşadığını da görüyor, böylece oyunun hikayesinin merkezindeki karakterlerden Frank’e duyduğumuz kinin kaynağını da öğrenmiş oluyoruz.

Oyunun ana bölümlerine geçtiğimizdeyse artık büyümüş olan baş kahramanımız John Cooper önce efsane karakter Doctor McCoy ile tanışıyor, sonrasında yolu güzeller güzeli Kate O’Hara ile kesişiyor, daha sonra Hector’la olan ilişkimizin nereye dayandığını görüyor ve son olarak da grubun en ilginç üyesi Isabelle ile tanışıp beşliyi kurmuş oluyoruz. Yalnız bu noktada siz de fark etmiş olacaksınız ki oyun kendi içerisinde de spoiler barındırıyor, sonuçta ilk oyundaki Sam bu oyunda yok, bu oyundaki Hector ve Isabelle de ilk oyunda yok. Neden, nasıl sorularının cevaplarının ise oyun keyfine olumlu veya olumsuz bir etkisi olmadığını söyleyebilirim. Belki de herkes kendi yoluna gitmiştir, belli mi olur?

D2D3

Bu motordan daha çok ekmek çıkar

Eğer Mimimi’in önceki oyununu, bu türün en iyi örneklerinden biri olan Shadow Tactics’i oynadıysanız zaten aslında Desperados’u da biliyorsunuz. Oynanış neredeyse tamamen aynı, ama Feodal Japonya yerine Vahşi Batı’dayız. O oyunda şogunlar, keşişler, samuraylar, tapınaklar vardı; bunda kasabalar, tren soyguncuları, kankan dansçıları var. Shadow Tactics’te karda yürür, iz bırakırdık; aynı mekanik burada da çamur ve kumda karşımıza çıkıyor.

Benzerlik derecesi yönettiğimiz karakterlerde de kendini gösteriyor çünkü önceki oyundaki yeteneklerle bundakiler çoğunlukla aynı. Örneğin Shadow Tactics'in ağır abisi Mugen’i ele alalım. Kollarında iki ceset birden taşıyabiliyordu, Samuray’ları bire birde sadece o öldürebiliyordu. Desperados 3’te de aynı işi Hector yapıyor, Uzun Pardösülü adamlarla baltasını kullanarak kavga edebilen ve öldürebilen tek kişi Hector. Benzer biçimde Shadow Tactics’te Yuki tuzak kurup flüt çalardı, bunda o işi de Hector yapıyor, ayı tuzağı Bianca'yı kurup ıslık çalıyor. Diğer karakterler daha bir net eşleşmiş diyebilirim: Kate O'Hara aynı Aiko gibi kılık değiştirme ve erkeklerin akıllarını başlarından alma ustası. Doctor McCoy aynı Takuma gibi hem keskin nişan ustası, hem de Takuma'nın bombası gibi gaz karışımı şişesi atabiliyor. Kilitli kapıları açabilen tek kişi McCoy.

Bu benzerliklerin tek istisnası ise Isabelle. Daha önce görmediğimiz tarzda yetenekleri var hatunun, çünkü kendisi bir vuducu. Düşmanları zihin kontrolüyle yönetebiliyor, iki canlının ruhlarını birbirine bağlayabiliyor (birinin başına ne gelirse diğerine de aynısı oluyor). Bu yeteneklerine bakarak belki oyunun hikayesinde sırıttığını düşünebilirsiniz ama giç de öyle olmuyor, gerek yetenekleri, gerekse hikayesi oldukça iyi düşünülmüş. Hatta onun da Takuma’nın Kuma’sı gibi düşmanın dikkatini dağıtan Stella isminde bir kedisi var. Yalnız bu "ruh bağı" yeteneğinin oyundaki en güçlü yeteneklerden biri olduğunu söylemem lazım, elinizin altında Isabelle varken görevlerde öncelikli olarak onu kullanmaya başladığımı fark ettim. Hatta ruh bağı ile zihin kontrolünü birleştirerek daha da yaratıcı ölümler planlamanız mümkün. Zihin kontrolü sadece normal düşmanlar üzerinde değil, köpekler üzerinde de işe yarıyor bu arada. Yani köpeklerle de düşmanın kendisine saldırmanız mümkün.

D4D5

Desperados’un elbette Shadow Tactics’ten farklı yanları da çok. Bir kere artık bayılttığımız düşmanları Commandos’ta olduğu gibi bağlayıp etkisiz hale getirebiliyoruz, bu da gereksiz yere adam öldürmenin önüne geçiyor. Shadow Tactic'te bayılttığımız elemanlar bir süre sonra ayılıyor ve ortalığı velveleye veriyordu :) Ancak bu sefer de adam öldürmek ile bayıltmak arasında pek bir fark kalmamış, zira Shadow Tactics’te “öldürmeyeceksin” rozetleri çaba istiyordu. Şimdiyse bağlayıp geçiyoruz.

Ancak bu bağlama işinin oyunun zorluk dengesine de biraz olumsuz bir etkisi var. Şöyle ki bayılttığınız düşmanları herhangi bir düşmanın görüş açısına koyduğunuz zaman o düşman mutlaka adamı çözmeye geliyor ve çok kolay bir yem oluyor size. Sadece normal düşmanlar değil, normalde 'dikkat dağıtma' tekniklerinden etkilenmeyen pançolu ve uzun pardösülü düşmanlar da düşüyor bu numaraya. Yani elinizin altında hiç bitmeyen ve hiç şaşmayan bir "düşman çekme" yöntemi olmuş oluyor.

