Geçtiğimiz ay oyun teknolojileri cephesinin son yıllardaki en hararetli tartışmalarından birine şahit olduk. Daha DLSS’in 4.5 güncellemesini yeni kullanmaya başlamışken, Nvidia hem işleyiş hem de etkileyicilik açısından bambaşka seviyede olan DLSS5’in teknoloji demosunu üzerimize attı ve ortalık fena karıştı. Oyuncular tarafından çok büyük oranda negatif tepkiyle karşılanan DLSS5 tanıtımı Nvidia’yı dalga konusu yaparken, kendisini oyun medyasının grafik teknolojileri tarafındaki tek bileni, tek ciddiye alınanı konumuna getirmiş olan Digital Foundry’nin tanıtıma öncülük ettiği için ölüm tehditleriyle karşılaşmasına sebep oldu.
Ölüm tehditleri bir kenara, teknolojinin kendisine yöneltilen ağır eleştiriler ne kadar haklı derseniz, benim kafam bu konuda biraz karışık diyebilirim. Derdimi açıklayabilmem adına gelin teknolojinin pazarlanışına bakalım. DLSS5 tanıtımı, tartışmasız bir şekilde, Nvidia’nın uzun zamandır karıştığı en büyük pazarlama fiyaskosuydu. Geçtiğimiz sene RTX 5000 serisiyle yaşadıkları problemlerin (hatalı üretilmiş kartlar, yanan güç kabloları, aylar boyu hataları ayıklanamamış sürücüler) de ötesinde bir falso vermek zordu ancak bunu başardılar; hem de belki sadece yanlış görseller seçerek.
Biliyorsunuz DLSS5’in olay olmasına sebep olan görseller, Resident Evil Requiem’in DLSS5’siz ve DLSS5’li hallerinin karşılaştırıldığı görseller. Bunların en kötüsü de hem videonun en başında gösterilen üzerine bir de thumbnail için kullanılan Grace görseli. Bu görsele ilk baktığınız anda, DLS5’in iyi yaptığını söyleyebileceğimiz ışıklandırma ve geometri geliştirmeleri değil, Grace’in yüzünün bambaşka (kalite olarak değil, direkt biçim olarak bambaşka) hale gelmesi. Karakterin şöyle bir 5-10 sene yaşlanıp, üzerine makyaj yapmış ve estetik yaptırmış gibi gözükmesi. Aradaki farkları daha bir ortaya çıkarmak adına üzerinde ekstra mı oynama yaptılar bilemiyorum ama bence bu görsel, açık ara diğerlerinden daha kötü. O kadar kötü ki ben ilk gördüğümde (ve aynı yorumu pek çok başka insanın da yaptığını gördüm) sahte AI görseli, meme falan sandım ki “gerçek AI Slop’u sahte AI Slop sanmak” gerçekten böyle bir devirde bile yaşayacağımı düşünmediğim bir şeydi. Zorah demosundaki karşılaştırmalar veya en basitinden yine Requiem’in Leon’lu görselleri, en azından halihazırda var olan tasarımı değiştirmek yerine geliştirme ekseninde Grace görselleri kadar ofansif gözükmüyorlar.
