Run Quad Run - İnceleme
Koşun annecim, koşun bak başınıza ne geliyor!
Abi şimdi sen bir karesin ve koşuyorsun. “Eee… Bacakları yoksa o daha çok süzülmek gibi-” HAYIR! Koşuyorsun diyorsam koşuyorsun işte, ablanın lafının üstüne laf söylenmez!
Run Quad Run, beceriye dayalı bir parkur oyunu. Çok ince görmek gereken platform oyunlarını, bu oyunlarda derece kasmayı sevenler için birebir. Ve grafiksel olarak basit olması sizi kandırmasın, zaman zaman ciddi biçimde de zor bir oyun. Ve maalesef ben bu tür oyunlarda, 6 yaşındayken sadece Super Mario karşısında erişebildiğim bir üst-asabiyet seviyesinde hırs yaptığım için akıl sağlığımdan geri kalanı da kaybetmeden bu incelemeyi aradan çıkarmak istiyorum.
Dediğim gibi, Run Quad Run’a başka karelerden kaçınmaya çalışan bir kare olarak başlıyorsunuz. Ve sizin kareliğiniz oyun boyunca aynı da kalsa da düşmanlarınızın şekli şemali bir hayli değişiyor.
Bu noktada oyunun sunduğu öğrenme eğrisini beğenmiş olmakla beraber, bu değişimlerin zaman zaman daha hızlı gelmesini de istemedim değil. Yeni bir komponent eklendiğinde bölümün daha basit olması çok mantıklı. İşte önce sadece bir doğrultuda hareket eden kareler var, sonra duvarlara eklenen bazı dikenler geliyor ki bu tür oyunlara aşina olanlar bilecektir, duvarları hareket ederken bir dayanak olarak kullanmak oyunun akıcılığı için önemli. Sonrasında karenizi şişlemek üzere hazırda bekleyen dikenler geliyor falan…
Ben… ben buradan geçmedim mi yav?!
Ama bunların bir çoğu zaten kendi kendini açıklayan eklentiler. Diken mesela, yani onu duvarda görünce, “Abi ben bundan kaçayım,” düşüncesi çabasızca beliriyor insanın beyninde. İş böyle olunca, tek bir yeni düşmana karşı sürekli 5-10 bölüm geçmek bazen bende sinir harbine yol açtı. Bu bölümlerden bazıları bana… diğer bölümlerin geri dönüştürülmüş versiyonu gibi geldi. Ama şimdi işte hareketli diken var a-aa! Eğer ben hızlı tempolu olacaksam oyunun da buna ayak uydurmasını isteyen bir oyuncuyum.
Diğer bir canımı sıkan şey de bazı noktalarda, oyunu neyle oynadığınıza bağlı olarak çok zorlanabilirsiniz. Ben Steam sayfasından oyun kolu desteği kontrolü yapmayı unutan bir insan olduğumdan oyunu bir saat kadar klavyeyle oynadım. Allah için kendimi kesmedim, çok mutluyum, bu başarı hepimizin. Xbox kolunu desteklemekle birlikte DualSense de gayet çalışıyor, ve diyagonal hareket etmek parmak vıçvıçıyla çok daha kolay olduğu için birden bire oyun çok daha akıcı bir hal alıyor.
Ben bu karenin arkasındayım!
Küçük geliştirici oyunu görünce geri bildirim vermekten kendini alamayan tarafımı bir kavanoza tıkarsak eğer, ben Run Quad Run’dan çok keyif aldım. Evet, elbette eksikleri var fakat bu oyun 2023’ten beri oyun geliştirmeyle ilgilenen Chelafinx’in tek başına geliştirdiği bir oyun. Bulmacaları, bölüm tasarımları ve düşmanlarında Run Quad Run’a ne kadar emek harcandığını görebiliyorsunuz.
Ve ben bu tür oyunları desteklemeyi çok seviyorum. Oyun geliştiricilerin birden bire kendilerini 3D, gerçekçi grafikli, her bir şeyli oyunlara atmalarındansa bu tarz, akılcı mekaniklere ve kontrol şemalarına odaklanabilecekleri projelerle bu işe başlamalarını tercih ederim.
Fakat maalesef son yıllarda hem oyun üretimi çok arttı, hem de bu sebepten ve bu yazıda değinmeyeceğim başka sebeplerden yeni çıkan oyunların Steam ve benzeri platformlarda görünürlüğü çok azaldı.
İş böyle olunca bu tür küçük, yeni geliştirici projelerine de yaklaşımım farklı oluyor. Zaten o sebepten de oyunun grafikleri ya da müzikleri üzerinde durmadım. Zaman zaman bana yanlış sebeplerden saç baş yoldurmuş olsa da Run Quad Run kendi ayakları üzerinde durabilen, keyifli bir parkur oyunu. El becerisi oyunlarından keyif alan oyuncuların şans vermesini öneririm.
Hatta! Chelafinx’in bu sebepten bize gönderdiği 2 kod var. Instagram’dan paylaşacağım bu kodları alanlar, bu tek kişilik projeye birer Steam yorumu yaparlar bence.
Başlıklar
Farklı engeller, akıllıca bulmacalar, hem el hem kafa çalıştıran ümit verici bir oyun. Bölüm sayısı olarak biraz daha kompakt bir gidişat sunabilse, daha akıcı olabilirmiş. (İpucu: Bence bölümlerin bir kısmı, oyunu bitirince kilidi açılan ekstra bölümlere çevrilebilir, bilemiyorum.)
- Bölüm içi öğrenme eğrisi çok kararında
- Engellerin çeşitliliği gayet güzel
- Aralara serpiştirilmiş akıllıca sekanslar var (saklanma mekaniği gibi), keşke daha sık kullanılsalar
- Yeni engellerle karşılaşma sıklığımız harika değil
- Müzik yer yer insanı delirtme noktasına geliyor ama sessizlikte oynamak da çok çözüm değil, o da ayrı çıldırtıcı (neyse, siz arkada YouTube falan açıp oynayabilirsiniz, öyle akar sanki)




