Thou shall not kill

Desperados III’ün en büyük yeniliği iç mekanların da oyuna eklenmesi olmuş. Artık bankalara, evlere, salonlara, hanlara girebiliyoruz. Hatta bunlar çok katlı da olabiliyorlar. Bazı iç mekanlar darlıkları yüzünden işimizi daha da zorlaştırıyor ama bu aslında güzel bir şey. Bir diğer yenilik ise “sivil bölge” uygulaması. Özellikle kasabalarda herkesten saklanmak zorunda değiliz, sonuçta biz de normal birer insanız öyle değil mi? Düşmanlar anca kırmızıyla çizilmiş özel bölgelere geçtiğimizde kıllanıyor, ama onun dışında milletin yanına gidip rahatça dedikodu dinlemek mümkün.

D6

Karakterler arası diyaloglar ve bağlama göre değişen muhabbetler inanılmaz olmuş. Hele bir bölümde McCoy ile Hector arasında aynı Gimli – Legolas gibi bir kelle yarışı var ki görmeniz lazım. Öldürdüğünüz kişilerden sonra kiminle öldürdüyseniz o karakter kendi çetelesini tutuyor, aralarda "onu da mı saydın" vs gibi atışmalar oluyor ve tüm bu diyalog da sizin neler yaptığınıza bağlı olarak değişen bir muhabbet. Yine özellikle Isabelle ile Hector ve McCoy arasındaki diyaloglar çok güzel. Bu gibi detaylar sayesinde her karakteri acayip seviyor, acayip gönül bağı kuruyorsunuz; hiçbiri ‘harcanabilir’ hissetmiyor. Bu da hikaye anlatımındaki bir diğer başarısı Mimimi’nin.

Oyun grafik olarak da Shadow Tactics'in üzerine çıkmış durumda. Animasyonlardaki ve ortamlardaki çeşitlilik cidden hayran olunacak seviyede. Size şöyle söyleyeyim, Louisiana bataklıklarında geçen bir görev var. O görevde bataklık kenarında nöbet tutmakta olan düşmanın sivrisinekle mücadelesini bile görebiliyorsunuz. Farklı ortamlar, değişik grafikleriyle size oldukça güzel manzaralar sunuyor. Belli bir açıdan bir şelalenin yarattığı gökkuşağını görmek çok güzel mesela.

D7D8

Oyunda belli bir noktaya geldiğinizde Baron Meydan Okumaları açılıyor. Bu da oyunun ömrünü uzatan bir özellik olmuş, daha önce tamamladığınız bölümleri farklı 'meydan okumalarla' bitirmenizi gerektiren hikaye parçacıkları bunlar. Örneğin O'Hara Çiftliği bölümüne geri dönüyor ama kimseyi normal yollarla öldürmüyorsunuz, başarılı olmak için düşmanları yakmak, kafalarına kaya düşürmek vs gibi eylemlerle 'yaratıcı' olmalısınız. Ben zaten Shadow Tactics'te de rozet ve meydan okumaların hastası olmuştum, özellikle speed run rozetlerinde ne kadar zaman harcadığımı bir ben biliyorum :) Shadow Tactics'i %100'lemem yaklaşık 46 saat almıştı, Desperados III ise sunduğu içerikle bunun rahatlıkla üzerine çıkacak görünüyor.

Bu türe hakim olan oyuncuların oyunu Normal zorlukta oynamasını kesinlikle önermiyorum bu arada, mutlaka en az Hardcore denemelisiniz (Desperados zorluğunu henüz ben de denemedim). Yine toplanmayı bekleyen onlarca rozet, speed run ve başarım oyunun tekrarlanabilirliğini çok arttıracak ama yine de ilk turun da öyle pek kolay bitmesini istemezsiniz.

Commandosçuya Desperados III satmanın tereciye tere satmaktan farkı yok, yani tere seviyorsanız çoktan üstüne bolca limon sıkıp yemeye başlamışsınızdır. Şu adamlar bir de Commandos’un haklarını alsalar var ya, cidden muhteşem olurdu :) Amaaaa... Yayıncının THQ Nordic olması bizim için büyük şanssızlık oldu, Shadow Tactics 60 lirayken Desperados için “220 lira eder” diyemiyorum gerçekten. Ha bu fiyatlandırma adamların suçu değil, bundan puan kırmak ayıp olur; ama yine de mutlaka indirim beklemenizi de önermek zorunda hissediyorum kendimi.

SON KARAR

Mimimi Games bir türü yeniden diriltti, diriltmekle kalmadı, o türü daha da geliştirdi; oyuncunun ne istediğini bu kadar iyi anlayan bir stüdyo bizler için ne büyük şans!

Desperados III
Gandalf!
9.0
Artılar
  • Desperados serisinin ruhuna tamamen hakim olan bir oyun
  • Bazıları tanıdık olsa da karakterler ve yetenekleri çok başarılı seçilmiş
  • Bölüm tasarımları ve çeşitliliği çok ama çok iyi
  • Tekrarlanabilirliği çok üst seviyede
  • Mimimi grafik ve detaylarda kendini aşmış
Eksiler
  • Bazı bölümler çok uzun sürüyor
  • Haritada çok uzakta olan karakterlerin sohbete katılması biraz mantıksız
  • Bayıltıp bağlama mekaniğinde ip sayısı sınırlı olsaydı keşke
YORUMLAR
Parolamı Unuttum