Eternal Threads - İnceleme

Sıradan insanların gündelik hayatları ve küçük heyecanlar

Bir film yapımcısı olduğunuzu hayal edin. Önünüze şöyle bir senaryo geliyor:

Aynı evde kalan altı kişi var. Hepsi bizim gibi ortalama, sevimli insanlar. Ortalama hayatları ve ortalama problemleri var. Aralarında dramalar yok, kavgalar yok. Dünyayı falan da kurtarmıyorlar. Bir hafta boyunca bu grubu takip ediyoruz sonunda hepsi bir yangında ölüyor. Son.

İlk tepkiniz ne olurdu? Bu senaryoyu önünüze koyan senaristi kovardınız herhalde. En iyi ihtimalle gülüp sonraki senaryoya veya öneriye geçerdiniz. Ama söz konusu bir oyun olunca her şey değişiyor.

Eternal Threads yukarıdaki Oskar’lık senaryoyu bir zaman yolculuğu çerçevesine koyuyor ve önümüze sunuyor. Amacımız geçmişe gidip bu insanları kurtarmak. Yangından birkaç saat sonra eve varıyoruz ve elimizdeki sihirli zaman zamazingosu ile son bir hafta boyunca evde olan olayları izlemeye başlıyoruz. İstediğiniz an istediğiniz bir olayı açıp izleyebiliyor, önemli seçimleri değiştirebiliyoruz.

Drama ekmek değil mi yoksa?

Kısaca oyun bu kadar. Düşman yok, aksiyon yok, korku yok, gizem yok. Heyecanlı bir hikaye bile yok. Peki bu oyunu özel yapan şey ne? Neden bu kadar sevdim? %100 emin olmamakla beraber bu soruya cevabım sevimli ve iyi niyetli karakterler olurdu muhtemelen.

Sevimli ve iyi niyetli derken öyle karikatürize edilmiş iyilik melekleri değiller tabii. Kendilerince problemleri olan ama arkadaşlarını önemseyen insanlar. Problem derken öyle dramatik ölüm kalım meseleleri değil. Ufak maddi sıkıntılar, ertelenen önemli kararlar, çocukluk travmaları gibi birçoğumuzun hayatımızda karşılaşabileceğimiz şeyler (çocukluk travması tahmin ettiğimizden çok daha fazla insanda olan bir şey). Ne kadar farklı olsalar da hepsi ile bir bağ kurabildim. Ana motivasyonum bu insanları daha yakından tanımak ve yardım etme isteği oldu benim için.

Karakterlerden bahsederken seslendirme sanatçılarını unutmak olmaz tabii. Her birisinin performansı ayrı bir güzeldi. İngiliz aksanı zaten güzel bir şeydir ama Eternal Threads Liverpool dolaylarında geçiyor. Sadece o aksan ile bile kandırmış olabilirler beni.

İleri geri oynamayın, bozacaksınız zamanı!

Çok zorlarsam oyunda bir tek zaman çizelgesini eleştirebilirim sanırım. İstediğiniz olayı zaman çizelgesi üzerinde seçmeniz ve izlemek için ilgili odaya gitmeniz gerekiyor. Olanları sırası ile takip etmek isterseniz sıkıntı yok, gayet güzel çalışıyor. Ama geriye dönüp alternatif seçimler yaparken neleri değiştirdiğinizi görmek zor olabiliyor çünkü oyunda 170 civarı olay ve onlarca seçim var. Hangi seçim hangi olayı açtı, hangisini kapattı görene kadar on kere ileri geri gitmek can sıkabiliyor. Bazı kısayollar ve filtreler olsa da tam kurtarmıyor. Öte yandan daha iyi nasıl yapılabilirdi ben de bilmiyorum.

Oyunu bu kadar çok övdüm ama herkese göre olmadığını da kabul ediyorum. Yürüme simülatöründen hallice bir şey bu. Hikaye odaklı oyunları ve yürüme simülatörlerini çok sevdiğim için tam olarak bana hitap eden bir oyun olmuş Eternal Treads. Devamı için sabırsızlandığım nadir oyunlardan.

What Remains of Edith Finch, Vanishing of Ethan Carter gibi oyunları seviyorsanız kaçırmayın. Ama gerilim veya heyecan peşindeyseniz on dakika sonra sıkılıp kapatmanız olası.

SON KARAR

Yürüme simülatörden hallince, güzel hikayeli oyunları sevenler kaçırmasın

Eternal Threads
Herkes Oynamalı
7.5
Artılar
  • Sempatik, iyi yazılmış, gerçekçi karakterlerle dolu
  • Karakter seslendirmeleri çok iyi


Eksiler
  • Zaman haritası daha anlaşılır olabilirdi
YORUMLAR
Parolamı Unuttum