Advertisement

Speedrun'ın Tarihçesi #2: DOOM!

Cehennem bizi bekler

Bir önceki yazıda sizlerle 1980 yılını ziyaret etmiş ve her şeyi başlatan Dragster'ın hikayesine yakından bakmıştık. Tarihi boyunca pek çok tartışmaya konu olmuş olsa da Dragster, şu anda içerisinde bulunduğumuz speedrun topluluğunun temellerini atan yegane oyun. Fakat her “spor” dalında olduğu gibi speedrun dünyasının da parlaması için bir yıldıza ihtiyacı vardı. İşte o yıldızı bulmak için bu kez cehennem ile birleşen Mars'a doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.

Her şeyi başlatmış olmasa da bu dalın tanınmasını sağlayan ve speedrun dünyasının hala en rekabetçi oyunlarından biri olan Doom, 1993 yılında hayatımıza girdi. Şimdilerde dünyanın en büyük stüdyolarından biri olan id Software, o dönemlerde bu yaratıcı fikri ile belki de PC oyunculuğunun en büyük atılımlarından birini yaptı. Hatta oyun öyle bir efsane haline geldi ki ilk adımda ücretsiz bir yazılım olarak dağıtılan ve 9 bölümden oluşan Doom'un, en az 20 milyon kişi tarafından oynandığı öne sürülüyor. Daha sonra ek iki bölüm ile gelen ve çılgınlığın başlamasına sebep olan Ultimate Doom ise sadece siparişler ile satışa sunulmuştu.

İkinci Viraj: Ultimate Doom

Yakın gelecekte Mars'ı ehlileştirmek isteyen insanoğlu, bu gezegenin kaynaklarını da oldukça dengesiz şekilde kullanmaya başlar. Mars'ın ayları Deimos ve Phobos'ta kazılar yapan Union Aerospace Corporation, farkında olmadan cehenneme açılan bir kapıyı keşfeder. Şimdilerde Doomguy olarak bildiğimiz uzay askerimiz ise bu çılgınlığın ortasında kalır. Fakat karakterimiz kolayca pes etmek yerine eline geçirdiği silahlar ile cehennemden fırlamış yaratıkları geldikleri yere göndermeye yemin eder.

Evet, aslında bu kadar basit Doom'un hikayesi. Fakat oynanış elementleri anlamında oyun dünyasına adeta bir çığır atlattığı gerçek. Yine de oyunun en büyük etkisini, o zamanlar bir fındık boyutlarında olan speedrun dünyası hissetmişti.

Peki neydi Doom'u speedrun dünyası için bu kadar önemli yapan? Aslında bunun birden fazla sebebi var fakat bence en büyük motivasyon, her bölümü bitirmenizin ardından çıkan istatistik ekranı. Eskiden oyunlar tamamen arcade kafasıyla üretildiği için her oyunun bir skor sisteminin olması neredeyse kaçınılmazdı. En anlamsız platform oyunlarında bile çeşitli para birimleri toplayarak “yüksek skor” tabelasına girmeye çalışılırdı. Fakat Doom bunu bir adım öteye taşıyarak istatistik bölümüne bir kronometre eklemişti.

Şu anda kulağa çok basit geliyor olabilir bu mekanik fakat bir bölümü bitirişinizin ardından gördüğünüz süre, en ilkel “rekabet” duygularınızı tetikliyor. Dragster'ın aksine sizi daha iyi sürelere ikna etmeye çalışmayan Doom, bu kadar basit bir değişiklik ile speedrun topluluğunu içine çekmeye başlıyor.

Aslında id Software'in orijinal fikrinin speedrun topluluğu oluşturmak olmadığını da biliyoruz. Hatta yapımcılardan John Romero, verdiği röportajlarda bu durumu istemediklerini sık sık ifade ediyor. Fakat bu kronometrenin oyuncuları daha azimli hale getirdiğini söylemek mümkün.

Speedrun Demo'ları

Doom'un speedrun dünyasında çığır açmasının bir diğer sebebi ise kaydedilebilir demo'ları oldu. O dönemlerin Arcade kabinlerinde sık sık karşılaştığımız bu demo özelliği o güne kadar hiçbir oyunda bulunmuyordu. Hatta bu sebeple eski rekorların pek çoğuna hile karıştığını biliyoruz. Çünkü o dönemler kayıtlar ya çok pahalı VHS sistemler ile yapılıyor ya da kamera ile yakın çekim yapılarak kayıt altına alınıyordu. Fakat Doom'un demo'ları sayesinde speedrun topluluğu böyle devasa bir külfetten kurtulmuş oldu. 

