Conan Unconquered - İnceleme

Crom'un gözleri yaşlı

Westwood’un kapanması aradan geçen bunca yıla rağmen strateji sevenler için kanayan bir yaradır hâlâ. Öyle ya… Bize Command & Conquer gibi harika bir seri ve Yuri gibi unutulmaz karakterler kazandıran bir stüdyodan bahsediyoruz ne de olsa.

Aynı şeyi, biraz farklı bir pencereden Conan için de söylemek mümkün. Yıllardır Kimmeryalı barbarımızı bizzat yönettiğimiz ve düşmanlarımızın kellesini aldığımız bir aksiyon oyununu bekler dururuz. Ancak gelin görün ki bir dönem ülkemizin en çok sevilen çizgi-roman kahramanı olan Conan, video oyun dünyasında adına yaraşır bir yapıma hiçbir zaman tam anlamıyla kavuşamadı.

İşte bu yüzden Petroglyph Games’in, yani eski Westwood çalışanlarının Barbar Conan temalı bir strateji oyunu yaptığını duyduğumda ister istemez heyecanlanmıştım. Ne de olsa bugüne dek Star Wars: Empire At War, Grey Goo ve 8-Bit Armies gibi başarılı işlere imza atmış bir stüdyo vardı işin içinde. Eh, Kimmeryalımızın komuta ettiği orduları yönettiğimiz ve envai çeşit düşmana karşı savaştığımız bir strateji oyunu da kulağa hiç fena gelmiyordu hani. Ama kâğıt üzerinde gayet iyi görünen bu fikir, anlam veremediğim bazı tasarım kararları yüzünden potansiyelini ciddi anlamda ıskalamış ne yazık ki…

Crom, ölüleri say!

Conan Unconquered bildiğimiz, alıştığımız tarzda bir GZS değil. Onun yerine kısa süre önce oldukça olumlu yorumlar alan They Are Billions’ın izinden gitmiş yapımcılar. Yani karşımızda üs kurup, adam çıkartıp düşman ordusunun üssünü bacağımız bir oyun yok. Onun yerine giderek kalabalıklaşan düşman saldırılarına karşı kalemimizi korumamız gerekiyor. Bunun için de etrafa surlar çekmeli, nöbetçi kuleleri dikip üzerlerine okçular yerleştirmeli, gerekli kaynakları toplamak için binalar inşa etmeli ve savunmamızı güçlendirebilecek teknolojileri araştırmalıyız. Kaynak yönetimi ve kule savunma mekaniklerinin bir tür karışımı olarak özetleyebiliriz oyunu yani. Ki zaten Petroglyph çalışanları da taaa ilk geliştirici videolarından beri böyle bir yol izleyeceklerini açıkça söylüyordu.

Açık konuşmak gerekirse They Are Billions’ı oynamadım, o yüzden ikisi arasında bir karşılaştırma yapamayacağım. Ama Conan Unconquered’ın bu işi iyi kıvırdığını söylemek kısmen mümkün. Oyun sizi sürekli diken üstünde tutacak şekilde tasarlanmış. Ordu kurabilmek için adama, adam üretebilmek için evlere, ev yapabilmek için oduna, odun kesebilmek içinse yine adama ihtiyacınız var. Böyle bir kısır döngünün ortasına atıyor oyun sizi. Bu yüzden kaynakları idareli kullanmalı, bir sonraki hamlenizi dikkatle hesaplamalısınız. Aksi takdirde yüzlerce kişilik, kalabalık gruplar hâlinde saldıran düşmanlara karşı hiçbir şansınız kalmıyor. Çünkü oyun cidden zor ve hata affetmiyor. Yine de dengeli olduğunu söylemek mümkün.

Düşmanlar demişken, başta sadece kılıçlı veya yaylı adamlar hâlinde saldırırken çok çabuk bir şekilde seviye atlayarak atlı süvarilere, mancınıklara ve büyücülere kavuşuyorlar. Daha sonra da dev örümcekler, kocaman akrepler, ateş devleri ve devasa yarasalar gibi canavarlar da katılıyor onlara. Yarasaların sur mur dinlemeyip üssünüze direkt dalması ve örümceklerin duvarların üstünden geçebilmesi gibi çok hoş ayrıntılar var. Bunların dışında bazı haritalarda çok güçlü nesneleri koruyan, devasa canavarlar ve varlıklar da var. Eğer bunlardan birini yenmeyi başarırsanız o büyülü nesneyi kahramanınıza verebiliyorsunuz. Ek olarak kum fırtınası ve cesetlerden hastalık kapmak gibi mekanikler de var oyunda.

Tabii bizim elimizde armut toplamıyor. Bölüm başlarında istersek Conan’ı istersek de Korsan Valeria’yı seçebiliyoruz. Bunun dışında Büyücü Kalanthes ve Kral Conan da oyunda var fakat kendileriyle oynayabilmek için ilk gün DLC’sini satın almak zorundayız. Her karakter tecrübe puanı topladıkça seviye atlıyor ve özel bir yeteneği açılıyor. Bu yetenek sayesinde düşman güruhları karşısında hatırı sayılır bir avantaj elde edebiliyoruz. Bunun yanı sıra normal adamlarımız da seviye atlayıp daha yetenekli askerler hâline gelebiliyor. Kahramanlar beş kez seviye atlarken diğer birimlerdeyse bu sayı sadece bir.