Şimdi burada sormak gereken soru bir soru var. Malumunuz RTX markası ortaya çıktığından ve oyunlarda ışın izleme standartlaşmaya başladığından beri, Ray Tracing uygulanmış görsellerin “o kadar da büyük bir fark yaratmadığı, harcanan işlem gücünün karşılığını vermediği” yorumlarını yapan ciddi bir kesim var. Ray Tracing’in getiri ve götürülerini biz standart ana akım oyuncu kitlesi bence çok bilinçli bir şekilde ölçüp tartamıyor (ki bu normal bir şey) ancak Nvidia’nın pazarlama tarafında bir şeyleri ele alış şeklini elbette etkiliyordur. Benim bu rezalet DLSS5 tanıtımıyla kendime (çünkü Jensen Huang’a sorma şansım yok) sorduğum birinci önemli soru şu: Pazarlama departmanında biri, DLSS5’in yarattığı farkı vurgulamak adına görselleri fazla mı mıncıkladı, yoksa teknolojinin çalışma şekli bu tip sanat tasarımı katliamları yapacak kadar başına mı buyruk? Bunlardan ilki geçerliyse ve teknoloji yapımcıların eline geçtiğinde ona söz geçirebileceklerse, DLSS5 gerçekten de çok büyük bir şey olabilir ancak Nvidia elbette bu kadar büyük bir pazarlama falsosunu itiraf etmeyecektir. Ha ama ikincisi geçerliyse yandık ki ne yandık ve Nvidia bunu da itiraf etmeyecektir. İşin bu kısmının yarattığı belirsizlikten korkuyor ve bu bağlamda oyunculardan gelen tepkileri, bilgi temelinde olsun olmasın haklı buluyorum.
Bir de bu işin, herkesin girdiği “DLSS5 oyun stüdyolarındaki sanat tasarımcılarını işlerinden mi edecek, oyunlardaki görselleri artık gerçek insanlar tasarlamayacak mı?” tartışma dışında kalan bir spekülasyonum daha var. Şimdi DLSS ve FSR, malumunuz çözünürlük artırımıyla performans artışı yapmaktan, iki karenin arasında birkaç tane daha sıkıştırmaya, ışın izleme tekniklerinin bıraktığı görsel kirlenmeyi temizlemeye varan, ilk tanımlanış şekillerinin çok ötesinde fonksiyonlar kazandılar. İkisinin de kapsamı, isminin dışına taştı. DLSS5 ve AMD’nin geliştirmesi kaçınılmaz olan kırmızı takım muadili, bu bağlamda her iki teknolojinin de o ilk “çözünürlük yükseltme” fonksiyonundan yaptığı en devasa, en alakasız sapma olacak. Bu yüzden zaten DLSS5’in DLSS ismiyle tanıtılması saçma evet ama belli ki pazarlaması kolay olsun diye bu tercih yapılmış. O yüzden bunu geçelim. DLSS ve FSR’ın halihazırdaki versiyonları bile günün sonunda “farklı” gözüküyorlar. DLSS bu ikili arasında üstünlüğü kabul edilen teknoloji olsa bile günün sonunda bunlar birer algoritma ve mevzubahis farklar aşırı minimal farklar bile olsa görüntüyü oluşturuş şekilleri değişiklik gösteriyor; oyunların kullandığı motorlara, efektlere, render tekniklerine bağlı olarak FSR veya TSR veya PSSR bazı konulardan DLSS’in önüne geçebiliyor. Benim endişem/spekülasyonum şu: Firmalarından kendilerine lisanslı teknolojileri, Generative AI kullanımı oyun geliştirme işinin içine daha da entegre oldukça, bu farkları çok da belirgin kılar mı? Önümüzdeki nesil konsolların DLSS5’in temel aldığı Neural Rendering teknolojisiyle geleceği sık konuşulan bir konu. Her firma kendi Neural Rendering teknolojisini geliştirirse, bunların görselleri elden geçiriş şekilleri birbirinden farklılık gösterirse ve bu teknolojiler korktuğumuz gibi nispeten başına buyruk teknolojiler olursa, aynı oyunu Xbox’ta farklı, Playstation’da farklı, AMD ekran kartlı bilgisayarda farklı, Nvidia donanımlı bilgisayarda farklı görür müyüz? Grace (veya Resident Evil 10’daki halefi) Xbox’da kırmızı, Playstation’da bordo ruj sürer, PC’de makyajsız takılır mı?
Kafamda deli sorular. DLSS5 oyun sektörü için iyi mi olacak kötü mü olacak emin değilim, kötümser tarafım ikincisine inanmaya daha meyilli. Ancak çok büyük bir eşiğin, bu teknolojiyle geri dönüşü olmaz şekilde aşılacağı kesin.


