Bu demo kayıtları aslında “oyuncuların fantastik hareketlerini paylaşması için” yaptıklarını belirtiyor Romero. Oyuncular bu demo'ları birbirleri ile paylaşmaya başladığında ise bir anda rekabet ortamı oluşuyor. Bu rekabeti en tarafsız şekilde belgelemek isteyen İngiliz bir Doom oyuncusu, efsanevi Compet-n sitesini kuruyor. Yaşını başını almış okuyucularımız bu siteyi çok iyi hatırlayacaktır.

Doom aleminin ilk speedrun veritabanı olarak tanımlanabilecek Compet-n, tüm oyuncuların demo'larını tek bir noktada toplamasına olanak sağlıyor. Yani kendisine şu anda hepimizin takip ettiği speedrun sıralamalarının atası diyebiliriz. Bir İngiliz Doom oyuncusu tarafından kurulan site kısa sürede hem Doom'a hem de speedrun dünyasına olan ilginin yangına dönüşmesine sebep oluyor.

Bu demo'ların günümüzde hala speedrun için kullanıldığını belirtelim. Çünkü demo'lar Doom aleminde artık bir gelenek haline dönüşmüş durumda. Hatta ilk dönemlerde oyuncular, demo'larının yanına birer not ekleyerek stratejilerinin detaylarını da paylaşırdı. Yani bu demo'lar hem sürelerin doğruluğunu kanıtlıyor hem de oyuncunun kullandığı stratejileri öğrenmenizi sağlıyordu. Demo'ları kolayca kontrol edebilmemizi sağlayan yazılımlar ise hilecilerin kolayca ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.

Doom: Tokyo Drift

Doom'un speedrun dünyasının omurgasını oluşturan üç ayaklı yapısının son ayağı ise oyunlardaki hareket anlayışımızı değiştiren “strafing” kavramı. Şu anda rekabetçi oyunların bir kısmında hala kullanılan strafing'in, aslında bir savaş mekaniği olarak geliştirilmiş. Yine Romero'nun paylaştığı bilgilere göre bu hareket sistemi aslında orijinal, yani yazılım olarak dağıtılan, Doom içerisinde bulunmuyormuş. Daha sonra bu sistemi geliştirmeye karar vermiş id Software. Çünkü strafing'in daha çok çoklu oyunculu modlarda kullanılacağına inanıyorlarmış.

Doom'da ulaşabileceğiniz iki adet straferunning "hızı" mevcut: SR40 ve SR50. Bu sistemlerin teknik detaylarına girmeyeceğim fakat ikisinin de basitçe (!) yana ve ileriye aynı anda hareket etmek gibi çılgınca bir şema barındırdığını belirteyim. Bu strafe'ing sistemi yıllar içerisinde Doom speedrun topluluğunun yoğun şekilde hakim olduğu bir sistem haline geliyor. Hatta SR50 isimli ve Doom'da ulaşabileceğiniz maksimum strafe sürati olan sistem, oyunun çıkışından yıllar sonra keşfedilmişti. Hatta bu sayede yıllara direnen pek çok Doom rekoru kırılmıştı.

Doom'un speedrun topluluğunun efsanevi isimlerinden 4shockblast'ın SR50 ile kırdığı rekor.

Bahsetmeden edemeyeceğim bir diğer detay da Doom'un kendi içerisinde challenge'lar barındıran ilk speedrun oyunlarından biri olması. Örneğin meşhur modlar arasında oyunu sadece silah ve berserk moduyla bitirmenizi isteyen Tyson Challenge gibi eğlenceli speedrun kategorileri bulunuyor.

Sırada Ne Var?

Dürüst olayım, aslında bu yazıda Quake'e de değinmek istiyordum fakat burada yazdığım her şey Quake için de geçerli. Bu sebeple bunun yerine daha da önemli ve yine hala rekabetin döndüğü bir oyuna yolculuğa çıkacağız önümüzdeki yazıda. Üçüncü virajda, Nintendo'nun büyülü dünyasına giriş yapıyoruz.

Biterken çalıyordu...

YORUMLAR
carljohnson210
13 Ağustos 2021 07:20

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

carljohnson210
13 Ağustos 2021 07:17

[Bu yorum kullanıcı tarafından silinmiştir]

tezgelegemen
23 Temmuz 2021 18:55

Nintendoya girereken Mariodan çıkarsınız siz şindi

Parolamı Unuttum