Oyunun en sevdiğim kısımlarından biri kesinlikle müzikleri oldu. Arada Civilization V’ten de hatırlayabileceğiniz, yanılmıyorsam Ömer Faruk Tekbilek’e ait olan Osmanlı ezgileri bile var. Onun dışında seslendirmeleri olsun, grafikleri olsun bir strateji oyunu için beni tatmin etmeyi başardılar.

Ne umduk, ne bulduk

Gel gelelim buraya kadar anlattığım her şey oyunun vasat yanları tarafından gölgede bırakılıyor. Bir kere Conan Unconquered içerik anlamında çok ama çok kısır bir oyun. Elimizde sadece beş görevden oluşan bir senaryo modu ile bir de “Unconquered” denen sonsuz (endless) mod var. Oyunun konusu Robert E. Howard’ın “Kara Dev” (Black Colossus) adlı kısa hikâyesi üstüne kurulmuş. Ama senaryo menaryo hak getire. Hesapta Conan’ın o hikâyede koruduğu Khoraja toprakları için çarpışıyoruz. Ama ne bir ara video var ne de konu anlatımı. Senaryo namına görebileceğiniz tek şey görev başlarındaki birkaç satırdan ibaret.

İşin kötüsü senaryo modundaki bu beş haritadan ilkinin zaten bir eğitim görevi olması. Sadece 5 düşman akınıyla karşılaştığınız bu bölüm şıp diye bitiveriyor. Böylece geriye yalnızca 4 bölüm kalmış oluyor. Hadi onu geçtim, her bölüm başında kahramanınızın tüm yetenekleri sıfırlanıyor. Rütbe atlattığınız adamlar da kayboluyor ve her şeye en baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Ayrıca hiçbir zaman videolarda gösterilen o devasa orduları da kuramıyorsunuz. Düşmanlar yüzlerce kişilik ordularla surlarınıza dayanırken siz arkanızda üç kılıçlı adam, kulelerinizde birkaç mızraklıyla savunuyorsunuz şehrinizi. Hani belki 25. dalgadan sonra bizim ordumuz da büyüyordur ama o noktaya kadar dayanmak mesele…

Oyun Khoraja topraklarında geçtiği için elimizdeki tek harita çeşidi çöl. Dolayısıyla hangi bölümü seçerseniz seçin karşılaştığınız şey aynı çölün biraz daha değişiği oluyor. Hikâye modunda haritaların rastgele oluşturulmaması da bir diğer eksi. Tamam, ikinci oynayışımızda düşmanların nereden geleceğini ve nerelere sur çekmemiz gerektiğini bilmek bize bir avantaj sağlamasına sağlıyor. Ama bu durum oyunun tekrar oynanılabilirliğini de büyük ölçüde baltalıyor.

En büyük hayal kırıklığıysa uğrunda videolar çektikleri, aklımızı başından alacağını iddia ettikleri co-op modu oldu. Neden mi? Çünkü senaryo modunu co-op olarak oynayamıyorsunuz. Sadece ve sadece bir arkadaşınızla birlikte açtığınız, rastgele bir haritada var co-op seçeneği. Her ne kadar bu şekilde oynamak eğlenceli olsa da amaçsız olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Dahası oyunda çok oyunculu (multiplayer) ya da karşılıklı savaşma (skirmish) seçenekleri de yok. Yalnızca iki karakterle oynayabilmemiz, geri kalan iki tanesiniyse DLC duvarının arkasına saklaması da bir diğer büyük eksisi.

Oldu mu şimdi, oldu mu ya?

Kısacası iyi bir potansiyeli olan ama bunu başarıyla kullanamayan bir yapım var karşımızda. Hatta tam bir oyun bile değil de yarım oyun sanki. Erken Erişim olarak çıksa kimse yadırgamazdı muhtemelen. Ama sadece beş görev ve iki kahraman içermesi şu hâliyle kabul edilebilecek gibi değil. Belki bütçeleri yetmemiştir diye düşünmeden edemiyor insan. Belki de ileride ücretsiz güncellemelerle oyunu geliştirip daha iyi hâle getirebilirler. Ama eğer o içerikleri DLC olarak satmak için çıkardılarsa vay hâllerine…

SON KARAR

İyi bir Conan oyunu oynama sevdamız yine başka bahara kaldı

Conan Unconquered
Yakışıklı değil ama sempatik
6.0
Artılar
  • Sürekli diken üstünde tutan oynanış
  • Düşman çeşitliliği iyi
  • Müzikler
Eksiler
  • Kısa hikâye modu
  • Senaryo co-op oynanmıyor
  • Sadece iki kahraman seçebiliyoruz
  • İçeriği çok yetersiz
YORUMLAR
Parolamı Unuttum