Generation Zero - İnceleme

Olabilirmiş, ama olamamış...

Söze nasıl başlayacağımı bilemediğim oyunlardan birisi Generation Zero ve ne yazık ki bu olumlu anlamda bir kararsızlık değil. Bundan önce de bizzat tecrübe ederek ya da oynayanlardan takip ettiğim kadarıyla beklentilere karşılık veremediklerini gördüğüm oyunlar oldu. Bunlardan bir kısmı yine de tavsiye edebileceğim, "bir şans verilebilir" diyeceğim yapımlardı. Üzülerek söylüyorum ki Generation Zero'a şu anki haliyle, bu kadar olumlu yaklaşabileceğimden emin değilim.

Generation Zero nedir, ne değildir?

Generation Zero, "sandbox survival" olarak tanımlanabilecek oyunlardan. Daha önce farklı oyunlarda da denenen bir formülü uygulayıp açık dünya - hayatta kalma – aksiyon - ryo elementlerini bir araya getirince, üzerine ilginç olarak değerlendirilebilecek bir hikâyeyi de ekleyince ortaya güzel bir şey çıkabilir diye düşünülmüş olsa gerek. Teoride iyi, ama uygulamada başarısız bir düşünce bu.

1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılması kararının alınmasının hemen ardından geçiyor hikayemiz. İsveç'te bir genci canlandırıyoruz. Kamptan dönerken içinde bulunduğumuz tekne saldırıya uğruyor. Karaya ayak bastığımızda kasabamızdakilerin ortadan kaybolduğunu görüyoruz. Etrafta da bir canlı gördüğünde sorgusuz sualsiz saldıran robotlar var. Biraz irice bir köpek boyutlarından başlayıp bildiğimiz mech boyutlarına varan farklı türde robotların (esasında 5-6 çeşit robotla karşılaşıyoruz) oluşturduğu bir ordu tarafından istila edilmiş gibi görünüyor İsveç toprakları. Halk kaçıyor, saklanıyor haliyle. Bizim yegâne amacımız da hayatta kalıp insanların nereye kaçtığını bulmak. Aslında güzel bir malzeme çıkabilirmiş bu hikâyeden diye düşünmeden edemiyor insan. Ama burada altını çizdiğimiz o sihirli kelime "çıkabilirmiş", ama çıkamamış.

Bunun nedenleri üzerine aklıma pek çok düşünce geliyor, bunlardan ilki oyunun tasarım mantığı ile ilgili. Bana kalırsa, Generation Zero'nun masaüstü bir ryo deneyimi gibi tasarlandığını söylemek mümkün. Bir arkadaş grubunuzla oturacaksınız oyunun başına, atacaksınız zarları, robotları haklayıp sağdan soldan ganimet toplayacaksınız, bir yandan da karakterinizin özelliklerini geliştireceksiniz. İşte o oyun, masaüstünde durduğu gibi durmuyor :)

Bunun gibi zorlu bir hedefin altından kalkan, masaüstü ryo tecrübesini ekranda da yaşatabilen Divinity: Original Sin 2 gibi örnekler de elbette var. O yüzden karşı karşıya kaldığımız bu tabloyu bu işin ehli tarafından ele alınmadıkça ne kadar olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin bir örneği olarak görebiliriz.

Kararsızların tercihleri sonuca etki etti herhalde...

Oyunun görselliği olumlu olarak değerlendirilebilecek yanlarından birisi, en azından başlarda durum böyle. Çevre tasarımları, doğa manzaraları güzel. Retro görünüm hoşunuza gidebilir. Ama iş dönüp de evleri dolaşmaya başlayınca değişiyor. Aynı evden 123 tane gezince sıkılmaya başlıyorsunuz. Ikea virali mi bu, ürün yerleştirme, gizli reklam mı var acaba diye düşündüğüm anlar oldu :)

İşte tam olarak bu noktada aklımıza "bu oyunun tek kişilik bir hikâye olarak tasarlandığına emin miyiz?" sorusu geliyor. Herhangi bir online rekabetçi oyun (bildiğiniz PUBG işte:)) oynayanlara tanıdık gelebilecek detaylar var oyunda. Birbirinin kopyası ev tasarımları, silah-cephane topladığınız kasalar vs. Sanki bir battle royale oyunu için harita tasarlanmış da sonra gelip böyle tek kişilik bir oyuna çevrilmiş gibi duruyor. Hatta "emote"lar bile mevcut :)

Bunu düşündüren bir başka detay oyunda hiç NPC'ye denk gelmemek, sağda solda bulduğumuz ses kayıtları, radyo yayınları dışında bir insan sesi duymamak, sadece robot sesleri ve müzikle baş başa kalmak. Bu tasarım zaman zaman oyunun atmosferine katkı sunsa da, 30-50 saat boyunca tekrarlandığında pek çok oyuncunun sıkılmasına, rahatsız olmasına yol açabilir.

İşte burada devreye co-op oynanış giriyor. Oyunu 3-4 kişi oynadığınızda birbirinizle iletişime geçiyor, bu eksik kalmışlık hissinden, insan sesi duyamamaktan kaynaklanan rahatsızlıktan sıyrılabiliyorsunuz.

Oyunun "tek kişilik" kısmının baştan beri tasarlanan bir özellik olmadığını veya daha doğru bir ifadeyle tek kişilik oynanış işin odağında değilmiş gibi düşündürecek bir detay daha var: Oyuncunun tek başına oldukça zorlanacağı düşman grupları. Belli ki bu oyun bir co-op oyun olarak tasarlanmış, arkadaş grubunuzla dalıp robotları temizleyeceğiniz düşünülmüş. Tek kişilik kısım da yanında eşantiyon olarak verilmiş sanki. Bunu özellikle 25-26 robotu öldürmek durumunda kaldığınız yerlerde veya o büyük robotlardan 4-5 tanesiyle başa çıkmak durumunda kaldığınızda daha iyi anlıyorsunuz. Ekip halinde geldiğinizde çok rahat geçebileceğiniz bu bölümler, tek kişi oynarken sizleri oldukça zorlayabilir. Dolayısıyla, bu dengesizlikten yola çıkıp oyunun çok oyunculu oynanmak üzere tasarlandığı sonucuna varmak mümkün.

Toparlarsak, oyun tasarlanırken pek çok şey düşünülmüş ve aralarında kararsız kalınmış gibi bir tablo var. Ne yapacaklarını bilememişler de ortaya karışık bir şeyler koyup olayı akışına bırakmışlar gibi. Umarım o akışın sonunda doğru yolu bulurlar, zira Avalanche ile ilgili son deneyimlerim pek de parlak sayılmaz.

Olmalı mı olmamalı mı, yoksa hiç yaşanmamalı mı...

Oyunun haritası oldukça büyük. Bu, uzun bir oyun süresini de beraberinde getiriyor. Ama haritanın içerisi o kadar dolu olmayınca, bir de o geniş haritayı tabana kuvvet arşınlamanız gerekince bu özellikler bir anda olumsuz bir tabloya dönüşüveriyor. Etrafta o kadar araç varken, hiç birisini kullanamamamız can sıkıcı.

 

Oyunun loot kısmında çok da sıkıntılı bir nokta yok. Bol bol silah, teçhizat, ekipman buluyorsunuz. Ama bir noktadan sonra bu ne kadar zevk verir sizlere bilemem. Bir tavsiye olarak, Stamina dalındaki yeteneklere öncelik verip hem taşıma kapasitenizi, hem de karakterin canını yükseltebilirsiniz. Böylece topladığınız malzeme için çantanızda yeterince yer bulunur, hem de kalabalık düşman gruplarıyla karşılaştığınızda birkaç darbenin ardından ölüp dirilmekten kurtulabilirsiniz.

 

Ölüp dirilmek demişken öldüğünüz noktada dirilmek ile ölüp bir güvenli noktada dirilmek arasında fark bulunuyor. Eğer güvenli noktada kendinize gelirseniz, daha önce öldürdüğünüz robotlarla tekrar savaşmak zorunda kalıyorsunuz -ki bunu isteyeceğinizi hiç sanmıyorum. Bu yüzden envanterinizde adrenalin çubuklarından ve sağlık paketlerinden bol bol bulundurmak yerinde olacaktır. Oyunda ziyaret ettiğiniz kasabalar ve sığınaklara hızlı seyahat opsiyonunun aktif hale gelmemesi, bunun için illa ki bir güvenli nokta (safehouse) bulmak zorundasınız. Gördüğüm kadarıyla her görev bölgesinde bunlardan birisinin bulunduğunu da göremedim. Varsa da kolay keşfedilmiyorlar demek ki :)

Oyunda bolca bug ile de karşılaştım. Havada süzülen sırt çantaları veya asılı duran iskele bacakları, dört bir yanınız açıkken kısılıp kalmak, evin içine giremeyen robotların duvarın gerisinden saldırmaları ve sonunda duvara sıkışıp kalmaları gibi hatalar ile karşılaşmak takdir edersiniz ki hiç de hoş olmuyor. Neyse ki güncellemelerden sonra bu sorunlarda bir miktar azalma söz konusu.

Güncelleme demişken, oyunun çıkış günü güncellemesi bir fecaatti. Esasında bu oyunu 1 hafta önce yazabilir, değerlendirmelerimi sizlerle paylaşabilirdim. Ama güncellemeler ile ne ölçüde değişiklik yapacaklarını da merak ediyordum. İşte o ilk gün güncellemesinde oyunda mouse kullanılamaz hale gelince bastım eksiyi :) Yine de hafta sonu tekrar göz atayım ve nihai kararımı ona göre vereyim diyerek biraz geciktirdim incelemeyi. Hafta sonunda oyunun co-op kısmını daha fazla tecrübe etme şansım oldu ve o ilk gün güncellemesinin eksisini hafta sonu tecrübesiyle dengeleyip nihai notumu buna göre verdim; 4,5'tan 5 oldu.

Oyundaki hataların giderilmesinin, eksiklerin tamamlanmasının zaman alacağı ortada. O zaman kadar beklemekte fayda var. Şu haliyle çok daha iyi alternatifleri varken bu oyuna yönelmenizi gerektirecek bir sebep göremiyorum ne yazık ki. Ne diyelim, bir dahaki sefere...

SON KARAR

Erken erişimdeymiş, ileride çok farklı bir oyun haline getireceklermiş de şimdi oyuncuların tepkisini test ediyorlarmış gibi sanki. Bu haliyle alacağı tepkinin çok da olumlu olacağını söylemek güç. Kaçırılmış bir fırsat, yazık olmuş.

Generation Zero
Öldürmez süründürür!
5.0
Artılar
  • İlgi çekebilecek bir temaya sahip
  • Haritası geniş, oyun süresi uzun
  • Co-op oynanış zevkli olabiliyor
Eksiler
  • Oyunun dünyası çok boş kalmış
  • Kopyala yapıştır tasarımlar
  • Optimizasyon sorunları
  • Tasarım hataları, buglar ve diğerleri...
YORUMLAR
Parolamı Unuttum